(1632 S. K. m. 117) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 231)
Askeri Mahkemenin 28.12.2011 tarihli ve 2011/102-441 E.K. sayılı kararı ile sanığın, 23.7.2007 tarihinde, 1) Topçu Er M.A.’ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 117/1 (teşdiden) ve TCK’nın 62'nci maddeleri uyarınca, 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine, 2) Tank Çvş. M.R.A.’ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 117/1 (teşdiden) ve TCK’nın 62'nci maddeleri uyarınca, 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine,3) Tank Er E.U.’ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 117/1 (teşdiden) ve TCK’nın 62'nci maddeleri uyarınca, 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine; karar verildiği, kararın taraflarca itiraz edilmediğinden 7.8.2012 tarihinde kesinleştiği; sanığın denetim süresi içinde 11.9.2012 tarihinde işlediği asta müessir fiil suçundan … Askeri Mahkemesinin 10.3.2014 tarihli, 2013/235 E. 2014/61 K. sayılı hükmüyle bir ay üç gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün 22.10.2014 tarihinde kesinleştiği; Askeri Mahkemenin temyize konu edilen hükmüyle, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle, yeniden duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanmasına karar verilerek; sanığın, 23.7.2007 tarihinde; 1) Topçu Er M.A.’a karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 117/1 (teşdiden) ve TCK’nın 62, 50, 52’nci maddeleri uyarınca, 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 2) Tank Çvş. M.R.A.’a karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 117/1 (teşdiden) ve TCK’nın 62, 50, 52’nci maddeleri uyarınca, 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 3) Tank Er E.U.’a karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 117/1 (teşdiden) ve TCK’nın 62, 50, 52’nci maddeleri uyarınca, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; karar verildiği; Bu hükümlerin müdafi tarafından, kararın yasalara aykırı olduğu ileri sürülerek temyiz edildiği; tebliğnamede, cezaların takdirinde yapılan hata nedeniyle hükümlerin ayrı ayrı bozulması yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahsedebilmesi için, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne göre kesinleştirilmesi zorunludur. Aksi durumda, denetim süresi işlemeye başlamayacağından, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi de söz konusu edilemeyecektir. Bu nedenle, kurulumuzca işin esasının görüşülmesine geçilmeden önce, Askeri Mahkemece verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne göre kesinleştirilip kesinleştirilmediği hususu incelenmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı "itiraz" kanun yoluna tabidir (CMK.231/12). Askeri yargıda bu itirazın en yakın askeri mahkeme tarafından incelenmesi gerekmektedir (ASMKYUK. 202/2). İncelenen kararda, kanun yolu ve merciinin "temyiz ve Askeri Yargıtay" şeklinde hatalı gösterildiği anlaşılmaktadır. CMK'nın 264'üncü maddesine göre; kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacaktır. Aksine, başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie gönderecektir. Bu kural yanlış kanun yoluna veya mercie başvurulması halinde, başvuranın haklarını korumaya yönelik olarak kanunda yer alan tamamlayıcı bir normdur. Bu nedenle, kanun yolu ve merciinde yanılma halinde, yapılan başvuru doğru kanun yoluna ve mercie yapılmış başvuru gibi işlem görmeli ve anılan norm uyarınca, başvuru, yetkili merciye yönlendirileceği için, kanuni süreden sonra yapılacak başvuru da salt karardaki hatalı adlandırma nedeniyle kabul edilmemelidir. Askeri Yargıtayın yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. İncelenen kararda, kanun yolu ve merciinin hatalı gösterilmesi dışında, kanun yolu süresi ve kanun yoluna kimlerin ne şekilde başvurabilecekleri ayrıntılı ve doğru olarak gösterilmiş, karar taraflara tebliğ edilmiş, ancak herhangi bir kanun yoluna başvuran olmamıştır. Bu itibarla, bahse konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, itiraz edilmemek suretiyle kesinleştiği sonucuna ulaşılmış ve işin esasının görüşülmesine geçilmiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın, 23.7.2007 tarihinde; eline aldığı tahta sopa ile mağdur Tank Er E.U.’un ensesine üç kez, mağdur Topçu Er M.A.’un sol baldırına bir kez vurarak; mağdur Tank Çvş. M.R.A.’u ise, yumruk ve tokat atarak dövmek suretiyle müteaddit asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verildiği görülmekte ise de; sanık sorgusu, mağdur ve tanıkların ifadelerinin tespiti gibi esaslı yargısal işlemlerinde yapıldığı toplam on sekiz oturuma ait duruşma tutanaklarında duruşmanın yapıldığı mahkeme adının yazılmadığı görülmektedir. Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir (CMK.222). Bu nedenle, temyiz merciince duruşma tutanaklarının güvenilir olup olmadığı öncelikle denetlenmelidir. CMK’nın “Duruşma Tutanağının Başlığı” başlıklı 220’nci maddesinde, duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı, oturum tarihleri ile Hâkimin, Cumhuriyet Savcısının ve Tutanak Kâtibinin adı ve soyadının yazılacağı belirtilmektedir. Kanunda öngörülen şekli şartları taşımayan duruşma tutanaklarının güvenilirlikleri kuşkulu olduğundan, geçerli belge olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Askeri Yargıtayın yerleşik uygulamaları da bu yönde istikrar kazanmıştır. Bu itibarla; geçerli belge niteliği bulunmayan duruşma tutanaklarına dayanılarak verilen mahkûmiyet hükümlerinin diğer yönleri incelenmeksizin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca mahkûmiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
8.3.2016 tarihinde, tebliğnameye sonuçta uygun sebepte farklı olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy