(353 S. K. m. 205, 209, 217)
Askeri Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 14.03.2014 tarihli duruşmada; sanığın, 07.09.2012 tarihinde tehdit suçunu işlediği iddia olunarak cezalandırılması talep edilmiş ise de; kanuni unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraatine karar verildiği, Askeri Savcı tarafından 14.03.2014 tarihinde süre tutum dilekçesi konulu dilekçenin, 11.04.2014 tarihinde de temyiz dilekçesinin verildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz, henüz kesinleşmemiş son kararlardaki hukuka aykırılıkları gidermek için kabul edilmiş bir kanun yoludur. Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de iki koşulun varlığı gereklidir. Bunlardan birincisi süre koşuludur. 353 sayılı Kanunun 209uncu maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ikinci koşul ise istek koşuludur. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan Davasız yargılama olmaz ilkesine uygun olarak, temyiz davası (353 sayılı Kanunun 205inci maddesinin 2nci fıkrasında yazılı haller dışında) kendiliğinden açılmaz. Bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. İstek koşulunun ise bu konuda hak ve yetkisi olan kişilerce yerine getirilebileceği Kanun gereğidir.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan süre ve istek koşullarının birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğu, Askeri Savcı tarafından verilen süre tutum dilekçesi incelendiğinde, bu dilekçede hükmün temyiz edildiğinden değil, temyiz edilmesinin düşünüldüğünden bahsedildiği, hukukta temyiz istemine yönelik düşüncelerin, açıkça temyiz iradesine dönüşmediği sürece hiçbir anlam ifade etmediği, temyiz iradesi taşımayan bir süre tutum dilekçesinin de temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesinin doğru olmayacağı, temyiz etme düşüncesinde olan Askeri Savcının esasen süre tutum dilekçesinde temyiz iradesini açıkça belirtmesinin, gerekçeli kararın yazımından sonra gerekçeli kararı inceleyerek temyizden vazgeçip vazgeçmeme olgusunu değerlendirmesinin gerektiği, dolayısıyla Askeri Savcı tarafından 14.03.2014 tarihinde verilen ve aynı tarihte kayda giren dilekçenin geçerli bir temyiz dilekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, 11.04.2014 tarihinde verilen ve aynı tarihte kayda giren dilekçenin ise, yedi günlük temyiz süresi geçirildikten sonra verilmiş olduğu, bu nedenle, Askeri Savcının temyiz isteminin 353 sayılı Kanun'un 217/1'inci maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy