(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 51, 61, 62) (5271 S. K. m. 34, 230)
Sanığın, cezaevinden tahliyesini müteakip teslim edildiği
Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 5.9.2013 tarihinde 1 gün yol süresi verilerek serbest olarak Birliğine sevk edildiği, Askerlik Şubesince düzenlenen sevk belgesine katılacağı tarih olarak "7.9.2013" yazıldığı ve "07 Eylül 2013 tarihinde birliğime katılacağım tarafıma tebliğ edildi" kaydının düşülerek sanığa imzalattırıldığı dikkate alındığında, en geç 7.9.2013 tarihinde saat 24.00'a kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 24.11.2013 tarihinde saat 14.00 sıralarında, Konya İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yakalandığı tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmıştır.
Bu bağlamda, Askeri Mahkemece; soruşturma sırasında yaptırılan psikiyatrik inceleme sonunda, antisosyal kişilik olarak adlandırılan ruhsal bir organizasyon içerisinde olduğu, bu hali ile, TCKnın 32nci maddesinden yararlanamayacağı, adli gözlem altına alınmasına gerek duyulmadığı, psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaasıyla (dizi 130) ve
Asker Hastanesinin 31.10.2014 tarihli ve 5314 sayılı sağlık kurulu raporunda (dizi 241) belirtilen askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihinden sonra 31.10.2014 tarihinde başladığı, suç tarihlerini kapsamadığı ek sağlık kurulu raporuyla (dizi 239) belirlenen sanık hakkında; yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve oluşan vicdani kanaate göre, yasal, haklı ve inandırıcı gerekçeler gösterilmek suretiyle, suçun sübutunu kabulde; vasfının tayininde; asgari hadden temel cezanın tayin edilmesinde; takdiri indirim sebebi göz önünde bulundurularak azami oranda indirim yapılmasında; hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında; hükmolunan hapis cezasının ertelenmesi yerine adli para cezasına çevrilip taksitlendirilmesinde; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Tebliğnamede, sorgusunda ve bozma kararına karşı diyecekleri tespit edilirken kamuya yararlı bir işte çalışmak istediği yolunda beyanda bulunan sanığın, bu talebinin, Askeri Mahkemece hiç değerlendirilmemiş olmasının, keza, gerekçeli hüküm içerisinde bu seçenek yaptırımın uygulanmamasına yönelik temyiz incelemesine olanak sağlayacak herhangi bir gerekçe gösterilmemesinin, CMKnın 34/1 ve 230/1-d maddelerine aykırı olduğu belirtilerek, mahkûmiyet hükmünün, uygulamaya ilişkin gerekçesizliğe dayanan usule aykırılık sebebiyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ve Başkan
ve Üye
; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 8.7.2010 tarihli, 2010/79-71 E.K.; 10.10.2013 tarihli, 2013/107-99 E.K.; 16.4.2015 tarihli, 2015-36-49 E.K. ve 4.2.2016 tarihli, 2015/98 E.- 2016/13 K. sayılı kararları kapsamında tebliğnamedeki görüşe katılmış ise de;
Üye
; 5275 sayılı Kanunun 106/3üncü maddesindeki en son düzenleme sebebiyle, ödenmeyen adli para cezasının zaten zorunlu olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırılmak suretiyle infaz edileceği, hükmün bozulmasında bu yönüyle hukuki bir yarar bulunmadığı;
Üyeler
ve
; sanığın sorgusu ve bozma kararına karşı diyecekleri tespit edilirken kamuya yararlı bir işte çalışmayı kabul edip etmediği sorusuna "kabul ederim" şeklinde cevap vermiş olmasının, kamuya yararlı bir işte çalışmaya yönelik bir talebinin olduğunu göstermeyeceği, bu nedenle, Askeri Mahkemenin, kamuya yararlı bir işte çalıştırma konusunda bir değerlendirme yapmasında ve gerekçe göstermesinde zorunluluk bulunmadığı;
Belirtildiğinden, tebliğnamedeki bu görüşe katılınmamış ve oy çokluğuyla mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Yine, tebliğnamede, Askeri Mahkemenin 31.3.2014 tarihli, 2013/1149 E. 20141/139 K. sayılı kararı ile, sanık hakkındaki 25.1.2013-2.4.2013 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın,
Askeri Mahkemesinin 28.5.2014 tarihli, 2014/1585 Evrak ve 2014/450 K. sayılı ile reddedilmesi ile kesinleşmiş olmasına rağmen, temyize konu hükümde, sanık hakkındaki 25.1.2013-2.4.2013 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin aynı dava ile ilgili olarak yeniden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yok hükmünde olduğuna işaret edilmesi istenilmiş ise de; söz konusu kararın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olması ve temyize konu mahkûmiyet hükmüyle doğrudan bir bağlantısının olmaması nedeniyle, Askeri Yargıtayın temyiz incelemesine dahil olan bir konu olmadığından bu yöndeki görüşe de katılmak mümkün olmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın sebepsiz temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usûl ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
5.4.2016 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak, Başkan
ve Üye
'nin karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy