(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52) (353 S. K. m. 220)
Sanığın, Birliği Komutanlığınca rahatsızlığı nedeniyle 16.3.2007 tarihinde sevk edildiği …Devlet Hastanesinden dönmeyerek firar ettiği, 21.11.2007 tarihinde …Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olduğu, bu suretle firar suçunu işlediği dosyada mevcut delillerden maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; atılı suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu ve cezai ehliyetinin tam olduğu saptanan sanığın, firar suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemece, karar yerinde gösterilen haklı ve inandırıcı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde, alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri hafifletici neden gözönünde bulundurularak, cezasında gerekli indirim yapılmak ve adli para cezasına çevrilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmesinde, haklı gerekçelerle erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamış olması suretiyle kurulan hükümde; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama açısından (aşağıda yazılı husus dışında) hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Ancak, hiçbir araştırma yapılmasına gerek kalmaksızın ve takdire gerek duyulmaksızın, 16.3.2007 tarihinde hastaneye sevk edilen ve beyanına göre hastaneye müracaat eden sanığa, MSB. 70/1(Ç) Askeralma Yönergesinin ilgili hükümlerinden ve MSB "Yol Süreleri Tablosu Hakkında Özel Talimatı"ndan hareketle, aynı il sınırları içinde dahi olsa hastaneden Birliğine katılması için bir gün yol süresi tanındığında, 18.3.2007-21.11.2007 tarihleri arasında firar suçunu işlediği dosya içeriğinde bulunan tüm delillerden anlaşılmasına karşın, suç tarihlerinin 16.3.2007-21.11.2007 olarak belirlenmesi hatalı olduğundan, mahkûmiyet hükmü bozulmuş, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 5530 sayılı Kanun’la değişik 220/2-F maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Diğer taraftan, asıl olan kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, TCK’nın 50/1’inci maddesi uyarınca, hapis cezanın adli para cezasına çevrildiği belirtilmiş olmasına karşın, hüküm içeriğinde uygulama maddesinin TCK’nın 50/3’üncü maddesi olarak gösterilmesinin maddi hata oluşturduğu kabul edilerek, söz konusu hataya işaretle yetinilmiştir.
Üyeler ... ve ...; 16.3.2007 tarihinde saat 16.30'a kadar Birliğine katılması gerektiği belirtilen sanığa, aynı il sınırları içindeki Birliğine katılması için bir gün yol süresi tanındığında, suç tarihlerinin 17.3.2007-21.11.2007 olarak belirlenmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluğun kararına ayrışık gerekçeyle katılmışlardır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın ve müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi uyarınca REDDİNE,
353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve resen, suç tarihlerinin hatalı belirlenmesi yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün BOZULMASINA;
Bozma sebebi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 5530 sayılı Kanunla değişik 220/2-F maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünde “16.3.2007-21.11.2007” olarak yer alan suç tarihlerinin, “18.3.2007-21.11.2007” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
19.1.2016 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak, Üyeler ... ve ... ayrışık gerekçeleriyle ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy