(5271 S. K. m. 147, 191) (353 S. K. m. 207) (AYDK 19.01.2006 T. 2006/28 E. 2006/14 K.) (AYDK 20.11.2001 T. 2001/104 E. 2001/107 K.) (AYDK 24.12.1998 T. 1998/193 E. 1998/178 K.)
Askeri Mahkemesince; sanığın askerlik hizmetini yaptığı sırada 16.11.2013 tarihinde amirlerinden izin almaksızın Birliğinden ayrılmak suretiyle firar ettiği, 28.11.2013 tarihinde güvenlik güçlerine teslim olduğu, bu suretle 16.11.2013-28.11.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
Dairemizin 10.3.2015 tarihli, 2015/226-238 E.K. sayılı kararı ile; 16.12.2013 tarihinde yapılan ve iddianameye karşı sanığın sorgu ve savunmasının tespit edildiği duruşmaya ilişkin tutanağın birinci sayfasının tutanak katibi tarafından imzalanmamış olması nedeniyle, hükmün usul yönünden bozulmasına karar verildiğinden, bozma öncesi yapılan sorgu işlemi geçersiz hâle gelmiştir. Bu nedenle, öncelikle bozma kararına uyulup uyulmama konusunda sanığın beyanının, sonra da sorgu ve savunmasının mutlaka usul kurallarına uygun olarak tespit edilmesi gerekmektedir.
Sanığın bozma ilamına karşı diyecekleri ile sorgu ve savunmasının tespiti amacıyla yazılan talimat kapsamında, … Mahkemesince 9.10.2015 tarihli oturumda sanığın bozma ilamına karşı beyanları tespit olunmasına rağmen, sorgu ve savunmasında, “Daha önceden vermiş olduğum savunmalarımı aynen tekrar ediyorum, bozma ilamına karşı takdiri Mahkemeye bırakıyorum.” (Dz.244) şeklindeki beyanlarının tutanağa kaydedildiği görülmektedir.
Askeri Yargıtay’ın yerleşik kararlarında; “Önceki ifademi aynen tekrar ederim” ve benzeri şeklindeki sorgunun, usule uygun olarak yapılmış bir sorgu olarak kabul edilmediği ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu kabul edildiğinden, sanığın İstinabe Mahkemesinde soyut mahiyetteki ifade tekrarının sorgu yerine geçmesi mümkün değildir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 19.1.2006 tarihli, 2006/28-14; 20.11.2001 tarihli, 2001/104-107; 24.12.1998 tarihli, 1998/193-178; Dairemizin 19.2.2013 tarihli, 2013/444-437; 3’üncü Dairesinin 11.9.2009 tarihli, 2009/2259-2255; 1’inci Dairesinin 3.12.2008 tarihli, 2008/2958-2954 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir).
Bu nedenlerle, sanığın, usul kurallarına uygun şekilde sorgu ve savunması tespit edilmeden hakkında hüküm kurulması, CMK’nın 147 ve 191’inci maddelerine aykırı olup, savunma hakkının kısıtlanması anlamında 353 sayılı Kanun’un 207/3-H maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık ve Askeri Savcının temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
1.3.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy