(5271 S. K. m. 234) (1632 S. K. m. 117) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 196)
Askeri Mahkemece; sanığın, mağdur J.Bkm.Üçvş. M.G.ye karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 117/1, TCKnın 62, 50/1-a ve 52nci maddeleri uyarınca, beşyüz TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm; mağdur vekili tarafından, vekalet ücretine yönelik nedenler ileri sürülerek, yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede:
Askeri Mahkemece; sanığın, 18.09.2010 tarihinde ertesi gün yapılacak olan denetlemeye esas verilen emirleri yerine getirmek maksadıyla araç sevk amirliğinden araç talep etmek istediği, telefonun meşgul olması nedeniyle araç talebini bildirememesi üzerine makam arabası ile araç sevk amirliğine geldiği, Nöbetçi Astsubay olan mağdur J.Bkm.Üçvş. M.G.'nin üzerinde Nöbetçi Astsubay kolluğu olduğu halde araç sevk amirliği binası merdivenleri üzerinde sanığı karşıladığı, sanığın telefonun neden meşgul edildiğini sorduğu, mağdur J.Bkm.Üçvş. M.G.'nin telefonun neden meşgul olduğunu anlatmaya çalıştığı sırada, sanığın mağdura kızdığı ve mağdurun sağ ayağının kaval kemiğine botunun uç kısmı ile vurduğunun dosya kapsamı itibariyle maddi vaka olarak sübuta erdiği, bu suretle asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Mağdur vekili tarafından, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesine rağmen, vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, mahkûmiyet hükmü sadece vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
CMKnın 234üncü maddesinin 1inci fıkrasının b bendinin 2nci alt bendinde davaya katılma, 6ncı alt bendinde de davaya katılmış olmak koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenleme uyarınca, davaya katılabilmek için üç şartın bir arada bulunması gerekir.
Bunlar;
1- Dava konusu suçtan, doğrudan veya dolaylı olarak zarar görülmesi,
2- Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar davaya katılma iradesinin açıklanması,
3- Davaya katılma hakkının kaybedilmemiş olması. Diğer taraftan, 353 sayılı Kanunun 196/1inci maddesinde kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar Askeri Savcı, şüpheli, sanık ve katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar ile teşkilatında Askeri Mahkeme kurulan Kıta Komutanı ve Askeri Kurum Amiri şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Askeri Mahkemece, 27.04.2011 tarihli duruşmada mağdur J.Bkm.Üçvş. M.G.nin beyanları tespit edilmeden önce, CMKnın 234 üncü maddesinde yer alan haklarının ayrıntılı olarak açıklandığı, mağdur tarafından da özellikle davaya katılma talebinin bulunmadığının beyan edildiği;
Müteakip duruşmada ise, mağdur vekili tarafından, katılanın haklarını tam olarak bilemediği, bu nedenle davaya katılma talebini yanlış anladığı, aslında davaya katılma talebinin olduğu, olayda suçtan zarar gören sıfatı olduğundan davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verilmesinin talep edildiği;
Askeri Mahkemece, mağdurun beyanları yeniden tespit edilerek, 21.09.2011 tarihli duruşmada mağdur J.Bkm.Üçvş. M.G.nin davaya katılma talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Kamu davası açıldıktan sonra, şikayetten vazgeçme ya da önceden şikayetçi olunmamışsa şikayetçi olmadığını açıklama, katılan olarak davaya katılmayacağını söyleme, müdahale yoluyla kamu davasına katılmaya engel teşkil edip, bu yöndeki irade beyanları geri dönülemez nitelikteki yargılama işlemlerinden olduğundan, Askeri Mahkemece, daha önce davaya katılma talebi olmadığını beyan eden mağdurun, daha sonra katılma talebinde bulunması üzerine, talebin kabulü ile duruşmaya katılan sıfatı ile katılmasına karar verilmiş olması hukuken yok hükmünde olup, mağdurun bu kararla katılan sıfatını alması mümkün bulunmamaktadır.
Suçtan zarar gören durumundaki mağdurun, davaya katılma hakkı olmakla birlikte katılmaya mecbur olmadığı, nitekim mağdurun da kamu davasına katılma talebinin olmadığını bildirdiği, kamu davasına katılmayacağını bildirmesiyle birlikte katılma hakkının düştüğü, bu durumda katılan sıfatı almayan mağdurun, sanık hakkında tesis edilen mahkûmiyet hükmünü temyiz etme hakkı bulunmadığından, mağdur vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir (Dairemizin 22.02.2011 tarihli, 2011/186-179 Esas ve Karar; Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 21.09.2011 tarihli, 2011/768-763 Esas ve Karar; Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 04.06.2012 tarihli, 2012/791-782 Esas ve Karar sayılı kararları da bu yöndedir). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy