(1632 S. K. m. 82) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 225) (YCGK 30.05.2006 T. 2005/7-173 E. 2006/145 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 28.04.2010 tarihinde üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 82/2 (birinci cümlesi) ve TCK'nın 62/1inci maddeleri gereğince, beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; sanık tarafından, verilen cezanın yerinde olmadığı ileri sürülerek, yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Katılan Uzm.J.Çvş. S.K., 28.04.2010 tarihinde eski karakol binasının önünden geçerken, sanığı cep telefonu ile konuşurken gördüğü, yanına giderek cep telefonunu vermesini istediği, sanığın telefonunu vermeyerek, katılanı ittirdiği, bu esnada sanığın katılana hitaben sen geldiğinden beri canımı sıkıyorsun, sen kimsin lan, seni öldürürüm, mermileri karnına boşaltırım diyerek, tenis salonunda bulunan silahını almaya yöneldiği, olay yerine gelenlerin sanığı tutarak sakinleştirdikleri, böylece sanığın katılanın üzerine yürümek suretiyle üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle sanık hakkında kamu davası açılmış, askeri mahkemece de iddianamedeki anlatım şekli dikkate alındığında, sanığın sadece katılana doğru yönelmesinin kesin olarak atılı suçu meydana getirmek açısından yeterli icrai bir hareket olarak kabulünün mümkün olmadığı, saldırma amacının olduğu kabul edilse dahi, saldırmaktan her an vazgeçebileceği, atılı suçun unsurları itibarı ile oluşmadığı, her ne kadar iddianame içeriğinde sanığın katılanı ittirmesinden bahsedilmişse de, iddianamenin bütünü ve vasıflandırma dikkate alındığında iddianameye konu edilmediği, ancak yukarıda bahsedilen sen geldiğinden beri canımı sıkıyorsun, sen kimsin lan, seni öldürürüm, mermileri karnına boşaltırım şeklindeki sözleri söylemek suretiyle -ek savunması da alınarak- üstü tehdit suçunu işlediği kabulüyle mahkûmiyetine karar verilmişse de,
CMK'nın 170'nci maddesinde; iddianamede yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddelerinin, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmasının gerektiği, İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği, suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbirinin açıkça belirtilmesinin gerekeceği, CMK'nın 225'inci maddesinde ise; hükmün, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verileceği, düzenlemeleri bulunmaktadır.
Askeri Yargıtayın ve Yargıtayın yerleşik kararlarında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylem olduğu, yani iddianamede açıklanan ve ferdileştirilmiş olan eylem/fiil olduğu, iddianamenin dışına çıkılarak karar verilmesinin, açılmayan ve mevcut olmayan bir dava nedeniyle karar verilmesi sonucunu doğuracağı, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, dava konusu yapılacak eylemin bağımsız olarak açıklanması gerektiği kabul edilmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.12.2010 tarihli, 2010/126-125; 11.06.2009 tarihli, 2009/83-79; 19.04.2007 tarihli, 2007/42-37; 19.01.2006 tarihli, 2006/14-11; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.05.2006 tarihli, 2005/7-173, 2006/145 Esas ve Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, sanığın katılanın üstüne yürümek suretiyle üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle açılmış bir kamu davası bulunduğu dikkate alındığında, askeri mahkemece, iddianamenin, olayın hikaye edildiği kısımda belirtilen, ancak iddia konusu suçu oluşturan eylem kapsamında gösterilmeyen sözlerin üstü tehdit suçunu oluşturduğu kabulüyle, ek savunması alınarak, mahkûmiyet kararı verilmesi, iddianın genişletilmesi sonucunu doğurduğundan sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy