(353 S. K. m. 9, 88) (5442 S. K. m. 11) (2803 S. K. m. 3, 4) (211 S. K. m. 1) (Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği m. 3, 5)
Komutanlığı emrinde görevli sanık J.Bnb. M. Ç.'nin, bölücü terör örgütü mensupları ile mücadele kapsamında 02.09.2011-05.09.2011 tarihleri arasında icra edilecek şekilde planlanan
operasyonunda 57-63 koordinatlarındaki
bölgesine
Komutanı olarak görevlendirilmesine ilişkin operasyona çıkmamak suretiyle, hizmetten tamamen sıyrılmak kastı ile emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiası ve ASCKnın 88nci maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda; Askeri Mahkemece, sanığa yüklenen eylemin, jandarmanın mülki görevleri kapsamında yerine getirilmesi gereken bir göreve ilişkin olduğu, jandarma personelinin askeri görevleri dışındaki görevleri sırasında işledikleri suçlarda, yargılama görevinin adli yargıya ait olması nedeniyle, yargılama görevinin adliye mahkemesine ait olduğu kabul edilerek; Askeri Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
353 sayılı Kanunun Genel görev başlıklı 9uncu maddesi, Askeri Mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile, bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmünü içermektedir (Maddede yer alan
veya askeri mahallerde
ibaresi, Anayasa Mahkemesinin, 26.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 15.03.2012 tarihli, 2011/30 Esas ve 2012/36 Karar sayılı kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir).
Buna göre; asker kişilerin askeri suçları ile bunların asker kişiler aleyhine yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlarla ilgili davalara bakma görevi askeri mahkemelere; asker kişiler tarafından askeri mahalde işlenen, fakat askeri suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlenmemiş suçlarla ilgili yargılama yapma görevi ise, adliye mahkemelerine ait bulunmaktadır.
Sanığın suç tarihinde asker kişi sıfatını haiz olduğu ve üzerine atılı ASCKnın 88inci maddesinde düzenlenen hizmetten tamamen sıyrılmak kastı ile emre itaatsizlikte ısrar suçunun askeri suç olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak, sanık jandarma personeli olup, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 15inci maddesi gereğince, hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmaların, görevin niteliğine göre farklı usullere ve yargı alanına tabi olduğundan, jandarmanın hangi nitelikteki görevleri ile görevlendirildiğine ilişkin yasal düzenlemenin göz önünde tutulması, suça konu olayın meydana geldiği sırada yerine getirilmekte olan görevin, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7nci maddesinde belirtilen görevlerden hangisine uygun olduğunun incelenmesi gerekmektedir.
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 3üncü maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerine getiren silahlı, askeri bir güvenlik ve kolluk kuvveti olarak tanımlanmaktadır.
Nitekim, Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 5inci maddesinde belirtilen Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatına dahil olan birliklere bakıldığında da, Jandarma Genel Komutanlığının teşkilatında sadece kolluk niteliğini haiz birliklerin (mülki teşkilata tabi olan birliklerin) bulunmadığı, aynı zamanda askeri niteliği olan birliklerin (mülki teşkilata tabi olmayan birliklerin) de yer aldığı görülmektedir.
Kolluk niteliğini haiz birliklerin, mülki, adli ve askeri görevleri ifa etme yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmasına karşın, askeri niteliği olan birliklerin sadece mevzuat tarafından verilen askeri görevleri ifa etme yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmaktadır.
Sanığın suç tarihinde görev yaptığı
Komutanlığı, askeri niteliği olan birliklerden biri olan Jandarma Komando Birliğidir.
Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 3üncü maddesinde, Jandarma Komando Birlikleri; Jandarma Genel Komutanlığının ihtiyatını oluşturmak üzere; gerektiğinde mülki teşkilata tabi iç güvenlik birliklerinin gücü dışına çıkan toplumsal olaylara müdahale etmek, kuruluş ve kadrosunda gösterilen diğer askeri görevleri yerine getirmek amacıyla; Jandarma Genel Komutanlığınca gerek görülecek yerlerde konuşlandırılan birliklerdir. şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu tanımda;
1. Jandarma Genel Komutanlığının ihtiyatını oluşturmak;
2. Gerektiğinde mülki teşkilata tabi iç güvenlik birliklerinin gücü dışına çıkan toplumsal olaylara müdahale etmek;
Şeklinde somut iki görev sayıldıktan sonra,
kuruluş ve kadrosunda gösterilen diğer askeri görevleri yerine getirmek
şeklinde bir ibareye yer verilmiş olması ve Jandarma Komando Birliğinin özelliği birlikte dikkate alındığında, tanımda somut olarak sayılan bu iki görevin de askeri görev olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Askeri Yargıtay tarafından da, bölücü terörle mücadelede jandarmanın da dahil olduğu Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün faaliyetlerinin askeri nitelikte ve yurt savunması ile ilgili olduğu kabul edilmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 05.03.2009 tarihli ve 2009/21-25 E-K sayılı kararı).
Bunların ötesinde, karar tarihinde, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11inci maddesinin D fıkrasının ikinci paragrafının dokuzuncu cümlesi; Bu fıkra uyarınca görevlendirilen askeri birlik mensupları hakkında bu görevlerin ifası sırasında işledikleri suçlardan dolayı tabi oldukları kanun hükümlerine göre işlem yapılır. şeklinde iken, 31.07.2013 tarihli ve 28724 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6496 sayılı Kanunla, Bu fıkra uyarınca görevlendirilen Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin, bu fıkra kapsamındaki faaliyetleri, askerlik hizmet ve görevlerinden sayılır. şeklinde değiştirilmiştir.
Böylece, kanun koyucu tarafından, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11inci maddesinin D fıkrası kapsamında gerçekleştirilen bölücü terörle mücadele gibi faaliyetler, açık bir şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri birlikleri açısından, askeri hizmet ve görev olarak kabul edilmiştir.
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 4üncü maddesinde, Jandarma Genel Komutanlığının Türk Silahlı
Kuvvetlerinin bir parçası olduğunun düzenlendiği; 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanununun 1inci maddesinde ise, Türk Silahlı Kuvvetleri, Kara (Jandarma dahil), Deniz (Sahil Güvenlik dahil) ve Hava Kuvvetleri subay, askeri memur, astsubay, erbaş ve erleri ile askeri öğrencilerden teşekkül eden ve seferde ihtiyatlarla ikmal edilen, kadro ve kuruluşlarla teşkilatı gösterilen silahlı Devlet kuvveti olarak tanımlandığı dikkate alındığında, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatına dahil olan birliklerin tümünün Türk Silahlı Kuvvetleri birliği olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bütün bu açıklamalar ve mevzuat hükümleri doğrultusunda, somut olayda;
1. Sanığın suç tarihinde görev yaptığı
Komutanlığının;
a. Jandarma Genel Komutanlığının askeri niteliği olan birliklerinden biri olan Jandarma Komando Birliği olması;
b. 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11inci maddesinin D fıkrası gereğince, bölücü terör örgütü ile mücadele etmekle görevlendirilmiş bir Türk Silahlı Kuvvetleri birliği olması;
2. Sanığın dava konusu eyleminin,
Komutanlığınca 02.09.2011-05.09.2011 tarihleri arasında,
bölgesinde bölücü terör örgütüne karşı icra edilen operasyon görevine ilişkin olarak gerçekleştiğinin iddia edilmesi;
Nedeniyle, sanığın üzerine atılı suça konu eyleminin, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, 353 sayılı Kanunun 9uncu maddesi gereğince, sanık hakkında açılan kamu davasına bakma görevi askeri yargıya ait olduğundan, görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy