(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62, 63) (353 S. K. m. 217, 220, 221) (647 S. K. m. 4)
Askeri Mahkemenin 3.8.2006 tarihli ve 2006/272-414 E.K. sayılı hükmü ile sanığın; 1) 29.12.2003-19.4.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, 2) 19.9.2004-3.9.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, yolda, nezarette ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, karar verildiği; bu hükümlerin Dairemizin 17.7.2007 tarihli ve 2007/1238-1238 E.K. sayılı ilamıyla ayrı ayrı onanmak suretiyle kesinleştiği; infaz aşamasında savcılığın istemi üzerine hükümlerin 5728 sayılı Kanun kapsamında lehe kanun değerlendirmesi yapmak amacıyla yeniden ele alındığı ve Askeri Mahkemenin 14.4.2008 tarihli ve 2008/953-647 Müt. sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile hükümlü hakkında ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek 5 yıl denetim süresi belirlendiği, bu kararın 30.12.2008 tarihinde kesinleştiği; hükümlünün denetim süresi içinde 11.9.2010 tarihinde işlediği başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildiği, hükmün 6.6.2013 tarihinde kesinleştiği; Askeri Mahkemenin temyize konu edilen hükmüyle; hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlediğinden bahisle yeniden duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; hükümlü hakkında açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanmasına karar verildiği ve hükümlünün; 1) 29.12.2003-19.4.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının aylık eşit taksitler halinde 24 ayda tahsiline, 2) 19.9.2004-3.9.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 6.000 TL adli para cezasına çevrilmesine, 3) 3.9.2005-12.9.2005 tarihleri arasında yolda ve nezarette, 12.9.2005-17.11.2005 ve 20.7.2004-19.8.2004 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerin, TCK'nın 63'üncü maddesi uyarınca, beher gün karşılığı 100 TL üzerinden hesap olunmak suretiyle cezasından mahsubuna karar verildiği; hükümlerin müdafi tarafından sebep gösterilmeksizin temyiz edildiği görülmektedir.
İncelenen dosya içeriğinden; Askeri Mahkemenin Dairemizce onanmak suretiyle kesinleşen kararında da ayrıntılı bir şekilde belirtildiği gibi, hükümlünün, rahatsızlığı sebebiyle İskenderun Asker Hastanesine sevk edildiği, 29.12.2003 tarihinde muayene işlemleri sırasında izinsiz olarak savuşarak firar ettiği, firar hâlinde iken 19.7.2004 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı, bu suretle 29.12.2003-19.7.2004 tarihleri arasında firar suçunu işlediği, yine rahatsızlığı sebebiyle sevk edildiği … Asker Hastanesinde 17.9.2004 tarihinde kendisine 28.9.2004 tarihi için randevu verilen ve aynı gün hastaneden ayrılan sanığın bir günlük yol süresi sonunda, 18.9.2004 tarihinde en geç saat 24.00’e kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmeyerek firar ettiği, firar hâlinde iken 3.9.2005 tarihinde yakalandığı, bu suretle de 19.9.2004-3.9.2005 tarihleri arasında ikinci firar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçelerle; hükümlünün denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanmasında, açıklanan cezaların adli para cezasına çevrilmesinde, birinci firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde suç bitiş tarihinin "19.7.2004" olmasına rağmen "19.4.2004" olarak belirtilmesi ve hapis cezasının suç tarihinde yürürlükte olan 647 sayılı Kanun’un 4'üncü maddesi uyarınca günlüğü 11 TL'den adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 52'nci maddeleri uyarınca aleyhe sonuç doğuracak şekilde 20 TL'den çevrilmesi dışında usul ve esas yönlerinden bozmayı gerektirecek nitelikte herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla; birinci firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün suç bitiş tarihinde ve adli para cezasına çevirmede yapılan hatalar nedeniyle bozulmasına, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün suç bitiş tarihine ilişkin bölümünün “19.7.2004” şeklinde, adli para cezasına çevirmeye ilişkin bölümünün ise "Hükümlü hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi uyarınca günlüğü 11 TL'den adi para cezasına çevrilerek hükümlünün 3.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" şeklinde değiştirilmek, diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle düzeltilerek, ikinci firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise doğrudan onanmasına karar verilmiştir.
Gerekçeli hükümde, hükümlü hakkında verilen her iki adli para cezasının belirli taksitler halinde ödenmesine karar verildiğinin belirtilmesine rağmen, hükmün esasını oluşturan kısa kararda ikinci firar suçundan verilen hükümde, adli para cezasının belirli taksitler halinde ödenmesine ilişkin bir ibareye yer verilmediği, böylece gerekçeli hüküm ile kısa karar arasında çelişkiye yol açıldığı görülmektedir. Ancak hükümlünün yolda, nezarette ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından mahsup edilmesi halinde, ödenmesi gereken adli para cezasının fazlasıyla karşılandığı, dolayısıyla taksitlendirme işleminin hükmün infazı açısından bir öneminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Askeri Yargıtay Başsavcılığının aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiş ve bahse konu hukuka aykırılık hükmü etkileyecek nitelikte görülmediğinden bozma sebebi sayılmamıştır. Ayrıca, gerekçeli hükmün başlık kısmı ile hüküm kısmında farklı askeri savcı isimlerine yer verildiği görülmektedir. Hükmün esasını oluşturan kısa kararda duruşmaya hangi askeri savcının katıldığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle gerekçeli hükmün başlık kısmında başka bir askeri savcının adının yazılmasının maddi bir hatadan kaynaklandığı sonucuna ulaşıldığından, bahse konu hukuka aykırılıkta bozma sebebi sayılmamıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Müdafiin temyizine atfen ve resen, 29.12.2003-19.7.2004 tarihleri arasında işlenen firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 maddesi uyarınca, suç bitiş tarihinin hatalı belirlenmesi ve adli para cezasına çevirmede yapılan hatalar nedeniyle BOZULMASINA;
Bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün; suç bitiş tarihine ilişkin bölümünün “19.7.2004” şeklinde, adli para cezasına çevirmeye ilişkin bölümünün ise "Hükümlü hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi uyarınca günlüğü 11 TL'den adi para cezasına çevrilerek hükümlünün 3.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" şeklinde değiştirilmek, diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
2) Müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan 19.9.2004-3.9.2005 tarihleri arasında işlenen firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
1.3.2016 tarihinde, tebliğnameye; her iki hüküm bakımından aykırı olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy