(5271 S. K. m. 147, 191, 225) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece, sanığın, 30.07.2008 tarihinde, üstü olan mağdur P.Uzm.Çvş. Z.G.ye ait bankamatik kartını çalmak ve bu bankamatik kartını kullanarak 30.07.2008 ile 02.08.2008 tarihlerinde bankadan para çekmek suretiyle üstünün bir şeyine çalmak suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Sanık hakkındaki önceki mahkumiyet hükmünün, istinabe suretiyle tespit edilen sorgusunun, usule uygun bir şekilde tespit edilmemesinin hukuk aykırı olması nedeniyle Askeri Yargıtay tarafından bozulduğu görülmektedir.
CMKnın; Duruşmanın başlaması başlıklı 191inci maddesinin 3üncü fıkrasının (d) bendi; Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.; İfade ve sorgunun tarzı başlıklı 147nci maddesinin 1inci fıkrasının (f) bendi ise; ... kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır. hükmünü içermektedir.
Diğer taraftan, sanığın Askeri Yargıtay bozma kararına karşı beyanlarının tespit edilmesi ise 353 sayılı Kanunun 227/4üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bozmadan sonraki yargılama aşamasını ilgilendiren bu hükmün, sanığın yargılamanın hemen başlangıcında sorgusunun tespit edilmesinin gerektiğini öngören CMKnın 147 ve 191inci maddelerinin uygulanmasını engelleyecek biçimde yorumlanması mümkün değildir.
Ayrıca, savunma hakkının kutsallığı ve göz ardı edilemez olduğu, hem insan hakları beyannameleri, hem de Anayasa ile güvence altına alınmış bulunmaktadır. Diğer taraftan, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, gerekse doktrinde sorguya çekilme, adil yargılanma hakkının bir parçası olarak kabul edilmektedir ve yasal kurallar çerçevesinde yapılacak sorgu, hem maddi gerçeğin aydınlatılması yönünden, hem de sanığın savunma hakkını kullanabilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu anlamda, sorgunun hiç veya kanunun öngördüğü şekilde yapılmaması, doğrudan kamu düzenini ilgilendiren muhakeme hukuku normlarının ihlali anlamına gelmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığı altında temyiz konusu olaya dönüldüğünde; Askeri Mahkemenin, ilk mahkumiyet hükmünün, sanığın sorgusunun usulüne uygun bir şekilde tespit edilmemesi nedeniyle Askeri Yargıtay tarafından bozulmasından sonra, Askeri Yargıtay bozma kararına karşı diyeceklerini tespit etmesine rağmen, sanığın sorgusunu hiç tespit etmeden mahkumiyet hükmü tesis ettiği görülmektedir.
Ancak, sanığın sorgusunun usule uygun bir şekilde tespit edilmediğine ilişkin bozma kararına uyulmasına karar veren Askeri Mahkemenin, bozma kararında belirtilen usule aykırılıkları gidermek amacıyla hareket ederek, öncelikli olarak, CMKnın 191inci maddesine göre, sanığın sorgusunu tespit etmesi gerektiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Sanığın Askeri Yargıtay bozma kararına karşı beyanının tespit edilmesi, bozmadan sonraki yargılama aşamasını ilgilendiren ve esas itibariyle askeri mahkemenin bozmaya uyup uymama konusundaki görüşünün sağlam hukuki temellere dayanması maksadını öngören bir işlem niteliğindedir. Bu işlem esnasında iddianamenin okunmaması, sanığa, yüklenen suçun anlatılmaması, CMKnın 147nci maddesinde belirtilen tüm haklarının hatırlatılmaması, yüklenen fiille ilgili savunmaya ilişkin beyanlarını belirtme imkanı tanınmaması nedenleriyle bu işlemin ceza muhakemesi hukuku açısından teknik anlamda sorgu işleminin yerine geçebileceğini söylemek mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, atılı üstünün bir şeyini çalmak suçu ile ilgili olarak bozmadan sonra sanığın sorgusu hiç tespit edilmeden mahkumiyet hükmü tesis edilmesi, CMKnın 147 ve 191inci maddelerine aykırı olduğu gibi, sanığın savunma hakkının kısıtlanması anlamında 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine göre hukuka mutlak olarak aykırılık teşkil ettiği ve ayrıca, sanığın adil yargılanma hakkını ihlal niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 25.03.2004 tarihli ve 2004/61-57 Esas-Karar; Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 26.03.2008 tarihli ve 2008/923-922 Esas-Karar; 03.12.2008 tarihli ve 2008/2958-2954 Esas-Karar; Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin 06.10.2009 tarihli ve 2009/2586-2585 Esas-Karar; Dairemizin 17.07.2007 tarihli ve 2007/1274-1273 Esas-Karar sayılı kararları da aynı yöndedir).
Ayrıca; sanığın, üstü olan mağdur P.Uzm.Çvş. Z.G.ye ait bankamatik kartını çalmak suretiyle üstünün bir şeyini çalmak suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmasına rağmen; her ne kadar hüküm fıkrasında, hükme konu eylem bankamatik kartını aşırmak olarak gösterilmiş ise de, gerekçeli kararın 2nci sayfasında yer alan Delillerin Tahlil ve Değerlendirilmesi bölümünde maddi olay anlatılırken, bu eylemin yanı sıra, sanığa atılı banka kartını kötüye kullanma suçu ile ilgili daha önce kesinleşen hükme konu mağdurun bankamatik kartını kullanarak bankadan para çekme hareketleri de yazıldıktan sonra ... bu şekilde sanığın üstünün bir şeyini çalmak suçunu işlediği ... belirtilerek hükmün konusu yapılması CMKnın 225inci maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Asker kişilerin işledikleri askeri suçların 353 sayılı Kanun'un 9 ve 17nci maddeleri uyarınca mutlaka askeri mahkemede görülmesi gereğinde kuşku bulunmaması sebebiyle, bu hususa ilişkin olarak ileri sürülen temyiz sebebi kabule değer bulunmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy