(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 221)
Askeri Mahkemece, sanığın 22.7.2010 tarihinde üstünün bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 132, TCKnın 62/1, 50nci maddeleri gereğince, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; hükmolunan adli para cezasının TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince, yirmi eşit aylık taksitler halinde sanıktan tahsiline; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği;
Bu hükmün; sanık tarafından, hükmolunan cezayı kabul etmediği ve ödeme gücünün olmadığı belirtilerek, yasal süresi içinde temyiz edildiği;
Tebliğnamede; hükmün esas yönünden bozulması görüşünün bildirildiği;
Görülmekle yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; 22.7.2010 tarihinde,
Asker Hastanesinde görevli Shh.Er H.D.'nin, hastane tuvaletindeki çöp kovasında aynı hastanede Çocuk Hastalıkları Uzmanı olan mağdur Tbp.Tğm. O.Y.'ye ait askeri kimlik kartını ve bir adet cüzdan gördüğü, bunları alıp mağdura götürdüğü, mağdurun, çekmecesine bakınca cüzdanının ve içinde bulunan banka kartları ile 330 TLnin yerinde olmadığını görünce, Shh.Er H.D. ile birlikte hastane tuvaletine çöp kutusunun yanına gittiği, aynı çöp kutusunun içinde banka kartlarının ve gün içinde mağdura tedavi olan sanığa ait dekontların da çıktığı, sanığın nizamiyeden çıkacağı düşünülerek nizamiyenin arandığı, bu esnada nizamiyeden çıkmak üzere olan sanığın kendisinden bahsedildiğini anlayınca bir anda etrafında bulunanları itekleyerek olay yerinden kaçarak uzaklaştığı, ardından sanığın Birliğine haber verildiği, sanığın Birliğine döndüğünde nizamiyeden değil, lojman girişinden girdiği, girişte üstlerince arandığı, ancak herhangi bir şeyin bulunamadığı, böylece, sanığın üstünün bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için, o kimsenin o suçu işlediğinin kesin olarak ortaya konulması ve ispatlanmış bulunması gerektiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, eğer bir olayın nasıl meydana geldiği açıklığa kavuşturulamaz ve fail olduğu düşünülen kişiyi cezalandırabilmek için gerekli koşulların gerçekten mevcut olduğunu gösteren hususların varlığında en küçük bir kuşku oluşursa, sanık lehine karar verilmesinin zorunlu olduğu evrensel hukuk ilkesi olarak kabul edilmektedir.
Askeri Mahkemece; mağdurun eşyalarının atıldığı çöp kutusunun içinde sanığa ait sigorta dekontlarının olmasının, sanığa ait belgeyi ve mağdura ait eşyaları yanında bulunduranın aynı kişi olduğunu gösterdiği; sanığın; nizamiyeden çıktığı sırada, olayın öğrenildiğini ve kendisinden bahsedildiğini anlayınca etrafındakileri itekleyerek olay yerinden kaçmasının ve Birlikteki üstlerince olayın öğrenilmesini tahmin ederek, Birliğine döndüğünde nizamiye girişinden değil de lojman girişinden giriş yapmasının, hayatın olağan akışına göre, bu şekilde davranmasını gerektirecek bir neden olmadığından, suçluluk psikolojisi ile hareket ettiğini gösterdiği ve yakalanacağını anlayınca yakalanmamak için bulunduğu ortamdan uzaklaşmak istemesi manasına geldiği belirtilerek, sanığın müsnet suçu işlediği kabul edilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; sanığın, söz konusu cüzdanı bulunduğu yerden aldığına ilişkin hiçbir somut delil bulunmamaktadır.
Asker Hastanesinin tuvaletindeki çöp kutusunda, mağdurun eşyaları ile sanığa ait cüzdan ile bazı belgelerin bulunduğu ve sanığın kendisine ait cüzdan ile bazı belgeleri bu çöp kutusuna attığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, mağdurun eşyalarının atıldığı çöp kutusunun içinde sanığa ait sigorta dekontlarının olmasının, sanığa ait belgeyi ve mağdura ait eşyaları yanında bulunduranın aynı kişi olduğunu gösterdiğinin kabulü, ancak bu eşya ve belgelerin aynı anda atılması halinde mümkündür. Oysa, bu eşya ve belgelerin aynı anda atıldığına ilişkin hiçbir delil bulunmamaktadır. Mağdura ait eşyaların, sanığın kendisine ait cüzdanı ve belgeleri çöp kutusuna attığı zamandan önce veya sonra çöp kutusuna atılma ihtimali bulunmaktadır. Bu durumda, mağdura ait eşyaları sanığın çöp kutusuna attığı hususu şüpheli kalmaktadır.
Bunun yanında, sanığın, nizamiyeden çıktığı sırada, etrafındakileri itekleyerek olay yerinden kaçması ve Birliğine döndüğünde nizamiye girişinden değil de lojman girişinden giriş yapması hususlarının da atılı suçu işlediği anlamına gelmeyeceği de açıktır.
Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunun şüpheli kaldığı anlaşıldığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, mahkûmiyet hükmünün sübut (esas) yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün sübut (esas) yönünden BOZULMASINA;
19.4.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy