(353 S. K. m. 202, 203, 204, 251, 252, 253, 254) (5237 S. K. m. 43, 50, 52, 62) (1632 S. K. m.47, 132, Ek. m. 10)
Askeri Mahkemece, 23.07.2012 tarihli ve 2012/376-297 Esas-Karar sayılı hüküm ile, hükümlünün, 19.11.2011 ve 23.11.2011 tarihlerinde zincirleme astının bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 132, TCK'nın 43/1, 62, 50/a ve 52nci maddeleri uyarınca 4.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün, taraflarca temyiz edilmemesi nedeniyle 22.08.2012 tarihinde kesinleştiği;
Bu hükmün infazı devam ederken, 23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 47nci maddesinin birinci fıkrasının 4551 sayılı Kanunun 12nci maddesiyle değiştirilen (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerinin, 5329 sayılı Kanunun 1inci maddesiyle ASCKna eklenen Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile ... ibaresinin, 5329 sayılı Kanunun 1inci maddesiyle ASCKna eklenen Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine Askeri Savcılığın talebine istinaden Askeri Mahkemece, 28.01.2013 tarihli, 2012/376 Esas ve 2013/124 Müt. Karar sayılı duruşmasız işlere dair karar ile; Askeri Mahkemenin 23.07.2012 tarihli, 2012/376-297 Esas ve Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün infaz edilmemesine, hükümlünün, 19.11.2011 ve 23.11.2011 tarihlerinde zincirleme astının bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 132, TCKnın 43/1 ve 62nci maddeleri uyarınca yedi ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMKnın 231/5inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın, taraflarca itiraz edilmemesi nedeniyle 22.02.2013 tarihinde kesinleştiği;
Hükümlünün Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu 18.09.2013 tarihli dilekçesi ile; Askeri Mahkemenin 28.01.2013 tarihli, 2012/376 Esas ve 2013/124 Müt. Karar sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile, zincirleme astın bir şeyini çalmak suçundan dolayı hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğunu belirterek, 23.07.2012 tarihli ve 2012/376-297 Esas-Karar sayılı hüküm uyarınca ödemiş olduğu 4.500 TL adli para cezasının 4 taksitinin iadesini talep ettiği;
Bunun üzerine, Askeri Mahkemece, 10.10.2013 tarihli, 2012/376 Esas ve 2013/1035 Karar sayılı duruşmasız işlere dair karar ile; hükümlünün 5inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 23.07.2012 tarihli, 2012/376-297 Esas ve Karar sayılı kesinleşmiş hükmü nedeniyle, ödemiş olduğu, 03.01.2013, 04.02.2013, 04.03.2013 ve 04.04.2013 tarihli dört taksitin, hükümlünün mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için, yasal faizi ile birlikte hükümlüye iadesine karar verildiği;
Bu kararın; Askeri Savcı tarafından, Askeri Mahkemece 28.01.2013 tarihinde verilen uyarlama hükmüyle sanığın cezasının yeniden ele alınıp, neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın verildiği tarihten itibaren, önceki karara istinaden yapılmış infaz işlemlerinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, dolayısıyla hükümlünün 04.02.2013, 04.03.2012 ve 04.04.2013 tarihli adli para cezası taksit ödemelerinin hukuki dayanağı olmayan, sakat infaz işlemi mahiyetinde oldukları, ancak gerek 5275 sayılı Kanunda, gerekse diğer ceza yargılama ve infaz hukuku yasalarında, bu şekilde hukuka aykırı olarak alınan adli para cezalarının hak sahibine iade edilmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bu itibarla, ceza mahkemelerinin bu ödemelerin iadesine ilişkin bir karar verme görevlerinin mevcut olmadığı, bu hukuki durumda olan kişilerin izleyecekleri genel yöntemin öncelikle idari müracaat, bu yolla hak elde edemedikleri takdirde ise idari veya hukuk yargı yolu olduğu, açıklanan bu sebeplerle hükümlünün haksız olarak ödediğini iddia ettiği adli para cezası taksit ödemelerinin kendisine ödenmesine ilişkin talebin reddedilmesi gerektiği halde kabulüne karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, hükümlü aleyhine, yasal süresi içinde itiraz edildiği;
Tebliğnamede, itirazın reddine karar verilmesi görüşünün bildirildiği;
Görülmüştür.
İtirazın incelenmesine geçilmeden önce, itirazı Askeri Yargıtayın mı, yoksa en yakın Askeri Mahkemenin mi inceleyeceği konusunun irdelenmesi, bu kapsamda öncelikle itiraz kurumuna ilişkin düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir.
Olağan bir kanun yolu olan itiraz, 353 sayılı Kanunun 202, 203 ve 204üncü maddelerinde düzenlenmiş iken, 05.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren ve 353 sayılı Kanunda köklü değişiklikler yapan 5530 sayılı Kanunla, 203üncü madde yürürlükten kaldırılıp, 202/2nci maddeye, Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yapılacak itirazları en yakın askeri mahkeme inceler. şeklinde bir fıkra eklenmiştir. 353 sayılı Kanun kapsamında Askeri Yargıtayın itiraz mercii olarak bakacağı işler, temyiz isteminin reddi konusuna ilişkin 214üncü madde ile, cezaların yerine getirilmesi sırasında alınması gereken kararlara ilişkin 254üncü maddede yer almaktadır.
5530 sayılı Kanunun 59uncu maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, 353 sayılı Kanunun 251, 252 ve 253 üncü maddesi hükümleri, 5237 sayılı TCK ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda düzenlendiğinden yürürlükten kaldırılmış; 5275 sayılı Kanunun Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlıklı 98, Birden fazla hükümdeki cezaların toplanması başlıklı 99 ve Hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi başlıklı 100üncü maddelerinde düzenlenen konular, bir bütün halinde Cezaların yerine getirilmesi sırasında alınması gereken kararlar ve bu kararlara itiraz başlıklı 254üncü maddede düzenlenmiştir.
353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanun'un 59uncu maddesiyle yeniden düzenlenen 254üncü maddesinin birinci fıkrası, Cezaların yerine getirilmesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile, hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına ve mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması gerekirse, hükmü veren askeri mahkemeden karar istenir. Bu kararlar duruşma yapılmaksızın verilir.; son fıkrası ise, İtiraz üzerine Askeri Yargıtay karar verir. hükmünü içermektedir.
353 sayılı Kanunun 244/1inci maddesindeki, ... Bu Kanunda ve Askeri Ceza Kanununda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, cezalar ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesinde, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. hükmü de dikkate alındığında, Kanunun 254/1inci maddesindeki, ... mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama ... şeklinde yer alan cümlenin, 5275 sayılı Kanunun aynı başlık altında düzenlenen 98inci maddesinde düzenlenen durumların tamamını, dolayısıyla cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ya da sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden bir karar isteneceğine ilişkin hususları da kapsadığının kabulü gerekmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 14.10.2010 tarihli, 2010/103-100; 02.04.2009 tarihli, 2009/38-46; 17.07.2008 tarihli, 2008/161-153 ve 17.07.2008 tarihli, 2008/148-148 Esas ve Karar sayılı kararları da bu yöndedir).
Açıklanan düzenlemeler doğrultusunda itiraz konusuna bakıldığında; hükümlü hakkında verilip 22.08.2012 tarihinde kesinleşen ve aylık yirmi dört eşit taksitte ödenmesi gereken 4.500 TL adli para cezasının infazı sırasında, Askeri Mahkemece verilen lehe kanun değerlendirmesine ilişkin uyarlama hükmü sonunda, infazın durdurulmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, hükümlünün talebi üzerine, 4.500 TL tutarındaki adli para cezasının, ödenen 03.01.2013, 04.02.2013, 04.03.2013 ve 04.04.2013 tarihli dört taksitinin yasal faizi ile birlikte hükümlüye iadesine karar verildiği anlaşıldığından, kesinleşmiş ve infazına başlanmış bir hükme ilişkin yapılan lehe kanun değerlendirmesi sonunda hükümlü lehine ortaya çıkan durum nedeniyle tesis edilmiş olan söz konusu duruşmasız işlere ait kararın, cezanın yerine getirilmesi sırasında alınmış bir karar niteliğinde olduğu ve 353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik 254üncü maddesi kapsamına girmesi nedeniyle yapılan itirazı inceleme yerinin Askeri Yargıtay olduğu sonucuna varılmıştır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 14.10.2010 tarihli, 2010/103-100 Esas ve Karar sayılı kararı da bu yöndedir).
Dairemizce, itirazı inceleme görevinin Askeri Yargıtaya ait olduğu sonucuna varıldıktan sonra, itiraza konu kararın içeriğine ilişkin incelemeye geçilmiştir.
Askeri Mahkemece, Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı üzerine, Askeri Savcılığın talebine istinaden 28.01.2013 tarihinde yapılan lehe kanun değerlendirmesi sonucunda, infazın durdurulmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu sırada, hükümlünün, infazı durdurulan ve hükmolunduğu eylem hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen 4.500 TL adli para cezasının 03.01.2013, 04.02.2013, 04.03.2013 ve 04.04.2013 tarihlerinde her biri 187,5 TL tutarındaki dört taksiti ödediği dikkate alındığında, mağduriyetine sebebiyet verilmemesi amacıyla, ödemiş olduğu toplam 750 TL tutarındaki paranın hükümlüye iadesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, Askeri Savcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy