(1632 S. K. m. 117, 119) (5237 S. K. m. 50, 52) (353 S. K. m. 221)
Askeri Mahkemece; mağdur J.Asb.Kd.Çvş. U.C.K.'nın, 16.3.2015 tarihinde yapılan yol aramasında sivil bir aracın bagaj kapı kolunun kırılması ile ilgili tutanak tutmak için karakol binasına girdiği, olay sebebiyle yaşanan tartışmanın etkisiyle bir yandan da kendi kendine söylendiği, bunları duyan ve sivil kişiyle konuştuktan sonra mağdurun bulunduğu odaya gelen sanık J.Bçvş. A.G.'in, ona sakinleşmesi yönünde uyarılarda bulunduğu, mağdurun ise yaşanan olaya atfen "S…eyim kapı kolunu" şeklinde söz sarf ettiği, akabinde sanığa "Siz beni dinlemiyorsunuz, önce vatandaşla konuşuyorsunuz" dediği, buna sinirlenen sanığın elindeki klasörü masaya vurduğu, sonrasında masada bulunan telefonu alarak, 1 metre mesafede ve odadaki masanın diğer tarafında bulunan mağdurun olduğu yere doğru attığı, telefonun masanın ucundan sekerek mağdurun karnına geldiği, bu esnada sanığın ve mağdurun ayakta, Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U.'ın ise; onların arasında olduğu, müteakiben mağdurun arada Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U. olduğu halde, sanığın yüzünün sol tarafına eliyle vurduğu, bunun üzerine, Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U.'ı ittiren sanığın da mağdurun yüzünün sol tarafına eliyle vurduğu, böylece, sanığın, mağdura doğru telefon fırlatarak, karnına isabet ettirmek ve mağdurun yüzünün sol tarafına eliyle vurmak suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Askeri Mahkemece, sanığın mağdurun bulunduğu tarafa doğru telefon fırlatarak, mağdurun karnına isabet ettirdiği kabul edilmiştir. Oysa, tüm dosya kapsamından (özellikle tanık Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U.'ın ifadesinden), sanığın telefonu masaya fırlattığı ve telefonun masadan sekerek mağdurun karına denk geldiği, dolayısıyla, sanığın mağduru hedef alarak telefonu fırlatmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, sanık ile mağdur arasında 1 metre gibi kısa bir mesafe bulunduğu; sanığın, mağdura cismen eza vermek istemesi halinde aralarındaki bu kısa mesafeden vücudunun herhangi bir bölgesine doğrudan isabet ettirmesi mümkün iken, telefonu masaya vurduğu ve bu eylemden önce masada bulunan klasörü alıp masaya vurduğu dikkate alındığında, sanığın gerçekleştirmek istediği eyleminin masada bulunan klasör gibi, telefonu da masaya vurmak olduğu; telefonun masadan sekip mağdura isabet edeceğini öngördüğünü söylemenin mümkün olmadığı, en azından şüpheli kaldığı, dolayısıyla, asta müessir fiil suçunun kasten işlenebilen bir suç olması nedeniyle sanığın bu eyleminin, asta müessir fiil suçuna vücut vermeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bunun yanında, Askeri Mahkemece, sanığın asta müessir fiil teşkil ettiği kabul edilen ikinci eylemi olan mağdurun yüzünün sol yanına eliyle vurması eyleminin de, olayın tek görgü tanığı olan Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U.'ın sanığın, mağdura vurduğuna yönelik bir beyanının bulunmaması ve adli rapordaki hassasiyet ibaresinin de tıbbi bir gerçeklik değil de beyana dayalı olarak yazılmış kayıt olması göz önüne alındığında, sanığın, mağdurun yüzünün sol yanına eliyle vurduğu iddiasının, mağdurun beyanları dışında başka bir delille ortaya konulamaması nedeniyle şüpheli kaldığı; kaldı ki, sanığın söz konusu eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü halinde de, mağdurun fiili taarruzuna defetmeye yönelik olması nedeniyle, sanığın eyleminin ASCK'nın 119'uncu maddesi gereğince suç oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, sanık hakkında asta müessir fiil suçundan dolayı beraat hükmü verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, sübut yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Üyeler … ve …; çoğunluğun sanığın telefonu masaya vurmak eylemine yönelik kabulüne katılmakla birlikte, mağdurun (kendisinin sanığa vurduğunu da kabul eder şekildeki) samimi ve istikrarlı beyanları, olay sonrası alınmış doktor raporunda, mağdurun ifadesini doğrular şekilde sol zigomatik bölgede hassasiyet bulunduğunun kayıtlı olduğu, doktorun bu bulguya mağdurun suratına dokunduğunda verdiği tepkiye göre ulaştığı, mağdurun vermiş olduğu bu tepkinin doğal olmadığına, sanığın ceza almasını sağlamak amacıyla yapıldığına ilişkin hiçbir veri bulunmadığı, tanık Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U.'ın sanığın mağdura vurmadığını beyan etmediği, "görmedim, hatırlamıyorum" şeklinde ifadelerde bulunduğu, bunun yanında, "Ben Ali başçavuşu tutarken o anki siniriyle yumruğunu sıktığını gördüm. Ancak havaya kaldırdığını görmedim. Tartışma esnasında Ali Başçavuş beni ittirdiği sırada arkamdaki Umut astsubay da temas etmişti." şeklindeki beyanlarından mağdurun vurmasından sonra, sanık ile mağdur arasında bir temasın yaşandığının anlaşıldığı dikkate alındığında, sanığın mağdurun sol yüzüne eliyle vurduğu hususunun sübuta erdiği; olay sırasında sanık ile mağdurun arasında tanık Uzm.J.V.Kad.Çvş. E.U.'ın bulunduğunun ve sanığın adı geçen tanığı ittirerek mağdura vurduğunun anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin, mağdurun fiili taarruzu defetmeye yönelik değil de, kendisine yapılan eyleme karşılık vermeye yönelik olduğu sonucuna varıldığından, somut olaya ASCK'nın 119'uncu maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı görüşleriyle, çoğunluk kararına katılmamışlardır.
Bozma nedeni karşısında, diğer hususlar incelenmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden BOZULMASINA;
26.1.2016 tarihinde, tebliğnameye sonuçta uygun, sebepte farklı olarak, Üyeler …ve …'nin karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy