(1632 S. K. m. 85, 91, 130) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 211) (353 S. K. m. 221)
Sanıklar J.Er S.D. ile J.Onb. M.G.nin, suç tarihinde
Eğt.A.K.lığı Hiz. ve Mhf.Bl.K.lığı emrinde görevli oldukları, sanık J.Onb. M.G.nin internet kafede ana bilgisayar masasında bulunan hoparlörü kullanmak için internet kafe sorumlusu J.Er H.S.den izin istediği, J.Er H.S.nin sanık M.G.ye hoparlörü kullanmasına müsaade ettiği, hoparlörün bulunduğu ana bilgisayarda diğer sanık J.Er S.D.nin oturduğu, sanık J.Onb. M.G.nin hoparlörü alması üzerine, sanık J.Er S.D.nin neden hoparlörü alıyorsun? Bari müzik aç hep beraber dinleyelim dediği, sanık J.Onb. M.G.nin cevap vermediği, aradan yaklaşık on dakika geçtikten sonra sanık J.Er S.D.ın, diğer sanık J.Onb. M.G.nin yanına giderek ver şu hoparlörü, yoksa s..erim seni dediği, bunun üzerine J.Onb. M.G.nin ayağa kalktığı, sanıkların karşılıklı olarak itiştiği, J.Er S.D.nin J.Onb. M.G.ye yumruk attığı, J.Onb. M.G.nin de J.Er S.D.a yumrukla karşılık verdiği, sanıkların yumruklamaları üzerine araya J.Onb.Y.G.D. ve J.Er H.S.nin girdiği, ardından sanık J.Er S.D.nin kafede bulunan iki bilgisayar koltuğunu alarak diğer sanık J.Onb. M.G.nin üzerine doğru fırlattığı, koltuklardan birisinin J.Onb. M.G.ye isabet ettiği, fırlatılan bilgisayar koltuklarından birisinin ayağının, diğerinin ise sırt yaslama yerinin kırıldığı, koltukların birlik imkânları ile herhangi bir harcama yapılmaksızın Hiz.Muhf.Bl.K.lığına bağlı iş ocaklarında tamir edildiği şeklinde, maddi vakanın kabul edildiği anlaşılmaktadır.
1) Üste hakaret suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın, katılana hitaben ver şu hoparlörü, yoksa s.k. ederim seni şeklinde küfür etmek suretiyle, iddianameye uygun şekilde, J.Onb. M.G.ye yönelik olarak üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Katılan J.Onb. M.G.'nin ifadesinde, sanığın küfür ederek üzerine yürüdüğü; tanık J.Er H.S.'nin ise, yeminli ifadesinde, sanığın mağdura sinkaflı küfürler ettiği; şeklinde beyanlarda bulundukları, diğer tanık Uzm.J.Çvş. M.K.nin ise bu olaya ilişkin görgüye dayalı bir tanıklığının bulunmadığı, görülmektedir.
Ayrıca, bir diğer görgü tanığı olan ve soruşturma aşamasındaki beyanları iddia konusu yapılan J.Onb. Y.G.D.nin ifadesinin tespiti için yazılan talimatın bila ikmal iadesi üzerine, CMKnın 211inci maddesi gereğince, tanığın ifadesinin tespitinden vazgeçilmesine ve hazırlık ifadesinin okunulması ile yetinilmesine karar verildiği, akabinde bu tanığın dosya dizi 33 ve 9da (aynı tarihli ve birebir aynı ifadesi), yer alan ifadesinin okunduğu, ancak gerekçeli hükme esas alınmayan bu beyanlarında, sanığın, katılana ana avrat sövdüğünü beyan ettiği, soruşturma aşamasında tespit edilen ancak Askeri Mahkemece okunmayan bir diğer ifadesinde ise (Dz. 98); sanığın, katılana yönelik olarak ver şu hoparlörü, yoksa s..erim seni dediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, sanığın, katılana karşı hakaret teşkil eden hangi sözleri kullandığının açıkça ortaya konulmadığı görülmektedir. Katılan ve tanığın, sanığın küfürlü söz kullandığını söylemiş olmaları yeterli olmadığından, öncelikle, beyanlarının tespiti amacıyla yazılan talimatın bila ikmal iade edilmesi nedeniyle hazırlık ifadesinin okunulması ile yetinilen tanık Y.G.D. için terhis belgesinde yer alan adresi itibariyle (Dz. 110)
Askeri Mahkemesine talimat yazılmış ise de, soruşturma aşamasında tespit edilen beyanlarında verdiği
Mh.
. Sok
. Apt.D.11
/
adresine talimat yazılmadan, hazırlık ifadesinin okunulmasına karar alındığı belirlenmekle, görgüye dayalı tanıklığı olduğu anlaşılan tanık Y.G.D. için,
. /
. adresi itibariyle talimat yazılarak, sanığın, katılana yönelik olarak iddianamede belirtilen hakaret içeren sözleri söyleyip söylemediğinin açıkça tespit edilmesi gerekmektedir.
Müteakiben, maddi vakanın tespiti açısından gerekli görülmesi hâlinde, katılan ve tanık J.Er H.S.nin yeniden dinlenerek, sanığın, katılana yönelik hangi söz ya da sözleri sarf ettiğinin açık olarak ortaya konulması, diğer bir deyişle küfürlü sözlerin içeriğinin belirlenmesi zorunludur.
Bu itibarla, mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık ve noksan soruşturmadan bozulmasına karar verilmiştir.
Üye
; sanığın iddia konusu edilen sözleri üstüne yönelik olarak sarf ettiği ortaya konulsa dahi, şart bağlı olarak atılı suçun oluşacağı söylenemeyeceğinden, sanığın oluşmayan üste hakaret suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden, hükmedilen mahkûmiyet kararının esastan bozulması görüşüyle, çoğunluğun kararına ayrışık gerekçeyle katılmıştır.
2) Üste fiilen taarruz suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın, katılan ile aralarında bilgisayar hoparlörü yüzünden çıkan tartışma sırasında, üstü konumunda olan katılan J.Onb. M.G.nin yüzüne yumrukla vurmak suretiyle, J.Onb. M.G.ye yönelik olarak üste fiilen taarruz suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve oluşan vicdani kanaate göre yasal ve yeterli gerekçeler gösterilmek suretiyle; sanığın belirtilen tarihte üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, temel cezanın alt sınırdan belirlenip, takdiri indirim maddesi uygulanmak ve hükmolunan hapis cezası alt sınırdan adli para cezasına çevirmek suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında usûl, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar, iddia konusu yapılmamış olmasına rağmen, maddi vaka kabul edilirken, sanığın mağdura yönelik olarak bilgisayar koltuğunu fırlatması eylemi de dahil edilmek suretiyle, iddia konusunun dışına çıkılmış ise de, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi, takdiri indirimin yapılmış olması ve hükmolunan hapis cezasının alt sınırdan adli para cezasına çevrilmesi nedenleriyle, bu durum sanık açısından bir farklılık yaratmayacağından, somut olayda bozma sebebi yapılmayan bu hatalı kabule işaretle yetinilmiştir.
3) Sanığın askeri eşyayı kasten tahrip suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın, internet kafede bulunan ve askeri eşya statüsünde olan iki adet bilgisayar masası koltuğunu alarak katılana doğru fırlatması nedeniyle, koltuklardan birinin ayağının, diğerinin ise sırt yaslama yerinin kırılmasına neden olmak suretiyle askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği anlaşılmakta olup, atılı suçun sübutunda herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve oluşan vicdani kanaate göre yasal ve yeterli gerekçeler gösterilmek suretiyle; sanığın belirtilen tarihte askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği kabul edilerek, temel cezanın alt sınırdan belirlenip, takdiri indirim maddesi uygulanmak ve hükmolunan hapis cezası alt sınırdan adli para cezasına çevirmek suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında usûl, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, üste hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık ve noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA; tebliğnameye uygun olarak, Üye
'nin ayrışık oyuyla ve oy birliğiyle;
2) Sanığın temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan, üste fiilen taarruz suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA; tebliğnameye uygun olarak, oybirliğiyle;
3) Sanığın temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan, askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA; tebliğnameye uygun olarak ve oybirliğiyle;
12.4.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy