(1632 S. K. m. 13) (353 S. K. m. 9, 17) (ANY. MAH. 15.03.2012 T. 2011/30 E. 2012/36 K.) (AYDK 27.10.2005 T. 2005/84 E. 2005/88 K.)
Sanık hakkında; 22.11.2011 tarihinde mağdur P.Uzm.Çvş. İ.K. ile aralarında çıkan tartışmada, mağdurun burnuna yumrukla vurduğu, mağdurun burnunda, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde kırık oluştuğu, bu suretle, haksız tahrik altında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
353 sayılı Kanunun 9uncu maddesi, Askeri Mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler hükmünü içermekte, aynı Kanunun 17nci maddesi ise, Askeri Mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde Askeri Mahkemenin görevi sona erer şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş iken; Anayasa Mahkemesinin 15.03.2012 tarihli, 2011/30 Esas ve 2012/36 Karar sayılı kararı ile 353 sayılı Kanunun 9uncu maddesinde yer verilen askeri mahallerde ibaresi anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olup, söz konusu iptal kararı 26.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Buna göre; artık, asker kişiler tarafından askeri mahalde işlenen, fakat; askeri suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmemiş olan suçlarla ilgili yargılamanın askeri mahkemelerde görülmesi olanağı kalmamıştır.
Bu durumda, sanığın işlediği iddia olunan haksız tahrik altında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunun askeri bir suç olmaması ve askeri bir suça da bağlı bulunmaması sebebiyle atılı suçtan yargılama yapma görevi adliye mahkemelerine ait olduğundan, görevsizlik kararının, onanması cihetine gidilmiştir.
Tebliğnamede; terhis belgeleri itibarıyla, sanık ile mağdurun farklı tarihlerde Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldıkları, sanıkla mağdur arasında astlık-üstlük ilişkisi varsa, atılı suçun üste fiilen taarruz suçunu oluşturma ihtimali söz konusu olduğundan, olay tarihi itibariyle aralarında astlık-üstlük ilişkisi olup olmadığının belirlenmeden hükme ulaşılmasının noksan soruşturma niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun, 27.10.2005 tarihli, 2005/84-88 E.K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, uzman erbaşlar arasında, ASCKnın 13üncü maddesinin öngördüğü biçimde ast-üst veya amir-maiyet ilişkisi olmadığından ve sanığın kendisine eşit konumdaki mağdura karşı gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerinin üst veya amire fiilen taarruz kapsamında değerlendirmesine yasal imken bulunmadığından; tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy