(1632 S. K. m. 121) (5271 S. K. m. 223) (AYDK 24.02.2011 T. 2011/13 E. 2011/16 K.)
Sanığın, 16.10.2011 tarihinde 15.00-17.00 saatleri arasında, Alarm Kapısı Nöbet Yerinde P.Er Y.S. ile birlikte nöbetçi olarak görevlendirildiği; olay tarihinde Nöbetçi Astsubayı Bkm.Bçvş. B.K.nin, saat 15.45de nöbet yerinde yaptığı kontrolde, sanığın nöbet yerinde olmadığını gördüğü ve vukuatlı nöbet yeri kontrol defterinin 16.10.2011 tarihli sayfasının 4üncü satırının Görülen Aksaklıklar bölümüne Diğer nöbetçi yok (E.B.) şeklinde şerh düştüğü; okuma yazma bilmeyen ancak kendi ismini okuyabilen sanığın, yazılan vukuatı diğer nöbetçi Mi.Er Y.S.ye okuttuğu ve parmağını ıslattıktan sonra ıslak parmağını kullanarak ismini sayfadan sildiği; Nöbetçi Astsubayının, aynı nöbet yerinde akşam yaptığı kontrolde, bir önceki kontrolünde yazdığı vukuatın silindiğini tespit ettiği ve olayla ilgili tutanak tutulduğu dosya içeriği delillerden anlaşılmakta olup, maddi vakanın sübutunda kuşku bulunmamaktadır.
Askeri Mahkemece;
tahrip etmek fiilinin; yıkma, kırıp, dökme, harap etme ve bozma anlamlarına karşılık gelen bir eylemi ifade ettiği sözlüklerle belirtilmektedir. Bu açıklama paralelinde ele alındığında, tahrip etmek eyleminin, bir şeye, mevcudiyetini değiştirecek ve kullanma kabiliyetini tamamen ortadan kaldıracak şekilde tesir etmek anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Tahrip edilen bir şeyde, tahsis gayesindeki pratik fayda tamamen ortadan kalkmış olabileceği gibi, sadece kıymetinde bir noksanlık da meydana gelmiş olabilir.
Bu açıklama paralelinde, sanığın nöbet defteri üzerindeki eyleminin tahrip fiiline karşılık gelip gelmediğini araştırmak ilzam etmektedir, zira eylemin yakmak veya yok etmek şeklindeki diğer seçimlik hareketler ile örtüşmediğine şüphe yoktur.
Sanık, okuma yazma bilmemesine rağmen, nöbet arkadaşının beyanı üzerine hakkında yazılan vukuatla ilgili olarak, yazının sadece kendi ismini havi kısmını parmağı ile aşındırmak sureti ile çizmiştir. Eylem sonrasında ortaya çıkan duruma bakıldığında; Nöbetçi Astsubayı B.K. tarafından alarm kapısında 15.00-17.00 nöbetçilerinden birinin olmadığı tespit edilmiştir. Tahrifata konu sayfanın nöbetçi adı hanesinde Y.S.nin adı yer almakta ve vukuat kısmında ise -tahrifattan sonra- sadece diğer nöbetçi yok yazmaktadır. O saatte Y.S. ile birlikte nöbet tutan kişinin sanık olduğu gerçeği karşısında; sanığın yaptığı eylemin defter üzerine yazılan vukuatı etkisizleştirmeye elverişli olmadığı ortaya çıkmaktadır. (Kaldı ki sanık hakkında nöbet talimatına aykırı hareketten disiplin cezası tertip edilmiştir). Bu şekli ile deftere, kullanma kabiliyetini tamamen ortadan kaldıracak şekilde tesir edecek vasıfta bir hareketin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Yine eylem dolayısı ile defterin mevcudiyetinin değişmediği gibi kıymetinde de noksanlık meydana gelmediği de kanaat edinilmiştir. şeklindeki değerlendirmeyle, sanık hakkında CMKnın 223/2-a maddesi gereğince beraat hükmü verildiği anlaşılmaktadır.
Askeri Savcılık emanetinde bulunan (Dz.13) dava konu defterin, dava dosyası ile birlikte temyiz incelemesi için gönderilmemiş olması nedeniyle, getirtilerek incelenmesine gerek bulunup bulunmadığı konusu Kurulumuzca öncelikle tartışılmış; sanığın sorgusu, tanık anlatımları, defterin ilgili sayfasının fotokopisi ve defter sayfası üzerinde Askeri Mahkemece yapılan inceleme sonucunun duruşma tutanağına geçirilmiş (Dz.42) ve taraflarca bu inceleme sonucuna itiraz edilmemiş olması karşısında, defter üzerinde sanığın gerçekleştirdiği eylemin niteliğinde her hangi bir tereddüt bulunmadığı sonucuna varılarak, dava konusu defterin getirtilerek incelenmesine gerek görülmemiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 24.02.2011 tarihli, 2011/13-16 Esas ve Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere;
ASCKnın Askerliğe ait vesika, evrak, harita ve şekilleri yakanlar başlıklı 121inci maddesinde, askerliğe ve hesap işlerine dair olan defterleri ve müsveddeleri, vesikaları, hükümlü evrakı, harita ve şekilleri fena niyetle tahrip eden, yakan, yok eden veya ettirenin hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülerek, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir.
Suçun konusunu, askerliğe ve hesap işlerine ait defterler, müsveddeler, vesikalar, hükümlü evrakı, harita ve şekiller oluşturmaktadır.
Suçun maddi unsuru, tahrip etmek, yakmak, yok etmek veya ettirmektir. Sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması ile suçun maddi unsuru gerçekleşmiş olacaktır.
Suçun manevi unsurunu ise, fena niyetle hareket edilmesi, yani bilerek ve isteyerek maddede belirtilen nitelikteki defter ve belgeleri tahrip etmek, yakmak, yok etmek veya ettirmek iradesiyle hareket edilmesidir.
ASCKnın 121inci maddesinin, Bunları muhafaza imkanı olmayıpta düşman eline geçmesinde düşman için fayda varsa bu fiiller suç sayılmaz. şeklindeki son cümlesi de dikkate alındığında, bu düzenlemenin koruduğu hukuki menfaat, içerdiği bilgiler itibarıyla önem arz eden askerliğe ait belgelerin sıhhat ve bütünlüğüdür.
Bu açıklamalara göre, söz konusu suçun oluşabilmesi için, madde metninde belirtilen askerliğe ait belgelerin, fena niyetle hareket edilerek;
a) Tahrip edilmesi,
b) Yakılması,
c) Yok edilmesi veya ettirilmesi, gerekmektedir. Suça konu olan nöbet yeri kontrol defteri, nöbette görülen aksaklıkların yazılması ve takibi için konulmuş olan bir defterdir. Nöbet yerinde bulundurulan ve nöbetçinin muhafazasına tevdi edilmiş olan bu defteri, Nöbetçi Subayı gördüğü eksiklikleri ve kusurları yazarak imzalamakta, böylece hem nöbetçi subayının kontrol için geldiği tespit edilmekte, hem de varsa görülen aksaklıklar (vukuatlar) belirlenmektedir. Bu nedenle, anılan defterin tamamen askerliğin iç düzeni ile ilgili olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
İnceleme konusu olayda, sanığın eylemi neticesinde söz konusu nöbet yeri kontrol defterinin yakılması veya yok edilmesi şeklinde bir sonuç meydana gelmemiş olup, yüklenen suçun oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, nöbet yeri kontrol defterinin tahrip edilip edilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
Tahrip sözcüğü; Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu yayını, Ankara 2005, s. 1885).
Sanık, askerliğe ait defter kapsamında bulunan nöbet yeri kontrol defterinin, 16.10.2011 tarihli sayfasının 4üncü satırının Görülen Aksaklıklar bölümüne Nöbetçi Astsubayı tarafından işlenen Diğer nöbetçi yok (E.B.) şeklindeki yazının (E.B.) şeklindeki bölümünü parmağını ıslattıktan sonra ıslak parmağını kullanarak silmiştir. Sanığın eylemi ile defterin ve ilgili sayfanın bütünlüğünün bozulmadığı, sayfanın yırtılmadığı, delinmediği ve sayfanın tamamında veya ilgili satırında yer alan bilgilerin gizlenmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, nöbet yeri kontrol defterinin tahrip edildiğinden söz edilmesi mümkün olmayıp, sanığın eyleminin tahrifat (Tahrif: Bir şeyin aslını bozma, kalem oynatma, değiştirme) niteliğinde kaldığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, tahrifata konu sayfanın nöbetçi adı hanesinde, diğer nöbetçi tanık Y.S.nin adı yer almakta ve vukuat kısmında ise -tahrifattan sonra- sadece Diğer nöbetçi yok. yazmaktadır. O saatte Y.S. ile birlikte nöbet tutan kişinin sanık olduğu gerçeği karşısında; sanığın yaptığı eylemin defter üzerine yazılan vukuatı etkisizleştirmeye elverişli olmadığı ortaya çıkmaktadır. Nitekim, sanık hakkında nöbet talimatına aykırı hareketten disiplin cezası tertip edilmiştir.
Bu nedenlerle, sanığın eyleminin, ASCKnın 121inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturmadığı gibi, başkaca bir suçun unsurlarını da oluşturmadığı sonucuna varıldığından; tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş, Askeri Savcı ve Adli Müşavirin temyiz sebepleri kabule değer görülmeyerek, hukuka uygun olarak verilen beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy