(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 51, 62) (5271 S. K. m. 231)
Askeri Mahkemenin, 14.05.2008 tarihli, 2008/100-160 E.K. sayılı kararı ile; hükümlünün, 26.08.2007-04.09.2007 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-b, 73 ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, taraflarca itiraz edilmeyen kararın, 28.06.2008 tarihinde kesinleştiği (Dz.79-84);
Hükümlünün, beş yıllık deneme süresi içerisinde, 27.02.2009 tarihinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ve bu suçtan hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin 01.06.2010 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması üzerine (Dz.97, 116), tensiple duruşma açılarak ve taraf teşkili sağlanmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonunda;
Askeri Mahkemenin 13.09.2011 tarihli, 2011/161-106 E.K. sayılı kararıyla; 14.05.2008 tarihli, 2008/100-160 E.K. sayılı hükmün açıklanmasına, hükümlünün, 26.08.2007-04.09.2007 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-b, 73 ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği (Dz.134), bu hükmün, Dairemizin 14.02.2012 tarihli, 2012/252-233 E.K. sayılı ilamıyla onanmak suretiyle kesinleştiği (Dz.161);
İnfaz aşamasında iken, Askeri Savcılığın 10.07.2012 tarihli yazısı ile, Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli, 2012/9-103 E.K. sayılı kararıyla; ASCKnın 47/1-A madde, fıkra ve bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile, Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasının Sırf askeri suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
bölümünün ve Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının, izin tecavüzü suçu yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği belirtilerek, infazın durdurulmasına karar verilmesinin talep edilmesi üzerine (Dz.165);
Askeri Mahkemenin 12.07.2012 tarihli, 2011/161 Evrak ve 2012/130 Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla; infazın durdurulmasına karar verildiği (Dz.166);
Daha sonra duruşma açılıp, taraf teşkili sağlanmak suretiyle yeniden yapılan uyarlama yargılaması sonunda, Askeri Mahkemece; 13.09.2011 tarihli, 2011/161-106 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünde herhangi bir değişiklik yapılmasına yer olmadığına, bu kapsamda; hükümlünün, 26.08.2007-04.09.2007 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b, 73 ve TCKnın 62nci maddeleri gereğince beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükümlü hakkında hükmolunan ve açıklanması geri bırakılan cezanın açıklanması nedeniyle hükmolunan hapis cezasının, CMKnın 231/7nci maddesi gereğince ertelenmesine ve seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verildiği (Dz.270);
Anlaşılmaktadır.
Uyarlama yargılaması sonucunda verilen bu hüküm, hükümlü müdafii tarafından; sebep gösterilmeksizin yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemiş olması nedeniyle hükmün açıklanması yoluna gidilen hükümlü hakkında, CMKnın 231inci maddesinin 11inci fıkrasında, cezanın bir kısmının infaz edilmemesine veya koşullarının varlığı halinde hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ya da hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, müdafiinin sebepsiz temyiz isteminin reddiyle, mahkûmiyet (uyarlama) hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiği görüş ve düşüncesi bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Uyarlama yargılaması sonucunda, Askeri Mahkemece; lehe kanun hükümlerinin değerlendirilmesi başlığı altında, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 08.12.2011 tarihli, 2011/114-114 E.K. sayılı ve Yargıtay 2nci Ceza Dairesinin 06.12.2012 gün ve 2012/25251-47703 sayılı ilamlarına da atıfta bulunulmak suretiyle,
Sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün açıklanmasına karar verildiği tarihte ve halen yürürlükte olan CMKnın 231/7 ve 231/11inci maddeleri ile TCKnın 50 ve 51inci maddeleri birlikte dikkate alındığında;
Kısa süreli, hapis cezası öngören mahkumiyet kararları hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme müesseselerinden sadece birinin uygulanabileceği ve açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün açıklanması halinde, ancak sanığın kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirememesi durumunda hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesinin değerlendirilebileceği,
Somut olayda, sanık hakkında ilk mahkûmiyet hükmü verilirken, diğer seçeneklere göre lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanuni yasaklar nedeniyle, karar aşamasında uygulanma ihtimali olmayan kanun hükümlerinin, iptal edilen kanuni yasaklar olmasa da sanık hakkında hükmün açıklanmasını geri bırakılması kararı verilmesi nedeniyle uygulanmasının kanunen mümkün olmadığı,
Ayrıca sanığın yüklenen yükümlülükleri yerine getirememesinin söz konusu olmaması nedeniyle açıklanmasına karar verilen hükümdeki hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesinin veya ertelenmesinin kanunen mümkün olmadığı anlaşılmış; bu çerçevede sanık hakkında uygulanan kanun maddelerinde lehe kanuni bir değişiklik olmadığı kanaati edinildiği belirtilerek; 13.09.2011 tarih ve 2011/161-106 Esas-Karar sayılı mahkûmiyet hükmünde herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
CMKnın 231inci maddesinde tanımlanan ve sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılması ve CMKnın 223üncü maddesi gereğince kamu davasının düşmesi nedenlerinden birini oluşturmaktadır.
Koşullu bir düşme nedeni oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme müesseselerinden önce ve resen değerlendirilerek, karar tarihi itibarıyla isteme bağlı olmaksızın uygulanacak olup, koşullarının bulunmaması veya anılan müessesenin uygulanmaması yönünde kanaate ulaşılması halinde ise, TCKnın 50inci maddesinde düzenlenen kısa süreli hapis cezalarına seçenek yaptırımlar müessesesi ve 51inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi müessesesi yönünden değerlendirme yapılabilecektir.
Diğer taraftan, suçun işlendiği ve atılı suçtan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği tarih itibarıyla, hükümlü hakkında kısa süreli hapis cezalarına seçenek yaptırımlar müessesesi ile hapis cezasının ertelenmesi müessesesinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Her ne kadar, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 08.12.2011 tarihli ve 2011/114-114 E.K. sayılı ilamında, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemiş olması nedeniyle CMKnın 231/11inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığına, ASCKnın Ek 8, 47 ve CMKnın 231/11inci maddeleri hükümlerine göre, hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilmesinin mümkün olmadığına karar verilmiş ise de;
Denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi halinde, hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilmesinin mümkün olup olmadığı tartışılmaksızın, öncelikle, somut olaya özgü koşulların incelenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin isteme bağlı olmaksızın uygulanmasına, 22.07.2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanunun 7inci maddesiyle CMKnın 231/6-son fıkrasına eklenen Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez şeklindeki cümleyle son verilmiştir. Diğer bir deyişle, hakimin, diğer kişiselleştirme müesseselerinden önce ve resen değerlendirmesi gereken hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesini uygulayabilmesi, sanığın kabul etmesi şartına bağlanmıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas-2013/16 Karar sayılı kararıyla (23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı R.G.de yayımlanan); ASCKnın 47/1-A madde, fıkra ve bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ... kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
ibaresinin ve ASCKnın Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesiyle, atılı suç yönünden hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi imkanı doğmuştur.
Suç tarihinde yürürlükte bulunmayan ve daha sonra yürürlüğe giren kanun hükümlerinin, sanığın lehine uygulanması olanağı doğduğunda derhal uygulanmasını ifade eden lehe kanun değerlendirmesi sonucunda, hükümlü hakkında. 14.05.2008 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi doğaldır.
Ancak, söz konusu karar verildiğinde uygulanma kabiliyeti bulunmamakla birlikte, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinde sonradan yapılan değişikliklerin, somut olayda olduğu gibi hükümlü lehine sonuç doğurma imkanı olduğu hallerde, lehe kanun değerlendirmesine konu edilmemesinin hak yoksunluklarına sebep olacağı kuşkusuzdur.
Bu itibarla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinden sonra kasten suç işlenmiş olsa dahi, öncelikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin sanığın kabulüne bağlanması şeklinde yapılan değişiklik ve hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi imkanını sağlayan Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas-2013/16 Karar sayılı kararı (23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı R.G.de yayımlanan) dikkate alınarak, lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerektiğinden, uyarlama yargılaması sonucu verilen mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Nitekim, Dairemizin 08.10.2013 tarihli ve 2013/1225-1204 sayılı ilamı da benzer doğrultudadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy