(5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5275 S. K. m. 98, 100, 101)
Askeri Mahkemenin 21.11.2012 tarihli, 2012/883-335 Esas ve Karar sayılı hükmü ile; hükümlünün, 12.08.2012 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 87/1 (birinci cümlesi) ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu hükmün taraflarca yasal süresi içinde temyiz edilmediğinden 07.12.2012 tarihi itibariyle kesinleştiği;
İnfaz aşamasında iken, 23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 47nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile, Ek-8inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
ibaresinin ve Ek-10uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi sonrasında, Askeri Savcılığın talebi üzerine, duruşmasız işlere ait kararla yapılan lehe kanun değerlendirmesi sonucunda, hükümlünün, 12.08.2012 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 87/1 (birinci cümlesi) ve TCKnın 62nci, 50/1-a ve 52nci maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sabıkası olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği;
Karara, Askeri Savcı tarafından hükümlü hakkındaki lehe kanun değerlendirmesinin duruşma açılarak ve taraf teşkil edilerek yapılması gerektiği ileri sürülerek itiraz edildiği;
Tebliğnamede, kararın hükümlü hakkındaki kısmının kaldırılmasına ve hükümlü hakkındaki 23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla ilgili takdir ve değerlendirmenin duruşma açılarak yapılmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirildiği;
Görülmektedir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, hükümlü hakkındaki lehe kanun değerlendirmesi duruşmasız işlere ait kararla yapılarak, hükümlünün sabıkasının bulunduğu belirtilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Hükümlünün geçmişte sabıkasının bulunması durumunda CMKnın 231inci maddesinin uygulama şartları arasında bulunan ve objektif şart olarak nitelendirilebilecek olan sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması şeklindeki ön şartın gerçekleşmeyeceği, keza iki yıldan daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm edilmesi veya daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olması durumlarında Askeri Mahkemece hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi kurumlarının uygulanma imkanının olmayacağı, dolayısıyla bu durumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi hususundaki değerlendirmenin duruşma açılmaksızın yapılabileceği, hükümlünün daha önce sabıkasının bulunmaması durumunda ise Askeri Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi ve kısa süreli hapis cezasının; sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesi durumunda ise; takdir hakkının kullanılmasını gerektiren bir değerlendirme yapılması gerektiğinden 5728 sayılı Kanunun Geçici 1inci maddesinin ikinci fıkrasındaki Kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak, hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde inceleme, duruşma açılmak suretiyle yapılabilir. hükmü kıyasen uygulandığında adil bir yargılamanın sağlanması için duruşma açılmasının gerektiği açıktır.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; dosya kapsamında bulunan hükümlüye ait adli sicil kaydında (dizi 47), hükümlü hakkında adli bir suçtan (TCKnın 86/2nci maddesi) dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.
CMKnın 231inci maddesinin beşinci fıkrasındaki Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. hükmü ve aynı maddenin on üçüncü fıkrasındaki Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. hükmü birlikte dikkate alındığında, adli sicil kaydındaki söz konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin kaydın sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğu şeklinde kabulünün mümkün olmadığı açıktır.
Bu durumda, hükümlünün daha önceden mahkûmiyetinin bulunmaması nedeniyle cezasının gerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, gerek ertelenmesine ve gerekse kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesine imkan bulunmakta olduğundan; anılan kurumlarının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin değerlendirmenin takdir hakkının kullanılmasını gerektirdiği, dolayısıyla Askeri Mahkeme tarafından, duruşma açılmak suretiyle savunma hakkının kullanılmasına imkan tanınarak karara bağlanması gerektiği anlaşıldığından, Askeri Mahkemenin duruşmasız olarak verdiği kararın kaldırılmasına ve değerlendirme yapılabilmesi için duruşma açılmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy