(5271 S. K. m. 147, 150, 151, 188, 191, 213) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece; 04.03.2006 tarihinde, sanığı akşam yoklamasına çağırmak için koğuşa gelen mağdur P.Çvş. A. S.nin, sanığı koğuşta sigara içerken gördüğü ve koğuşta sigara içmenin yasak olduğu hususunda sanığı ikaz ettiği; sanığın ise, bu emre itaat etmediği; müteakiben yapılan akşam yoklaması esnasında, mağdur P.Çvş A. S.nin, içtimada bulunan askerlere, koğuşlarda sigara içilmesinin yasak olduğu hususunda, ikazda bulunduğu sırada; sanığın, mağdur P.Çvş. A. S.ye yönelik olarak, ben içtim lan ne olacak, ben psikopatın Allah'ıyım, topunuzun Allah'ını sinkaf ederim diyerek küfür ettiği; mağdur P.Çvş. A. S.nin, sanığı susması için ikaz etmesine karşılık; sanığın, yine aynı şekilde küfür ederek, sağ elini yumruk yapmış ve kaldırmış vaziyette, mağdur P.Çvş. A. S.ye doğru koşmaya başladığı; bu esnada, S. S., D. Ö. ve birkaç askerin, araya girerek, sanığın, mağdur P.Çvş. A. S.ye vurmasını engelledikleri; akabinde, sanığın, karargah binasına götürüldüğü sırada, bina girişindeki cama yumruk atarak kırdığı; böylece, emre itaatsizlikte ısrar, hizmet esnasında veya hizmete müteallik bir muameleden dolayı üste hakaret, üste fiilen taarruza teşebbüs ve askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçlarını işlediği kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkumiyetlerine;
02.01.2006 tarihinde, sanığın,
Komutanlığı personelinden oluşan tören takımının içtimasına geç kaldığını, gören, mağdur P.Uzm.Çvş Ş. T.'nin, sanığa neden geç geldiğini sorduğu; sanığın, yüksek bir sesle sana ne geç kaldım işte diyerek cevap verdiği; bu esnada içtimada bulunan ve bu konuşmayı duyan diğer mağdur P.Tğm.M. M.'nin, sanığın yanına giderek, kendisine neden geç kaldığını, bir rahatsızlığı olup olmadığını sorduğu; sanığın, mağdur P.Tğm.M. M.'ye geç kaldım işte diyerek, yüksek sesle cevap verdiği; bunun üzerine, mağdur P.Tğm.M. M.'nin, sanığı kolundan tutarak, bölük personelinin bulunduğu mahallin arka tarafına götürdüğü; burada, mağdur P.Tğm.M. M.'nin, sanığa tekrar neden geç geldiğini sorduğu; sanığın ise, ısrarlı sorular üzerine bana ne bana karışamazsınız diyerek cevap verdiği; bu sırada, mağdur P.Tğm. M. M.'nin, sanığın elinde bulunan piyade tüfeğini almak için hareket ettiği; sanığın ise, silahını vermemek için, silahını yukarıya doğru kaldırıp, geriye doğru çektiği; bunu gören bazı bölük personelin, sanığın, mağdur P.Tğm. M. M.'yi vuracağını zannederek, sanığı tuttukları ve mağdur P.Tğm. M. M.'nin de, sanığın elinden silahını aldığı; müteakiben sanığın yeter artık bana çok karışmayın, üzerime gelmeyin, ben sorunluyum, psikolojik sorunlarım var şeklinde konuşmalarda bulunduğu; böylece, sanığın, toplu asker karşısında silahlı iken hizmet esnasında üste saygısızlık suçunu işlediği kabul edilerek; yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine; sanığın, bu olay sırasında, kendisine müdahale eden personele veya P.Tğm. M. M.'ye karşı cebir ve tehdit kullandığı hususunun, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı kabul edilerek; mukavemet suçundan, beraatine;
01.06.2006 tarihinde,
Komutanlığında görev yapan erbaş ve erlerin
Komutanlığı yemekhanesinde yurt sevgisi eğitimi ile ilgili video seyretme amacıyla toplandıkları; bölük nöbetçi çavuşu P.Uzm.Çvş S. S. Ü.'nün yoklama hazırladığı için, mağdur P.Onb. M. Z. D.'ye, yemekhaneden hiç kimsenin çıkmamasını sağlaması için emir vererek, görevlendirdiği; sanığın, önce P.Onb.S. Ç.'den, yemekhaneden çıkarak, telefon etmek için izin istediği; ancak, P.Onb. S. Ç.nin, izin verme yetkisine sahip olmadığını, sorumluluğun mağdur P.Onb. M. Z. D.de olduğunu söylediği; bu esnada, mağdur P.Onb. M. Z. D.'nin devreye girerek, sanığa izin veremeyeceğini, yemekhaneden dışarı çıkmanın yasak olduğunu, dışarı çıkanların isimlerini, komutana vereceğini söylediği; sanığın ise benim ismimi vermek göt ister, beni içeriye sokacak adamın anasını bacısını sinkaf ederim gibi küfürlü sözlerle, mağdur P.Onb. M. Z. D.'ye, hakaret ettiği ve üzerine yürüyerek, mağdur P.Onb M. Z. D.'yi boğazından sıkmak suretiyle tuttuğu; bu esnada, vurmaya çalıştığı; ancak, diğer askerlerin araya girerek ayırdıkları, daha sonra, P.Onb. S. Ç. ve mağdur P.Onb. M. Z. D.'nin, yemekhaneyi terk ederek, bölük binasına doğru gittikleri sırada; sanığın, onların önlerine çıkarak; palaskasını çıkartıp, mağdur P.Onb. M. Z. D.'ye vurduğu ve gözlüğünü kırdığı; ayrıca, yerde bulduğu tuğlayı mağdura doğru attığı, ancak isabet ettiremediği; akabinde, yine yerde bulduğu, çatı sacıyla, mağdura vurduğu; böylece, emre itaatsizlikte ısrar, hizmete müteallik bir muameleden dolayı üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarını işlediği kabul edilerek; yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkumiyetlerine;
Karar verilmiş ise de;
Dava dosyası incelendiğinde;
30.06.2006 tarihinde, sanığın, 01.06.2006 tarihinde işlediği iddia edilen emre itaatsizlikte ısrar, hizmete müteallik bir muameleden dolayı üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarına yönelik sorgu ve savunmasının tespitinden önce (dizi 236);
04.08.2006 tarihinde, sanığın, 2.1.2006 tarihinde işlediği iddia edilen toplu asker karşısında silahlı iken hizmet esnasında üste saygısızlık ve mukavemet suçlarına yönelik sorgu ve savunmasının tespitinden önce (dizi 138);
01.09.2006 tarihinde, sanığın, 04.03.2006 tarihinde işlediği iddia edilen emre itaatsizlikte ısrar, hizmet esnasında veya hizmete müteallik bir muameleden dolayı üste hakaret, üste fiilen taarruza teşebbüs ve askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçlarına yönelik sorgu ve savunmasının tespitinden önce (dizi 45);
Sanığa yüklenen suçlar hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğunun ve CMKnın 147nci maddesinde belirtilen diğer haklarının bildirilmediği;
06.10.2006 tarihinde yapılan duruşmada, sanığın, CMKnın 147nci maddesinde belirtilen hakları hatırlatıldıktan sonra, müdafi yardımından yararlanmak istediğini beyan etmesi (dizi 316) üzerine, Askeri Mahkemece, Gaziantep Barosundan müdafi görevlendirilmesinin istenildiği;
Gaziantep Barosu tarafından, CMKnın 150/1inci maddesi gereğince, müdafi olarak Av. K. A.nın görevlendirildiği (dizi 340);
01.12.2006 tarihinde yapılan duruşmada, Av. K. A.nın müdafi olarak davaya kabulüne karar verildiği (dizi 341); ancak, sanığın, usulüne uygun şekilde hakları hatırlatılarak, atılı suçlarla ilgili sorgu ve savunmalarının yeniden tespit edilmediği gibi; 29.12.2006, 28.2.2007, 11.04.2007, 06.06.2007, 18.07.2007, 26.09.2007, 07.11.2007, 12.12.2007, 26.12.2007, 05.03.2008, 07.05.2008, 23.07.2008 ve 26.08.2008 tarihlerinde yapılan duruşmalarda da, sanığın, usulüne uygun şekilde hakları hatırlatılarak, atılı suçlarla ilgili sorgu ve savunmalarının yeniden tespit edilmediği;
Diğer yandan, Av. K. A.nın, müdafi olarak, 01.12.2006, 28.02.2007, 06.06.2007, 26.09.2007 ve 05.03.2008 tarihlerinde yapılan duruşmalara katıldığı;
11.04.2007 tarihinde yapılan ve müdafiin mazeretsiz olarak katılmadığı duruşmada, tanık M. S.nin,
Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından, istinabe suretiyle tespit edilen ifadesi okunup; Askeri Savcının, diyecekleri tespit edildikten sonra; başkaca sözlü delil kalmadığı belirtilerek, yazılı delillerin okunduğu; Askeri Savcının, yazılı delillerle karşı diyeceklerinin tespit edildiği; müteakiben, Askeri Savcıdan, kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin sorulduğu; Askeri Savcının, kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin olmadığını, beyan etmesi üzerine; Askeri Savcının, esas hakkındaki mütalaasını bildirdiği;
23.07.2008 tarihinde yapılan ve müdafiin mazeretsiz olarak katılmadığı duruşmada; sanığın,
Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından, istinabe suretiyle tespit edilen, ek savunması okunup; Askeri Savcının diyecekleri tespit edildikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği belirtilerek; yazılı delillerin okunduğu; Askeri Savcının yazılı delillere karşı diyeceklerinin tespit edildiği; müteakiben, Askeri Savcıdan, kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin sorulduğu; Askeri Savcının, kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerinin olmadığını belirterek, 11.04.2007 tarihli duruşmada bildirdiği, esas hakkındaki mütalaasını tekrar ettiği;
26.08.2008 tarihinde yapılan ve müdafiin mazeretsiz olarak katılmadığı duruşmada, sanığın savunması ve son sözü yerine geçmek üzere, dosyadaki tüm ifadelerinin okunduğu; müteakiben, sanık hakkında, yukarıda açıklanan hükümlerin kurulduğu;
Görülmektedir.
CMKnın 191inci maddesinde, sanığın hazır bulunup bulunmadığı saptanarak duruşmaya başlanacağı; sanığın hazır bulunduğu ilk duruşmada, iddianamenin kabulü kararının okunacağı; müteakiben, sanığın, açık kimliğinin saptanacağı; sonra, iddianame ve iddianame yerine geçen belgenin okunacağı; sanığa, yüklenen suç hakkında, açıklamada bulunmamasının, kanuni hakkı olduğunun ve 147nci maddede belirtilen diğer haklarının, bildirileceği; ardından usulüne göre sorgusunun yapılacağı öngörülmüştür.
Yargılamanın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının tespiti açısından; yukarıda bahsolunan haklar açık ve anlaşılır bir biçimde sanığa hatırlatılmalı ve bu hatırlatmanın yapıldığı da tutanağa yazılmalıdır.
Bu bağlamda, sanığın sorgu ve savunmasının tespit edildiği 30.06.2006, 04.08.2006 ve 01.09.2006 tarihlerinde yapılan duruşmalarda; sanığa, yüklenen suçlar hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve CMK'nın 147nci maddesinde belirtilen diğer hakları hatırlatılmadan sorgu ve savunmalarının tespit edilmiş olması; CMK'nın 191/3-c maddesine aykırı olduğu ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesi hükmüne göre, savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde, kanuna mutlak aykırılık teşkil ettiği, sonucuna varılmıştır.
Sanığın,
Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından istinabe suretiyle ek savunmasının tespitinden önce; CMK'nın 147'nci maddesindeki hakları anlatıldıktan sonra; sanığın, 02.01.2006 tarihinde işlediği iddia edilen, toplu asker karşısında silahlı iken hizmet esnasında üste saygısızlık ve mukavemet suçlarına yönelik sorgu ve savunması yeniden tespit edilmiş (dizi 411) ise de; sanığın bu sorgu ve savunmasının tespit edilmesi sırasında, Bu hususta daha önce verdiğim ifadelerimi tekrar ederim demesi ile yetinilmiş olması nedeniyle; bu sorgu ve savunmasının; CMKnın 147, 191 ve 213üncü maddelerine aykırı olduğu ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesi hükmüne göre, savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde, kanuna mutlak aykırılık teşkil ettiği; dolayısıyla, sanığın, 02.01.2006 tarihinde işlediği iddia edilen toplu asker karşısında silahlı iken hizmet esnasında üste saygısızlık ve mukavemet suçlarına yönelik sorgu ve savunmasına ilişkin olarak, yukarıda belirtilen hukuka aykırılığı gidermediği, kabul edilmiştir.
Diğer yandan, müdafiin, sanığın istemi üzerine, CMKnın 150/1inci maddesi gereğince, Gaziantep Barosu tarafından görevlendirildiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
CMK'nın 151/1'inci maddesi, 150 nci Madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hakim veya mahkeme derhal başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir. ve 188/1'inci maddesi, Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kitabinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması şarttır. hükmünü amirdir.
Dolayısıyla; müdafiin, mazeretsiz olarak katılmadığı, 11.04.2007, 23.07.2008 ve 26.08.2008 tarihlerinde yapılan duruşmaların, ertelenerek, müdafiin bir sonraki duruşmaya çağrılması; mazeretsiz olarak gelmemesi durumunda, başka bir müdafi görevlendirilmesi için, gerekli işlemin yapılması gerekirken; müdafiin yokluğunda, duruşma yapılarak; hükme esas alınan, tanık M. S.nin, istinabe suretiyle tespit edilen ifadesi ile sanığın istinabe suretiyle tespit edilen ek savunmasının ve dava dosyasındaki yazılı delillerin okunmasının; kovuşturmanın genişletilmesine yönelik taleplerin, tespit edilmesinin; Askeri Savcının, esas hakkındaki mütalaası alınarak; sanığın savunması ve son sözü yerine geçmek üzere, dosyadaki tüm ifadelerinin okunmasının ve hüküm kurulmasının; CMKnın 151/1 ve 188/1inci maddelerine aykırı olduğu ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesi hükmüne göre; savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde, kanuna mutlak aykırılık teşkil ettiği; sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle, beraat ve mahkumiyet hükümlerinin usul yönünden hukuka aykırılıklar nedeniyle ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy