(1632 S. K. m. 117) (5237 S. K. m. 50, 52, 62, 86) (211 S. K. m. 14, 115)
Askeri Mahkemece; sanığın, 01.09.2008 tarihinde asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK.'nın 117/1, TCK.'nın 62/1, 50/3 ve 52/2'nci maddeleri uyarınca, neticeten beş yüz TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tertip edilen adli para cezasının TCK.'nın 52/4'üncü maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verilmiş; bu hüküm, sanık müdafileri tarafından; sanık lehine olan tanık ifadelerine itibar edilmediği, noksan soruşturma ile hüküm kurulduğu ve sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı belirtilerek temyiz edilmiş; hükmün bozulması görüşünü içeren tebliğnameye yazılı cevap verilmemiştir.
Askeri Mahkemece: sanığın 01.09.2008 tarihinde, şube müdürlüğüne vekalet etmesi nedeniyle amiri konumunda bulunduğu, katılan Devlet Memuru A.Ö ile aralarında geçen, yüksek sesli tartışmayı müteakip, çekil yolumdan seninle muhatap olmak istemiyorum diyerek katılan mağdureyi odasına doğru ittirdiği ve bu suretle asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Yapılan incelemede;
İç Hizmet Kanunu'nun 115'inci maddesinin (b) bendinde Bütün sivil personel emrindeki çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu Kanunun 14'üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu ceza ve müeyyidelere tabi olurlar. hükmüne, 14'üncü maddesinde ise Ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğan mesuliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur. hükmüne yer verilmiştir. Kanunda, askeri amirlerin, Silahlı Kuvvetlerde görevli Devlet Memurlarına karşı yaptıkları haksız fiiller yönünden, Askeri Ceza Kanununa tabi olmaları öngörülmemiştir. (Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesinin 11.07.1989 tarihli ve 1989/311-303 Esas-Karar sayılı ilamı, Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 06.06.2007 tarihli ve 2007/996-975 Esas-Karar sayılı ilamı, Askeri Yargıtay 3'üncü Dairesinin 22.07.2010 tarihli ve 2010/1866-1856 Esas-Karar sayılı ilamı bu yöndedir).
Açıklanan nedenlerle; sanığın eylemi TCK'nın 86'ncı maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçuna vücut vereceğinden, asta müessir fiilden dolayı cezalandırılmasının hukuka aykırı olması nedeniyle, hükmün suç vasfı yönünden de bozulması gerekmiştir.
Bozma sebepleri karşısında; sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu dikkate alınarak, sonradan yapılacak yargılamada uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine,
Sanığın 02.09.2009 tarihli dilekçesi üzerine yapılan araştırmada, mağdurenin sanığa karşı sarf ettiği ve disiplin cezası almasına neden olan sözleri hangi tarihte sarf ettiği, bu sözlerin nelerden ibaret olduğu tespit edildikten sonra, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğine, işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy