(353 S. K. m. 9, 17, 176) (1632 S. K. m. 91, 106) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 399)
Askeri Mahkemece; sanığın, 05.06.2009 tarihinde amire fiilen taarruz suçunu işlediği iddiasıyla ASCKnın 91/1inci maddesinin az vahim hal cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, iddia konusu eylemin TCKda düzenlenen kasten yaralama suçunu oluşturduğu ve sanığın terhis edildiği kabul edilmek suretiyle atılı suçtan dolayı, 353 sayılı Kanunun 9, 17 ve 176ncı maddeleri uyarınca Askeri Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Askeri Savcı görevsizlik kararını; mağdurun amir sıfatını haiz bulunması nedeniyle eylemin amire fiilen taarruz suçunu oluşturduğunu ve Askeri Mahkemenin görevli olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık Dz.Er A.A.nın, erbaş sayısının yetersiz olması sebebiyle bölük nöbetçi çavuşu olarak görevlendirilen mağdur Dz.ErM.Ç.ye,
05.06.2009tarihinde yoklamaya katılma hususundaki tartışma sırasında yumruk attığı, bu suretle amire fiilen taarruz suçunu işlediği iddiasıyla ASCKnın 91/1inci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de;
Askeri Mahkemenin kararında ayrıntılı olarak irdelendiği ve Dairemizin 18.04.2006 tarihli ve 2006/596-594 sayılı kararında da izah olunduğu üzere; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 399uncu maddesine göre, nöbetçi çavuşluğunun, birlikte mevcut çavuş veya liyakatli onbaşılar arasında sıra ile tutulması gerekmekte olup, bu görevi ifa edecek yeterli miktarda erbaş mevcut olmaması durumunda birlik komutanlığınca, birlikte bulunan bazı erlerin onbaşı rütbesine veya bazı onbaşıların çavuş rütbesine naspedilmelerinin mümkün olduğu, somut olayda ise mağdur Dz.Er M.Ç.nin, rütbesi itibarıyla TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 399uncu maddesinde belirtilen nöbetçi çavuşluğu görevi ile görevlendirilebilmesi için gerekli koşulları taşımadığı, buna göre olay tarihinde birlik komutanlığınca nöbetçi çavuşu olarak görevlendirilmiş olması sebebiyle, sanığın amiri konumunda kabul edilemeyeceği açıktır. Ayrıca, mağdura verilen görevin, ASCKnın 106ncı maddesinde düzenlenmiş olan ve mağdura amirlik sıfatı kazandıracak nöbet hizmetleri niteliği de bulunmamaktadır.
Bu itibarla; kasten yaralama olarak nitelendirilmesi gereken müsnet suçun askeri suç veya askeri suça bağlı bir suç olmadığı,
30.08.2009 tarihinde terhis edilmesi nedeniyle sanığın Askeri Mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesildiği ve Askeri Mahkemenin görevinin sona erdiği, yargılama görevinin adli yargı mahkemelerine ait olduğu anlaşılmakla, atılı suç ile ilgili olarak Askeri Mahkeme tarafından 353 sayılı Kanunun 17nci maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Askeri Savcının temyiz sebeplerinin reddi ile görevsizlik kararının onanmasına, karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy