(1632 S. K. m. 15, 51)
Milli Savunma Bakanınca; hükümlü hakkında tayin edilen cezada, ASCKnın 51/B ve 50nci maddeleri uyarınca ceza artırımı yapılmamasının kanuna aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş ise de;
As.Yrg.Drl.Krl.nun 21.03.1996/40-41 Esas ve Karar sayılı ve Dairemizin 23.12.2003/1244-1240 Esas ve Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; öncelikle cezanın artırılabilmesi bakımından söz konusu yasa maddesinde aranan koşulların nelerden ibaret olduğunun tayin ve tespiti gerekmektedir.
ASCKnın 51/B maddesinde; Suç, silahın veya resmi nüfuz ve salahiyetin suiistimali suretiyle hizmetin ifası esnasında yapılırsa, cezanın artırılacağı hükmü yer almaktadır.
Bu madde hükmüne göre, sanık hakkında tayin edilen cezanın artırılabilmesi için; suçun silahın veya resmi nüfuz ve salahiyetin kötüye kullanılarak hizmet esnasında işlenmesi, ayrıca silahın işlenen suçun unsuru olmaması, resmi nüfuz ve salahiyetin görevi gereği olarak değil, kötüye kullanmak suretiyle işlenmesini gerektirmektedir.
Dava konusu somut olayda ise; hükümlünün kendisine hizmet nedeniyle teslim edilen silahını tahsis edilen amaç dışı kullandığı sabittir. Ancak; dizi 12'deki nöbet çizelgesine göre, 08.06.2010 günü 22.00-24.00 saatleri arasında nöbetçi olan hükümlünün, ASCKnın 15'inci maddesine göre nöbetçi sayılabilmesi için mutlaka silahlı olması gerektiğinden, olayda kullanılan silah ile, yine olay sırasında ifa edilen nöbet hizmeti işlenen suçun unsurları olduğundan, ASCKnın 51/B maddesinde aranan koşullar oluşmadığından; diğer bir anlatımla, bu suçla ilgili olarak söz konusu yasa maddesinin uygulama alanı bulunmadığından, hükümlü hakkında tayin edilen cezanın artırılmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından; Milli Savunma Bakanının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy