(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 219, 220, 222)
Sanık hakkında firar suçundan daha önce verilen mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 18.9.2012 tarihli ve 2012/1041-926 E.K. sayılı ilamı ile usul yönünden bozulması üzerine, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda Askeri Mahkemece; sanığın, 20.5.1996-19.01.2008 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, TCKnın 62, maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; bu hüküm sanık tarafından, hükmün çelişkili olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlara çevirme müesseselerinin uygulanmamasının yasaya aykırı olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya içeriğinden; sanığın
Piyade Alay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 20.5.1996 tarihinde Birliğinden firar ettiği, firar ettikten sonra PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne katıldığı, 19.1.2008 tarihinde
Kuvvetler Komutanlığına teslim olduğu ve aynı gün adli işlem yapılması için
İl Jandarma Komutanlığına teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; sanığın sabit görülen fiiliyle, 20.5.1996-19.01.2008 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği görülmekte ise de; Ceza Muhakemesi Kanununa göre; duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir ve tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir (CMK.222). Duruşma tutanağının belirtilen fonksiyonu gereği ispat aracı olarak yargılama faaliyetinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Bu nedenle, Ceza Muhakemesi Kanununda duruşma tutanağının şekli ve içeriği hakkında ayrıntılı düzenlemelere yer verildiği görülmektedir (CMK.219-222). Duruşma tutanağının belirtilen önemi karşısında, sahtecilik iddiası yöneltilmese dahi, hukuk güvenliği açısından, şekil ve içerik açısından yasal koşulları taşımayan duruşma tutanaklarına itibar edilmesi mümkün değildir. Duruşma tutanağının şekil şartlarından birisi de, başlık kısmında duruşmanın yapıldığı mahkeme adının belirtilmesidir (CMK.220). Somut olayda; sanık hakkında bozmadan önce ve sonra yürütülen yargılamada, içerisinde esaslı yargısal işlemlerin de yapılmış olduğu onbir oturuma ait duruşma tutanağında duruşmanın yapıldığı mahkeme adının belirtilmediği görülmektedir. Bu itibarla; yasal koşulları taşımayan duruşma tutanaklarına dayanılarak hüküm verilemeyeceğinden, mahkûmiyet hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Üye
; "Yargılamanın hangi mahkemede yapıldığı hususunda tereddüt bulunmaması nedeniyle, bahse konu hukuka aykırılığın bozma sebebi sayılamayacağı" şeklindeki değerlendirmesiyle, çoğunluğun bozma kararına iştirak etmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
12.4.2016 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak, Üye
nin karşı oyuyla ve oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy