(5271 S. K. m. 231)
Askeri Mahkemece; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen Askeri Mahkemenin 15.07.2008 tarihli ve 2008/259-175 Esas-Karar sayılı hükmünün, 04.09.2008 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında; beş yıllık denetim süresinin sona erdiği, sanığın adli sicil kaydında, denetim süresi içinde işlemiş olduğu kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmadığı; CMK'nın 231/10'uncu maddesinde yer alan suç işlenmediği ifadesinin, işlenmiş olan bir suçtan, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş olmaması şeklinde, anlaşılması gerektiği; kişilerin, suç işlediğinin, ancak, kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile sabit olabileceği; bu hususun, adli sicil kaydı ile belgeleneceği; aksi yorumun, kanun hükmünü uygulanamaz hile getireceği ve hükümlü aleyhine sonuç doğuracağı belirtilerek; Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 2012/666 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamanın akıbetinin araştırılmasının uygun olmadığı kabul edilerek; CMKnın 231/10'uncu maddesi gereğince, sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verilmiştir.
Gerek CMK'da ve gerekse 353 sayılı Kanun'da, esas olarak, karar ve hükümlere yapılacak duruşma neticesinde ulaşılması öngörülmüş olup; duruşma yapılmaksızın karara bağlanabilecek hususlar, istisnai olarak ve yasada açıkça gösterilmek suretiyle sınırlandırılmıştır. CMK'nın, Duruşmanın Bitmesi ve Hüküm başlıklı 223'üncü maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen, düşme kararı da, kural olarak, yapılan duruşma sonunda verilebilecek esasa ilişkin kararlardandır.
Bunun yanında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin beş yıllık denetim süresinin iyi halli geçirilmesi sonucunda verilecek düşme kararı, evvelce verilmiş hükmün kendisinde ve mahiyetinde değişiklik meydana getirmesi nedeniyle, diğer düşme kararlarından farklılık göstermektedir.
Ayrıca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun düzenlendiği CMK'nın 231'inci maddesinden, bu kapsamda verilecek kararların duruşma açılmaksızın da verilebileceğine dair bir düzenlemeye de yer verilmediği görülmektedir.
Diğer yandan; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun yapısı dikkate alındığında, öncelikle yasal bir erteleme sebebi olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Yükümlülüklere uyulduğu takdirde, beş yıl sonra; diğer hallerde, yükümlülüklerin ihlal edildiği anda; duruşmaya kaldığı yerden devam edilerek; düşme, ya da hükmün açıklanmasına karar verileceği görülmektedir. Dolayısıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinde, yargılamanın bittiğinden bahsetmek de mümkün değildir (Askeri Yargıtay 4üncü Dairesinin 17.12.2013 tarihli, 2013/1385-1400 Esas ve Karar sayılı kararı da aynı doğrultudadır).
Bunların dışında; inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasının gerektiği hallerde, duruşma açılarak değerlendirme yapılmasının gerektiği kabul edilmektedir.
CMK'nın 231/11'inci maddesi kapsamında, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinin kabulü için; mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi kaydıyla; denetim süresi içinde, suç işlenmesinin yeterli olduğu; ancak, denetim süresi içinde işlenen suçtan verilen mahkumiyet hükmünün, denetim süresi içinde kesinleşmesinin şart olmadığı, dikkate alındığında; somut olayda, sanığın, hakaret suçundan dolayı, Yozgat 1.Asliye Ceza Mahkemesinde 2012/666 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasının, akıbetinin araştırılması ve araştırma sonuçlarına göre, bir değerlendirme yapılması gerektiği de açıktır.
Kaldı ki, Askeri Mahkemece; duruşma açılmaksızın dosya üzerinden verilen kararda,
sanık hakkında Yozgat 1.Asliye Ceza Mahkemesinde 2012/666 esas sayılı dosyada devam eden davanın akıbetinin araştırılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de, CMK'nın 231/10. maddesinde Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. hükmünün yer aldığı, söz konusu hükümde yer alan suç işlenmediği ifadesinin işlenmiş olan bir suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş olmaması şeklinde anlaşılması gerektiği, zira kişilerin suç işlediğinin ancak kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile sabit olabileceği ve bu hususun adli sicil kaydı ile belgeleneceği, aksi yorumun kanun hükmünü uygulanamaz hale getireceği ve hükümlü aleyhine sonuç doğuracağı kanaatine varılmış
denilmek suretiyle takdir ve değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği görülmektedir.
Buna göre, sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin beş yıllık denetim süresini iyi halli olarak geçirip geçirmediği hususunun araştırma, takdir ve değerlendirmeye ihtiyaç göstermesi nedeniyle, Askeri Mahkemece duruşma açılıp, taraf teşkil edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken; duruşmasız işlere ait kararla değerlendirme yapılarak karar verilmesinin, hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından; Askeri Mahkemenin davanın düşmesine ilişkin duruşmasız işlere ait kararının, usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy