(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın;
1. 7.9.2011 tarihinde ayrıca (2) gün yol süresi verilerek toplam (12) gün süreyle gönderildiği kanuni izinden 19.9.2011 tarihinde dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 2.10.2011 tarihinde dayısı ile birlikte Uşak İl Jandarma Komutanlığına teslim olduğu, böylece 19.9.2011-2.10.2011 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu;
2. Samsun Asker Hastanesi Baştabipliğinin 20.10.2011 tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden bir ay süreyle gönderildiği hava değişiminden, en geç 21.11.2011 tarihinde dönerek, Birliğine katılması gerekirken; 12.12.2011 tarihinde tokat attığı kız arkadaşının ihbarı üzerine, eve gelen Finike İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerine kendisinin asker olduğunu söyleyerek teslim olduğu; böylece 21.11.2011-12.12.2011 tarihleri arasında hava değişimi tecavüzü suçunu;
İşlediği kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmiş ise de;
Dava dosyası incelendiğinde;
16.1.2012 tarihinde, yüzüne karşı yapılan duruşmada, sorgu ve savunmasının tespitinden önce, barodan müdafi istemesi üzerine, Askeri Mahkemece,
Barosu'ndan müdafi görevlendirilmesinin istenildiği (dizi 117);
Barosu tarafından, müdafi olarak Av.
ın görevlendirildiği (dizi 117);
Bozma ilamından sonra, tensiben alınan karar gereğince, müdafi olarak Av.
'a duruşma gün ve saatinin bildirilmesi için mazbata çıkartıldığı (dizi 203, 204);
16.9.2014 tarihinde yapılan duruşmanın müdafiin yokluğunda yapıldığı, bu duruşma sırasında, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildiği (dizi 220);
1.6.2015 tarihinde, Av.
'ın yapılan tebligatlara rağmen duruşmalara katılmaması nedeniyle, Sivas Barosundan yeni bir müdafi görevlendirilmesinin istenildiği (dizi 309);
Barosu tarafından, müdafi olarak Av.
'ın görevlendirildiği (dizi 309);
2.6.2015 tarihinde yapılan duruşmanın, sanığın yokluğunda, müdafii Av.
ın yüzüne karşı gerçekleştirildiği (dizi 310-311) ve bu duruşma sonunda alınan ara karar gereğince, Askeri Savcının esas hakkındaki mütalaasına karşı sanığın savunmasının tespiti için talimat yazıldığı (dizi 312);
İstinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince, 13.7.2015 tarihinde, sanığa, CMKnın 147nci maddesinde düzenlenen hakları hatırlatılırken, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceği ve yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verildiği takdirde, Baro tarafından görevlendirilen müdafie ödenecek ücretin kendisinden tahsil edileceği bildirilerek ve müdafii katılımı olmaksızın, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasının tespit edildiği (dizi 315);
15.9.2015 tarihinde, müdafi Av.
'ın yüzüne karşı yapılan duruşmada,
Asliye Ceza Mahkemesinin istinabe duruşma tutanağı okunup, müdafi Av.
'tan diyecekleri sorulduktan sonra, mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu (dizi 317-318);
Görülmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanununun;
149uncu maddesinde, şüpheli veya sanığın soruşturmanın her aşamasında müdafiin yardımından yararlanabileceği;
150nci maddesinde, şüpheli veya sanığın müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi ve istemesi hâlinde bir müdafi görevlendirileceği; müdafi bulunmayan şüpheli ve sanığın, çocuk, kendisini savunmayacak derecede malul, sağır ve dilsiz olması hâlinde veya alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda istemi olmaksızın müdafi görevlendirileceği; zorunlu müdafilikle ilgili hususların çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği;
151inci maddesinde; 150nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafiin, duruşmada hazır bulunmaması, duruşmadan çekilmesi veya görevini yerine getirmekten kaçınması hâlinde, hâkim veya mahkeme tarafından derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemin yapılacağı; bu durumda oturumun ertelenmesine de karar verilebileceği;
156ncı maddesinde; 150nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafiin; soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin, kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine, ilgili yer barosu tarafından görevlendirileceği; şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi hâlinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevinin sona ereceği;
188inci maddesinde; Kanun'un zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin duruşmada hazır bulunmasının şart olduğu;
Hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenlemeler kapsamında; sanığın talebi durumunda zorunlu müdafii görevlendirilerek, sorgusunun görevlendirilen zorunlu müdafii huzurunda tespit edilmesi, ayrıca görevlendirilen zorunlu müdafiin duruşmalara mutlaka katılması, duruşmalara katılmayan veya görevlerini yerine getirmediği belirlenen müdafiin yerine derhal başka bir müdafi görevlendirilmesi, gerektiği takdirde bu maksatla duruşmanın ertelenmesi ve her halükârda zorunlu müdafiin katılımıyla yargılama yapılması ve hüküm kurulması gerekmektedir.
Zorunlu müdafiin görevini gerektiği şekilde yerine getirmemiş veya getirememiş olmasının, gerek isteğe bağlı olarak, gerek kanuni zorunluluğun bir sonucu olarak müdafi yardımından yararlanması gereken kişilerin savunmasız kalmaları sonucunu doğurması, hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir husus değildir.
Bu bağlamda,
Askeri Mahkemesinin kapatılması ve yargılamayı yapmak üzere
Askeri Mahkemesinin yetkilendirilmesi nedeniyle, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 7/1-b maddesi gereğince,
Barosu tarafından görevlendirilen müdafi Av.
'ın görevi sona erdiğinden, sorgusunun tespit edilmesinden önce, müdafi seçebilecek durumda olmadığını belirterek görevlendirilecek müdafiin hukuki yardımından faydalanmak istediğini beyan eden sanığa, yargılamayı yapan Askeri Mahkemece,
Barosundan yeni bir müdafi; istinabe olunan mahkemelerce, bulundukları yer Barosundan istinabe olunan işe münhasıran bir müdafi görevlendirilmesinin istenilmesi ve müdafi tayin edilip duruşmada hazır bulundurulması sağlanmadan hiçbir yargılama faaliyeti yapılmaması gerekirken;
16.9.2014 tarihinde yapılan duruşmada, Dairemizin bozma ilamına uyma kararı verilmesi (yukarıda açıklanan nedenle müdafi Av.
'ın görevi sona erdiğinden, adıgeçen müdafie tebligat çıkartılmış olmasının bu duruma bir etkisi de bulunmamaktadır);
13.7.2015 tarihinde,
Asliye Ceza Mahkemesince yapılan istinabe duruşmasında, müdafii katılımı olmaksızın, sanığın esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasının tespit edilmesi;
Kanuna aykırı ve aynı zamanda savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olması nedeniyle, 353 sayılı Kanunun 207/3-E,H maddeleri kapsamında hukuka kesin aykırılık oluşturmaktadır.
Bunun gibi, 353 sayılı Kanun'un yargılama giderleri başlıklı 256ncı maddesinde, Askeri mahkemelerde görülecek davaların ve askeri makamlar aracılığı ile uygulanacak cezaların giderleri, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenir. hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden askeri mahkemelerde bakılan davalara ilişkin yargılama giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceği anlaşılmakta olup, yapılan bu ödeme nedeniyle sanığa rücu edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle, istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince, 13.7.2015 tarihinde, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunması tespit edilen sanığa, CMKnın 147nci maddesinde düzenlenen hakları hatırlatılırken, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceği ve yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verildiği takdirde Baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ödenecek ücretin kendisinden tahsil edileceğinin bildirilmiş olması, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 4.3.2010 tarihli ve 2010/40-22 E.K.; 4.3.2010 tarihli ve 2010/26-20 E.K., 2.6.2011 tarihli ve 2011/61-52 E.K. ve 30.6.2011 tarihli ve 2011/73-71 E.K sayılı kararlarında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 353 sayılı Kanunun 256ncı maddesindeki Askeri mahkemelerde görülecek davaların
giderleri, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenir hükmüne aykırılık oluşturduğu gibi, yine aynı Kanunun 207/3-H maddesindeki sanığın savunma hakkı kısıtlanması anlamında Kanuna mutlak aykırılık teşkil etmektedir.
Bu nedenlerle, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin usule ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık ve müdafiin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükümlerinin usule ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
15.3.2016 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy