(1632 S. K. m. 144) (5237 S. K. m. 43, 62, 257) (5271 S. K. m. 34, 230)
Askeri Savcılıkça düzenlenen iddianamede, sanığın eylemlerine ilişkin olarak; "Şüpheli B.B.nin yukarıda ve bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak cins ve miktarı belirtilen yaş sebze ve meyvelerin yüklenicilerinden kendisi için bu görevini kötüye kullanarak kuruşlu belge üzerinden aldıkları paranın %3 oranında kendisine pay istediği, parayı veremeyenlerin bu paraları kendisine vermesi için aylık yemek listesini günlük olarak değiştirerek veya yüklenicileri zarara uğratacak şekilde ürünlerin pahalı olduğu dönemlerde alınacak malzemelerin miktarını arttırarak, ürünün ucuz olduğu dönemde ise yemek listesini değiştirip hiç veya az alarak, yine kuruşlu belgelerinin kesilme işlemini geciktirerek zorladığı, aynı şekilde mal sorumlusu şüpheli E.N.K.yi de ikna ederek ve kendisine haksız olarak elde ettiği paralardan belli oranda pay vererek muayene komisyonu tarafından kendisine para vermeyenlerin mallarını haksız yere reddettirdiği, özellikle 2008 yılından itibaren bütün yaş meyve ve sebzecilerden bu şekilde zorla para almaya başladığı veya kendisine göre payını daha sonra almak üzere anlaştığı, mal sorumlusu ve muayene komisyon üyesi olan şüpheli E.N.K.nin da ifadesinde bu durumu ikrar ettiği, aynı zamanda Mayıs 2008 ayı ortalarında yüklenici A.F.U. mal teslim yerine mallarını indirirken şüpheli B.B.in depoya yanlarına geldiği, burada mallarını indiren A.F. U.ya, E.N.K.nın yanında 'Yanında ne kadar para varsa E.nin hakkını ver.' dediği, A.F.U. da cebinden 1.000 TL. çıkararak şüpheli E.N.K.a verdiği, bu sırada şüpheli B.B. yine mağdur şüpheli A.F.U.ya 'Buradan giderken de yukarıya uğra. Yukarının hakkını ver.' dediği, şüpheli E.N.K.nin parayı almak istemediği, fakat şüpheli B.B.nin ısrarları sonucunda parayı aldığı, yine aynı olayı mağdur şüpheli A.F.U.da ifadesinde aynı şekilde beyan ettiği, yine bu paradan başka 2008 Nisan sonu ve Mayıs başında şüpheli B.B.in 1.000 TL.nin üzerinde bir parayı şüpheli E.N.K.ya Senin payın diyerek verdiği, bu paraların A.Ö., A.F.U. gibi müteahhitlerden şüpheli B.B.nin aldığını bildiğini, fakat şüpheli B
hesap sorumlusu olduğundan ve depolarının hesaplarına baktığından, parayı almazsa kendisine sıkıntı yaratır düşüncesiyle korkusundan parayı almak zorunda kaldığını ve sesini çıkartamadığını, şüpheli B
nin yukarıdan kast etmek istediği kişinin şüpheli Bnb. Ş.E. olduğunu tahmin ettiğini, şüpheli E.N.K. ifadesinde beyan ettiği, soruşturmanın başlamasını müteakip şüpheli E.N.K. bu ikrarları yaptıktan sonra 30.6.2008 tarihinde şüpheli E.K.nin eşi A.K.,
. Savcılığına gelerek askısı bulunan dört gözlü siyah para çantası ve içerisindeki toplam 2.500 TLyi Savcılığa teslim ettiği, bu paranın E.K.nin ifadesine göre şüpheli B.B. tarafından kendisine 'Senin payın.' denilerek verilen paralar olduğunu beyan ettiği bu para alınarak Askeri Savcılığın 2008/189 emniyet eşya defteri numarasına kayıt edildiği"
"Şüpheli A.G.nin
Birlik Komutanı olup, Temmuz 2007 tarihinden itibaren ikiz görevli olarak muayene komisyonu başkanlığını yürüttüğü, şüpheli S.U. aynı şekilde muayene komisyon başkanlığı yedek üyeliğini şüpheli A.G.nin olmadığı günlerde yürüttüğü, şüpheli A.Ç. ise muayene komisyon üyeliği görevini yaptığı süre içerisinde muayene olan zamanlarda, muayene komisyonu üyesi olarak görev yapan şüpheli E.N.K.nin verdiği bilgiler doğrultusunda gerekli incelemeyi yapmadan şüpheli E.N.K. ve A.Ç. ile birlikte gelen malların kabul yada reddine karar verdikleri, örnek olarak bilirkişi raporundan da peynirlerin muayenesinin muayene komisyonunca teknik şartnamenin 4,7,2nci maddesi uyarınca tenekelerin 24 saat süzülmeye bırakılarak yapılmasının gerekmesine rağmen peynirlerin muayenesinin şüpheli E.N.K. tarafından tek başına ve 3-4 teneke peynirin rastgele delinerek 2 saat kadar bir süre süzülmeye bırakılması suretiyle yapıldığının ve muayeneye başlama tutanaklarından kaç teneke ile muayeneye başlandığının belirtilmemesi sebebiyle eksik olarak teslim edilen peynir miktarının tespit edilemediğinin belirtildiği, savcılık soruşturması sırasında tespit edilen eksik alımların yüklenici tarafından Birliğe teslim edildiği, yine M.Ü.nün 28 Nisan 2008 tarihinde muayeneye getirdiği çileklerin 5 kg.lık kasalar yerine 10 kg.lık kasalarla getirildiğinden bahisle reddedilmesi fakat aynı çileklerin
Komutanlığında kabul edilmesi, yine A.F.U.nun Mayıs 2008 ayında getirdiği semiz otlarının yüklenicinin beyanına göre, bir kısmının muayene komisyonundan kesilerek usulsüz reddedilmesi, akabinde de A.F.U.dan, B.B. zoruyla E.N.K.ye 1.000 TL verilmesi gibi vb.), bununla birlikte diğer malzeme muayenelerinde de mağdur ve tanık ifadelerine göre malların kabulünün tamamen şüpheli E.N.K.nin inisiyatifine bırakıldığı, bu nedenle de gerek 2007 yılının ikinci periyodunda, gerekse özellikle 2008 yılının ilk altı ayı içerisinde şüpheli B.B.in talimatları doğrultusunda E.N.K. tarafından malların usulüne aykırı bir şekilde kabul edildiği veya reddedildiğinin ve yüklenicilerin ve kamunun zarara uğratıldığının anlaşıldığı, bu suretle şüpheli E.N.K.ın zincirleme şekilde görevi kötüye kullanmak suçunu işlediğinin anlaşıldığı, bu nedenle de muayene komisyonu başkanı şüpheli A.G.nin, yine görev yaptığı dönemlerde yedek başkan şüpheli S.U.un, diğer üye A.Ç.nin bu görevlerini ifa ederken gerekli itina ve özeni göstermeyerek zincirleme görevi ihmal suçunu işlediklerinin anlaşıldığı" şeklinde maddi vakanın sanıkla ilgili kısmı açıklandıktan sonra;
"Şüpheli E.N.K.nin şüpheli B.B.nin eylemlerinde anlatıldığı şekilde muayene komisyonu asıl üyesi olduğu görevini icra ederken şüpheli B.B.nin müteahhitler A.F.U., N.D., S.Ö., A.Ö., H.Y., M.Ü.den icbar suretiyle aldığı paralardan bir kısmını (kendi ikrarına göre A.F.U.dan bizzat elden aldığı 1.000 YTL., diğer müteahhitlerden B
tarafından alınıp kendisine verilen 1.500 YTL. olmak üzere halen Askeri Savcılık emanetinde bulunan toplam 2.500 YTL. bilerek kabul etmek suretiyle iştirak halinde zincirleme şekilde irtikap suçunu işlediklerinin anlaşıldığı (TCKnın 37, 43, 250/1 ve ASCKnın 51/B,C, 30), yine şüpheli B.B.in talimatları doğrultusunda muayene komisyon üyeliğini kötüye kullanarak teknik şartnamelerdeki standartlara aykırı malları kabul ya da reddederek kişilerin ve kamunun zarara uğratılmasına sebebiyet vererek zincirleme görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği" kabul edilerek, sanık E.N.K.nin zincirleme görevi kötüye kullanmak suçundan ASCKnın 144 ve TCKnın 43, 257/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması, sanığın soruşturma sırasında ikrarları, irtikap suretiyle aldığı paraları iade etmesi ve verdiği bilgiler sayesinde örgütün işleyişinin ortaya çıkmasına katkıda bulunmasından dolayı, TCKnın 62nci maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin uygulanması istemiyle, kamu davası açıldığı, ayrıca, zincirleme şekilde irtikap suçundan ise, görevsizlik kararı verildiği;
Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2010 tarihli ve 2010/3773-308 E.K. sayılı iddianamesi ile, sanık E.N.K. hakkında zincirleme şekilde irtikap suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, ancak sanık hakkında Askeri Mahkemece yapılan yargılamada karar verildiği sırada, bu yargılamanın derdest olduğu;
Sanık hakkında zincirleme görevi kötüye kullanmak suçundan yapılan yargılama sonucunda ise, Askeri Mahkemece, tüm ayrıntıları açıklandığı şekilde sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, birtakım yüklenicilerin mağduriyetine, birtakım yüklenicilere haksız menfaat sağlanması ve Hazinenin zararına sebep olmak suretiyle zincirleme görevini kötüye kullanmak suçundan yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
CMKnın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230uncu maddesinde; hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi yanında delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi neticesinde ulaşılan kanaatin açıklanarak sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması hususları düzenlenmiş bulunmaktadır. Ayrıca, Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddeleri, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükmüne haiz bulunmaktadır.
Bu düzenlemelere göre, hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi yanında, iddia ve savunma bu delillere göre irdelenmeli, gerek sanığın ortaya koyduğu savunmaların, gerekse iddia makamının istemlerinin ne ölçüde ve hangi sebeplerle kabule değer bulunup bulunmadığı hususu temyiz incelemesine imkân verecek yeterlilikte açıklanarak, sanığa atılı olayın ne şekilde kabul edildiği, makul ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle izah edilmeli, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ortaya konulmalı ve bu fiilin nitelendirilmesi yapılmalıdır. Başka bir anlatımla, yukarıda belirtilen hususlar ile ilgili sonuç çıkarma işleminin ve bu sırada yapılan muhakemenin gerekçede gösterilmesi, denetimin gereği gibi ve usulüne uygun olarak yapılabilmesi bakımından zorunludur. Bu nitelikteki bir gerekçeli hükmün, kamunun bilgilenmesine, tarafların ikna olmalarına, yargılama makamının güvenilirliğine ve özellikle adil yargılanma ilkesine hizmet edeceği aşikardır. Öte yandan, gerekçenin usule uygun ve yeterli olmamasının, gerekçe yokluğu ile aynı sonuçları doğurduğunda kuşku olmayıp, bu nedenle, uygulamada gerekçesizlik kadar, yetersiz gerekçe de mutlak bozma nedeni sayılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, temyiz konusu hükmün gerekçesi incelendiğinde; kovuşturma aşamasındaki sanıkların sorgu ve savunmaları ile tanıkların beyanlarına yer verildikten sonra, delillerin tahlil ve değerlendirilmesi başlığı altında, sanıkların yürüttükleri görevleri somutlaştırılıp, her bir sanık hakkında kabul ve değerlendirme yapıldığı, sanık E.N.K. hakkında maddi vakaya ilişkin yapılan değerlendirme öncesinde, ikmal sürecinin nasıl işlediği ve bu süreçte sanık E.N.K. ile diğer sanıkların görevlerinin, mevzuat hükümleri bağlamında ve uygulamada neler olduğunun açıklandığı, bu genel bilgiler ışığında maddi vakıanın incelenmesine geçildiğinde ise;
Askeri Mahkemece; sanık İkm.Üçvş. E.N.K'nin
.Destek Komutanlığı emrinde Tüketim Malzemeleri Yiyecek Mal Sorumlusu ve Muayene Komisyonu üyesi olarak görevli olduğu; Ord.Bnb. A.G.nin Muayene Komisyonu Başkanı, Topçu Bnb. S.Unun yedek başkan ve Vet.Atğm. A.Ç.'nin de üye olarak görev yaptığı Komisyonun; kendilerine saymanlık tarafından gönderilmesi gereken aylık tebligatı alarak, bu ana belgeyi Günlük Muayenelere Mahsus Deftere kaydedip, buna göre o gün içerisinde hangi yüklenici tarafından hangi malzemenin ve ne kadar miktarda gelmesi gerektiğini takip ve kontrol etmeleri gerektiği, zira Muayene Komisyonu başkanı ve üyelerinin asli vazifesinin saymanlık tarafından verilen tebligatlara uygun şekilde yükleniciler tarafından depoya teslim edilen malzemenin muayenesini yapmak olduğu;
Ancak dosya kapsamında yapılan incelemede, Muayene Komisyonuna gönderilen hiçbir aylık tebligatın olmadığının tespit edildiği, bunun yerine hesap sorumlusu (B
Bçvş.) tarafından elden mal sorumlusuna (E
Astsb.) verilen "Taslak Günlük Toplu İhraciye Listesi" ile yetinerek, bu belge üzerinden tüm işlemlerin yapıldığı, bundan mütevellit B
Bçvş.un yükleniciler üzerinde istenen mallar ve miktarları noktasında baskı oluşturmasına adeta zemin hazırlandığı ve tamamen B
Bçvş.un keyfi kararları ile saptanan yüklenicilerden istenen mal ve miktarlar sonrasında zarara uğrayan yüklenicilerin B
Bçvş.un taleplerine boyun eğmek zorunda kaldığının anlaşıldığı;
Muayene Komisyonunun mevzuata uygun olarak aylık tebligatı saymanlıktan almadan işlem yaptığından, komisyon üyelerinin tebligatlardan bihaber işlemlerini yürüttükleri, bu nedenle yüklenicilerin tebligatlarda yer alan miktarlarda malların tamamını veya bir kısmını getirmemesine karşın, bunların "getirmediklerinin" Günlük Muayenelere Mahsus Deftere yazılamaması nedeniyle yüklenicilere ceza kesilmesi ve şartları oluştuğu hâlde sözleşmelerinin fesih edilmesi sonuçlarının doğmasına engel oldukları, bu nedenle hazineyi zarara uğrattıklarının tespit edildiği; bu nokta bakımından ortaya çıkan olumsuz sonuçların, alımı gerçekleşen ikmal maddelerinin tek tek ve ayrıntılı olarak ilgili tüm sözleşmeleri üzerinde yapılan incelemenin, bilirkişi raporlarında ayrıntılı olarak mevcut olduğu;
Muayene Komisyonu üyelerinin kendilerine verilen "Taslak Günlük Toplu İhraciye Listesi" üzerinden işlemlerini yürüterek, bu belgeyi defterlerine kaydetmek suretiyle böylece o listeye göre o gün için gelmesi gereken malzemelerin miktarlarının neler olduğunu belirleyip, yükleniciler tarafından getirilmesine istinaden kabul ise kabul; red ise red; getirmedi ise getirmediğinin deftere yazılıp imza altına alındığı, bu hususta herhangi bir usulsüz işlemin gerçekleşmediği anlaşılmış ise de, bu hususun komisyon üyelerinin suç kastı ile hareket edip-etmedikleri noktasında yapılan değerlendirmede, önemli bir unsur olarak yer aldığı;
Bu çerçevede hadise ele alındığında; sanıklardan A.G. ve S.U.'nun ikiz görevli olmaları, diğer sanık A.Ç.'nin ise asteğmen rütbesinde olup vatani görevini icra etmekte olması, bunun yanı sıra bizatihi ihtisas gerektiren bu önemli görev noktasında sanıkların ne bir kurs görmüş olmaları, ne de daha öncesinde bu şekilde bir görev ile görevlendirilmiş olmamaları, dolayısıyla vazifenin ifası noktasında gerekli tecrübe, deneyim ve ehliyetten yoksun olmaları, özelliklede bilirkişilerce de tespit edildiği üzere, aynı ikmal kaynağından alımının yapıldığı bir başka garnizon olan
Garnizonunda da "aylık tebligat almak yerine, Taslak Günlük Toplu İhraciye Listesi" ile yetinilerek, bu belge üzerinden işlemlerin gerçekleştirilmesi şeklinde hatalı bir uygulamanın mevcut olması ve böylece
ile olayın yaşandığı
Garnizonlarında yanlış da olsa bu şekilde bir fiili uygulamanın süregelmekte olması, muayene komisyonu üyelerince kendilerine verilen "Taslak Günlük Toplu İhraciye Listesi" üzerinden işlemlerini yürüterek, bu belgeyi defterlerine kaydetmek suretiyle böylece o listeye göre o gün için gelmesi gereken malzemelerin miktarlarının neler olduğunu belirleyip, yükleniciler tarafından getirilmesine istinaden kabul ise kabul; red ise red; getirmedi ise getirmediğinin deftere yazılıp imza altına alındığı, bu hususta herhangi bir usulsüz işlemin gerçekleşmediğinin anlaşılmış olması ve özellikle de sanıklardan E
dışında (zira E
, hesap Sorumlusu olan B
'nin yüklenicilerle girmiş olduğu kanun dışı ilişkiden haberdar olup, bir miktar para da B
'nin zor ve ısrarı ile de olsa kendisine verilmiştir), diğer hiçbir muayene komisyonu üyesinin bu kanun dışılıktan haberdar olmadığı gözetildiğinde; salt aylık tebligata göre mal kabullerini yapmamaları şeklinde ortaya çıkan husus bakımından suç kastı ile hareket etmedikleri vicdani kanaatine ulaşıldığı; bu noktada sanıklardan Tüketim Malzemeleri Yiyecek Mal Sorumlusu olan ve taşıdığı bu sıfatı nedeniyle aynı zamanda da Muayene Komisyonu üyesi olan E.N.K. hakkında ayrı bir değerlendirme ve sonuca gidildiği, zira sanık E
'nin, yukarıda da ifade edildiği gibi mevzuata aykırı olarak yapılan işlemlerden haberdar olduğu, B
Bçvş.'nun kanuna aykırı faaliyetlerini bildiği, dolayısıyla 'aylık tebligatı' almaksızın, B
Bçvş.'un keyfi tasarrufuna göre şekillenen "Taslak Günlük Toplu İhraciye Listesi" üzerinden mal kabul etmekte olmasının, B
Bçvş.'un hareket sahasını genişlettiğini ve suç teşkil eden eylemlerini rahatça gerçekleştirmesine yol açtığını bildiği, ancak B
Bçvş.'nun kendisi üzerindeki baskısından çekindiğinden bu duruma müdahil olmak istemediği belirtilerek, sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket ederek, bir takım yüklenicilerin mağduriyetine, bir takım yüklenicilerin haksız menfaat sağlamasına ve Hazinenin zarara uğramasına sebep olmak suretiyle üzerine atılı görevi kötüye kullanmak suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ancak, sanığın hangi eylemi ile atılı suçu işlediğinin (hangi yükleniciye ne kadar haksız menfaat sağladığı, hangi yüklenicinin ne kadar mağduriyetine sebebiyet verdiği ve Hazine zararına yol açtığı hususlarının) ortaya konulmadığı, bu bağlamda atılı suça konu edilen ve oluştuğu kabul edilen maddi vakanın açık ve anlaşılır bir yeterlilikte, hiçbir duraksamaya yol açamayacak şekilde somutlaştırılmadığı görülmektedir.
Öte yandan, maddi vaka belirlenirken, öncelikle,
Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2010 tarihli ve 2010/3773-308 E.K. sayılı iddianamesi ile, hakkında zincirleme şekilde irtikap suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılan sanığın, hangi eylemi sebebiyle kamu davası açıldığının ortaya konulması önem kazanmaktadır. Zira, sanık hakkında zincirleme şekilde irtikap suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı gözetildiğinde, bu iddianameye konu edilen eylemin ne olduğunun ve açılan kamu davası üzerine karar verilmiş ise, mahkemece sübut bulduğu kabul edilen veya iddia konusu edilen suça ilişkin maddi vakanın ne şekilde kabul edildiği de dikkate alınarak, Askeri Mahkemece, sanığın iddia konusu eylemi bağlamında maddi vakanın sınırlandırılarak açıklanması gerekmektedir.
Diğer taraftan, dosyada mevcut bilirkişilerin mütalaaları doğrultusunda, sanığın (ve diğer sanıkların) inkâra dayalı savunmalarına neden itibar edilmediği belirtilmiş ise de, söz konusu bilirkişi mütalaalarına gerekçeli hükümde yer verilmediği gibi, mütalaaların hangi bölümü nedeniyle bu sonuca varıldığının da açıklanmadığı, dolayısıyla soyut bir kabulle sonuca ulaşıldığı, müdafiinin, sanığın
. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davanın konusunun 2007 ve 2008 yıllarındaki muayene ve kabul işlemleri olduğu ve sanığın aynı eylemi nedeniyle iki farklı mahkemede yargılandığı yönündeki savunmalarının karşılanmadığı, ayrıca iddianamede Hazine zararının sanıktan tazmin edilmesine yönelik bir talepte bulunulmadığı hâlde, Hazine zararının kusuru oranında sanığa ödettirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, CMKnın 34/1 ve 230uncu maddelerine aykırılık oluşturan bu durum nedeniyle, mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık yönünden BOZULMASINA; 29.3.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy