(1632 S. K. m. 137) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 227)
Sanığın, … plaka numaralı askeri aracın şoförü olduğu, 27.11.2009 tarihinde beraberinde Dz. Er K.C. olduğu halde komutanlık hizmet koğuşundan lojmanlar bölgesinde bulunan kantin istikametine giderken Leventler yolunda ilerlediği esnada, önündeki virajı alamayarak savrulması neticesinde aracın hâkimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında bulunan su kanalına girdiği, akabinde ise toprak yığınına aracın ön kısmı ile çarpmak suretiyle askeri aracın durabildiği, olay nedeniyle 4.002,02 TL tutarında hazine zararı meydana geldiği kabul edilerek, sanığın mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
Usul yönünden yapılan incelemede;
1) Dairemizin 26.11.2013 tarihli ve 2013/1337-1324 E. K. sayılı bozma ilamı ile, sanığın sorgu ve savunmasını içerir dizi 130-131’de yer alan istinabe duruşma tutanağının Tutanak Kâtibi tarafından imzalanmamış olması, dizi 137-138’de yer alan duruşma tutanağının ise e-imzalı olup, görevli memurca “güvenli elektronik imzalı aslı ile aynıdır” şerhi düşülmeden, mühür ve imza ile onaylanmadan gönderilmesi nedeniyle, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmesi nedeniyle;
Bozma öncesi İstinabe Mahkemesi huzurunda yapılan sorgu işleminin geçersiz hale geldiği, bu nedenle, Askeri Mahkemece, bozma ilamına uyulup uyulmama konusunda sanığın beyanının tespit edilmesi ve uyma kararı verildikten sonra da mutlaka yargılama kurallarına uygun olarak, geçersiz hale gelmiş olan sorgunun ve diğer usûli işlemlerin yinelenmesi gerektiği;
Bu itibarla Askeri Mahkemece; istinabe duruşma tutanağının kendisine ulaşmasını takiben, gerek bozma ilamına uyulmasına karar verilen 18.6.2014 tarihli duruşmada (Dz. 174-176) gerekse de sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazın kabulünden sonra dosyanın yeniden esasa kaydedilmesini müteakip yapılan 21.1.2015 tarihli duruşmada (Dz. 215-216), sanığın kimlik bilgilerinin tespitinden ve talimat mahkemesince tespit olunan kimlik bilgilerinin dosya ile uyumlu olduğu belirtildikten sonra iddianamenin okunması akabinde iddiaya karşı tespit edilen sanığın sorgu ve savunmasının okunması gerekirken, bu işlemlerin yapılmamış olması aleniyet ilkesinin ihlâl edilmesi mahiyetinde olup, 353 sayılı Kanun’un 207/3-F maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık nedeniyle bozulmasına;
2) Dairemizin 26.11.2013 tarihli ve 2013/1337-1324 E.K. sayılı bozma ilamına karşı sanığın beyanlarının tespit edilmemiş olması savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olup, 353 sayılı Kanun’un 227/son maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükmünün bu usule aykırılık nedeniyle de bozulmasına;
3) İddianamede sanığın fiili ile oluşmasına sebebiyet verdiği Hazine Zararının yasal faizi ile birlikte sanıktan tazmin ve tahsil edilmesine karar verilmesinin talep edilmediği, Askeri Mahkemece de kısa kararda faize hükmedilmediği halde gerekçeli hüküm içeriğinde 1.000 TL Hazine zararının faiziyle birlikte sanıktan tahsiline karar verildiğinin belirtilmiş olmasının gerekçeli hüküm ile kısa karar arasında teşevvüş oluşturduğu sonucuna varılmakla, mahkûmiyet hükmünün bu usule aykırılık nedeniyle de bozulmasına;
Karar verilmiştir.
Esasa yönelik yapılan incelemede;
Somut olayda toplam malzeme tutarından %5 amortisman bedeli düşülmek suretiyle bulunan parça toplamına, işçilik gideri ve %18 KDV eklenmek suretiyle Hazine zararının tespit edildiği (Dz. 46-47), Askeri Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca bu hesaplamanın doğru bir hesaplama olmakla birlikte eksik bir hesaplama olduğu, bu itibarla, olayda meydana gelen ve tazmini gereken Hazine zararının, hasara uğrayan … plakalı Renault Clio Sembol Marka askeri aracın onarımında harcanan işçilik ve malzeme giderleri toplamı hesaplanarak, bu toplamdan, değişen araç parçalarından aracın yaşına göre eskime payı (amortisman bedeli) ve hurda bedelleri (tüm parçaların eksiksiz olarak) düşülerek, değişen parçalar ile ilgili miatlı, miatsız ayrımına gidilip, miatlı malzemeler var ve süreleri dolmuş ise bu bedeller zarara dahil edilmeden düzenlenmesi gereken hasar ve durum tespit raporuna göre Hazine zararının tespit edilmemesi noksan soruşturma teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükmünün bu sebeple de bozulmasına karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen bozma sebepleri karşısında;
Askeri Mahkemenin kabulüne göre, sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının otuz günden daha az süreli olması ve sanığın daha önceden hapis cezasına mahkûmiyetinin bulunmaması dikkate alındığında, söz konusu hapis cezasının TCK’nın 50/3’üncü maddesinin amir hükmü gereğince, zorunlu olarak kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerekirken TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince takdiren adli para cezasına çevrilmiş olmasının hukuka aykırı olduğuna da işaret edilmekle yetinilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, usul ve noksan soruşturma yönlerinden hukuka aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1’inci maddesi gereğince BOZULMASINA;
23.2.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy