(1632 S. K. m. 137) (5237 S. K. m. 51, 61, 62) (5271 S. K. m. 50)
Askeri Mahkemece; sanığın, 26.1.2015 tarihinde hizmette tekâsülle harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 137, TCKnın 62/1 ve 51inci maddeleri uyarınca (ertelemeli), yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; bu hüküm, sanık tarafından; yüklenen suç açısından kastının bulunmadığı, kazanın tecrübesizlik ve olumsuz hava şartlarından meydana geldiği belirtilerek, esasa ilişkin sebeplerle temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya içeriğinden; sanığın
Komutanlığı emrinde servis şoförü olarak askerlik hizmetini yaptığı, 26.1.2015 tarihinde
güzergahındaki servis hizmetini tamamladıktan sonra saat 08.00 sıralarında sürücüsü olduğu
plakalı
askeri otobüs ile birlik içi garaj önünde, aracı park etmek için manevra yaptığı sırada otobüsün sağ ön kısmını beton duvara çarparak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kaza nedeniyle askeri araçta 823,64 TL tutarında hasar oluştuğu, trafik bilirkişisinin raporuna göre; sanığın, 2918 sayılı Karayolları ve Trafik Kanununun 52/b, 67 ve Trafik Yönetmeliğinin 137'nci maddelerinde düzenlenen emredici trafik kurallarına uymadığı için asli kusurlu olduğu, askeri araçta oluşan hasarın mühimce olduğu, böylece sanığın hizmette tekasül dolayısıyla askeri aracın mühimce hasara uğramasına sebep olmak suretiyle ASCK'nın 137'nci maddesinde düzenlenen hizmette tekâsülle askeri aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçelerle; sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin kabulünde ve bunun nitelendirmesinde, TCK'nın 61 ve 62'inci maddelerinde öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesinde; sanığın kabul etmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde, kaza nedeniyle meydana gelen kamu zararının tenkis edilerek sanıktan tazmin ve tahsil edilmesinde, bozmayı gerektirecek nitelikte herhangi bir hukuka aykırılık saptanmadığından, sanığın esasa yönelik temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir. Ancak, Ceza Muhakemesi Kanununa göre, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi zorunludur (CMK.50/3). Somut olayda; sabıkası bulunmayan sanık hakkında verilen 25 gün hapis cezasının yasal zorunluluk gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerekirken, sanığın istemi dikkate alınarak ertelenmesi hukuka aykırı olduğundan, mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. İddianameye kamu zararının eksik yazıldığı görülmekte ise de; yerel mahkemece Borçlar Kanununun 52/2'nci maddesi uyarınca sanık lehine gerçek miktar ve iddianameye yazılan miktardan daha düşük bir tazminata hükmedilmesi karşısında, bahse konu hukuka aykırılık bozma sebebi sayılmamıştır.
Tebliğnamede; gerekçeli kararda maddi olayın net olarak ortaya konulamadığı, soruşturma evresinde görüşüne başvurulan ve raporu hükme esas alınan trafik bilirkişisinin mahkemece dinlenilmediği öne sürülerek, hükmün usul yönünden bozulması istenilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanununda, soruşturma evresinde görüşüne başvurulan bilirkişinin kovuşturma evresinde de mutlaka dinlenilmesi gerektiğine dair bir usûl hükmü bulunmamaktadır. Mahkeme yargılamanın gelişimine göre gerekli görürse bilirkişiyi dinleyecektir. Ancak hâkim, kararını yalnız duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceğinden, soruşturma evresinde hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilmesi için mutlaka duruşmada okunarak tartışılması gerekir. Somut olayda; trafik bilirkişisinin mahkemece dinlenilmediği görülmekle birlikte, hükme esas alınan raporun taraflarında hazır bulunduğu bir oturumda okunarak tartışıldığı, ayrıca kararın verildiği oturumda dosyadaki tüm belgelerin okunduğu ve hazır bulunan taraflardan diyeceklerinin sorulduğu, dolayısıyla bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin, aşamalarda değişiklik göstermeyen sanık ifadeleri, vaka raporu, olay yeri fotoğrafları, kaza raporu, trafik kazası tespit tutanağı, bilirkişi raporu, hasar tespit raporları ve dosyada bulunan diğer bilgi ve belgelerle ispatlandığı görüldüğünden, yukarıda belirtilen tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca uygulama yönünden BOZULMASINA;
5.4.2016 tarihinde, tebliğnameye sebepte farklı, sonuçta uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy