(1632 S. K. m. 82) (5237 S. K. m. 106) (5271 S. K. m. 223) (YCGK 18.02.1991 T. 1990/4-368 E. 1990/36 K.) (YCGK 05.04.1993 T. 1991/4-348 E. 1993/70 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 23.9.2012 tarihinde, katılan Uzm.J.Çvş. M.A.ya senin rütbelerini söktüreceğim, benim Jandarma Genel Komutanlığında tanıdıklarım var, götün yiyorsa rütbelerini sök, teke tek gel dediği iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın katılana sarf ettiği sözlerin, açık veya örtülü de olsa, hangi şekilde katılana zarar verileceği konusunda bir açıklık içermemesi ve soyut nitelikte olması dikkate alındığında, sanığın söylediği sözlerin katılan üzerinde ciddi bir korku yaratabilme açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olmadıkları ve dolayısıyla sanığın suç açısından kastının bulunmadığı kabul edilerek, CMKnın 223/2-c maddesi uyarınca, sanığın beraatına karar verilmiştir.
ASCKnın 82nci maddesinde, amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlerin cezalandırılacakları düzenlenmiş; tehdidin ne olduğuna ilişkin bir tanıma yer verilmemiştir.
TCKnın 106ncı maddesinde ise, tehdit fiili, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden, mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etmek olarak tanımlanmış; tehdidin konusuna ve şekline göre çeşitli cezalar öngörülmüştür.
Maddenin gerekçesinde; suçun oluşması için tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesinin önemli olmadığı, tehdidin nesnel (objektif) olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi, istenilenin yerine getirilmemesi hâlinde tehdit konusu kötülüğün gerçekleşeceği olasılığının nesnel olarak mevcut olması gerektiği; sarf edilen sözlerin ve gerçekleştirilen davranışın muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun olmaması hâlinde, tehdidin oluştuğunun ileri sürülemeyeceği, failin söz ve davranışlarının muhatabı üzerinde ciddi şekilde korku ve endişe yaratacak uygunluk ve yeterlilik içerip içermediğinin her somut olayda araştırılması gerektiği, nesnel olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin somut olayda muhatabı üzerinde etkili olmasının şart olmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
Üstü tehdit suçunun oluşabilmesi için, eylemin, nesnel olarak ciddi, amir veya üst konumundaki mağdur üzerinde korku yaratmaya elverişli, yeterli ve uygun olması ve bu unsurların her somut olayda araştırılması gerekmektedir.
Yargıtay uygulamasında da; tehdit fiilinin, amaca uygun, elverişli ve yeterli olması gerektiği, kabul edilmektedir (Ceza Genel Kurulunun 18.2.1991 tarihli ve 1990/4-368 E., 1990/36 K.; 5.4.1993 tarihli ve 1991/4-348 E. 1993/70 K. sayılı kararları).
Askeri Mahkemece; sanığın, olay günü Uzm.J.Çvş. M.A.ya karşı sarf ettiği senin rütbelerini söktüreceğim, benim Jandarma Genel Komutanlığında tanıdıklarım var, götün yiyorsa rütbelerini sök, teke tek gel şeklinde sözleri her ne kadar mağdur üzerinde baskı kurmaya elverişli ise de, tehdit oluşturmaya elverişli, objektif olarak ciddi bir mahiyet arz etmediği, sanığın beyanları ve sergilediği davranışın mağdur üzerinde ciddi bir korku ve endişe yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun olmadığının kabulüyle, sanık hakkında unsurları itibariyle oluşmayan müsnet suçtan verilen beraat hükmünün hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığından, Adli Müşavirin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Adli Müşavirin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
12.4.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy