(1632 S. K. m. 130) (477 S. K. m. 52) (6413 S. K. m. 5, 19, 45) (353 S. K. m. 220) (5252 S. K. m. 9)
Askeri Savcılıkça sanık hakkında; 19.10.2011 tarihinde,
plaka sayılı Renault Express servis aracı muhafızı olarak görevlendirilmiş olması nedeniyle, 195 numaralı şarjör ve içerisinde bulunan 30 adet AK-47 (Kalaşnikof) tüfek mermisi, tutanakla eksiksiz olarak teslim edilmesine rağmen, görev dönüşünde 29 adet mermi teslim ettiği; dolayısıyla bir adet kaleşnikof tüfeği mermisinin kaybolmasına sebebiyet vermek suretiyle, askeri eşyayı kaybetmek suçunu işlediğinden bahisle, ASCKnın 130/1inci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açıldığı;
Askeri Mahkemece; sanığın eyleminin bir adet AK-47 (Kalaşnikof) silahına ait merminin özürsüz olarak kaybedilmesi şeklinde nitelendirildiğinin görüldüğü; dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, suça konu bir adet mermi bedelinin, iki yüz elli Türk Lirasının altında (Dz. 49), (1.12 TL) olduğu; ayrıca, Askeri Yargıtayın yerleşik uygulamaları da dikkate alındığında; görevli mahkemenin belirlenmesinde özürsüz kaybedilen eşyanın silah, mühimmat yahut savaş gereci olup olmamasının herhangi bir önem taşımadığı; sanığın eyleminin, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunun 52nci maddesinde yazılı hizmete mahsus eşyanın harabolmasına sebebiyet verenler veya kaybedenler disiplin suçuna vücut vereceği, kabul edilerek sanık hakkında görevsizlik kararı verildiği;
Görülmektedir.
Sanığın eyleminin, suç tarihi itibariyle 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunun 52'nci maddesinde düzenlenen hizmete mahsus eşyanın harabolmasına sebebiyet verenler veya kaybedenler disiplin suçuna vücut verdiği ve karar tarihinde bu disiplin suçundan yargılama yapma görevinin disiplin mahkemelerine ait olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak; inceleme konusu görevsizlik kararından sonra, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, 16.02.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun 45inci maddesinin beşinci fıkrasıyla, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunun 1inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan Disiplin mahkemesi ibaresi, Disiplin mahkemesi savaş zamanında şeklinde değiştirilerek, disiplin mahkemelerinin sadece savaş zamanında kurulacağı öngörülmüş ve Geçici 1/4üncü maddesi ile de, 477 sayılı Kanuna göre kurulu bulunan disiplin mahkemelerinin, 6413 sayılı Kanunun 49uncu maddesinde öngörülen yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar Disiplin kurulu olarak 6413 sayılı Kanun hükümlerine göre faaliyetlerine devam edeceği düzenlenmiştir.
Bunun yanında, hizmete mahsus eşyayı kaybetme eylemi, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun 19uncu maddesinin birinci fıkrasının ç bendinde, Hizmete mahsus eşyaya zarar vermek: Harp malzemesini veya hizmete tahsis edilmiş bir askeri eşyayı; kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu kaybetmek veya hasara uğramasına sebebiyet vermektir. şeklinde tanımlanarak, barış zamanına münhasır olarak, hizmet yerini terk etmeme cezası verilmesini gerektiren disiplinsizlik hali olarak düzenlenmiştir.
Bu hükümlerden, sanık hakkında işlem yapacak yerin disiplin kurulu olduğu anlaşılmaktadır.
6413 sayılı Kanunun 5inci maddesinde, herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında adli soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemeyeceği hüküm altına alınarak, disiplin soruşturması ve tahkikatının adli soruşturma ve kovuşturmadan bağımsız olduğu kabul edilmiştir. Böylece, 6413 sayılı Kanun; 477 sayılı Kanun ile ASCK arasındaki ilişkiden daha farklı bir şekilde, askeri ceza hukuku ile ilişkilendirilmeden, tamamen idare hukukunun bir parçası olarak düzenlenmiştir.
Bütün bu açıklamalar doğrultusunda, 6413 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra, disiplin mahkemelerinin disiplin kurullarına dönüştürülmüş olduğu, bu mahkemelerin sadece savaş zamanında kurulacaklarının hüküm altına alındığı, asker kişilerin disiplin işlemlerinin disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından tamamen idare hukuku hükümlerine göre gerçekleştirilecek olduğu anlaşılmakla sanığın eyleminin ceza hukukunu ilgilendiren bir yönünün kalmaması ve ceza yargılamasındaki görevsizlik kararlarının ancak mahkemeler ve savcılıklar arasında verilebilecek olması nedeniyle, askeri mahkemeler tarafından disiplin kurullarının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu kabulü müteakiben; 353 sayılı Kanunun 220nci maddesinin ikinci fıkrasının (A) ve (J) bentlerinde belirtilen Askeri Yargıtay tarafından davanın esasına hükmedilebilecek durumların var olup olmadığı irdelenmiştir.
Öncelikle, sanığın eyleminin, 6413 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki haline göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
6413 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce, sanığın eyleminin 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunun 52nci maddesinde düzenlenen hizmete mahsus eşyanın harabolmasına sebebiyet verenler veya kaybedenler disiplin suçuna vücut verdiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Buna karşılık, 6413 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, ASCK'nın 130'uncu maddesinin değeri ne olursa olsun tüm askeri eşyaların kaybedilmesi eylemlerine uygulanacak olması ve yukarıda açıklanan 6413 sayılı Kanunun 5inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eyleminin ASCKnın 130/1inci maddesinde düzenlenen askeri eşyayı kaybetmek suçuna vücut verdiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, 6413 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile, sanığın eylemi suç olmaktan çıkmadığından, somut olaya, 353 sayılı Kanunun 220nci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Bunun gibi, sanığın eylemi konusunda yapılacak ilk işlemin, 5252 sayılı Kanunun 9uncu maddesi gereğince, 6413 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki halinden hangisinin sanık lehine olduğuna yönelik lehe kanun değerlendirmesi olması ve bu işlemin, vakıanın daha ziyade aydınlatılması gerekli olmaksızın yalnız beraate veya alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunmasının gerekmesi şeklinde kabulünün mümkün olmaması nedeniyle, somut olaya, 353 sayılı Kanun'un 220nci maddesinin ikinci fıkrasının (A) bendinin uygulanma imkanı da bulunmamaktadır.
Bu nedenle, somut olayda, Askeri Yargıtay tarafından davanın esasına hükmedilecek bir durum söz konusu olmadığından, Askeri Mahkemece, 5252 sayılı Kanunun 9uncu maddesi gereğince, 6413 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki halinden hangisinin sanık lehine olduğuna yönelik lehe kanun değerlendirmesi yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi maksadıyla, görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy