(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 229) (353 S. K. m. 221)
Sanığın, 25.9.2014 tarihinde gönderildiği çarşı izninden aynı gün dönmesi gerekirken dönmediği, bilahare 19.10.2014 tarihinde saat 16.30'da Birliğine katıldığı, aynı gün (19.10.2014 tarihinde) tekrar Birliğinden firar ettiğinin, saat 21.00'da yapılan akşam yoklamasında tespit edildiği, bir süre firar hâlinde kalan sanığın, 8.12.2014 tarihinde yakalandığı, dosya içeriği delillerden maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; sanığın eyleminin, 25.9.2014-8.12.2014 tarihleri arasında işlenen tek bir firar suçunu oluşturacağı kabul edilerek, yukarıda yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede; sanığın eylemlerinin 25.9.2014-19.10.2014 ve 19.10.2014-8.12.2014 tarihlerinde olmak üzere iki ayrı firar suçunu oluşturacağı, bu nedenle sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün, suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Sanık savunmalarında, ilk firarını uyuşturucu madde eksikliği nedeniyle gerçekleştirdiğini, ailesinin isteği üzerine Birliğine döndükten sonra, yine uyuşturucu madde etkisiyle firar ettiğini ifade etmektedir.
Yapılan oylamada;
Üye …; Askeri Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edildiği üzere, firar ve izin süresini geçirmek gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, Birliğine katılması veya bu maksatla resmi mercilere müracaat etmesi hâllerinde suçun tamamlanacağı, bundan sonraki kaçma eylemlerinin ayrı bir suçu oluşturabileceği, katılma veya resmi mercilere müracaat hâllerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerektiği, Birlik Komutanlığına 19.10.2014 tarihinde kendiliğinden katılan sanığın, aynı gün saat 21.00’da Birliğini izinsiz olarak terk ederken, birinci eyleminden farklı ve bağımsız olacak şekilde, suç işleme kastıyla hareket ettiği gerekçesiyle, eylemlerinin iki ayrı firar suçunu oluşturduğu yolunda oy kullanmıştır.
Üyeler …. ve … ; sanığın, her iki firarını da uyuşturucu bulamama kaygısıyla işlediği, yasanın aynı hükmünün birden fazla ihlal edildiği açık olmakla birlikte sanıkta aynı suç işleme kararının bulunduğu, sanığın, ailesinin istemi üzerine Birliğe katılıp, koşullarda değişiklik olmadığını düşünerek hemen firar etmesi dikkate alındığında, Birlikten uzak kalmak yönündeki iradesinin her iki suç yönünden de başlangıçta olmadığını söylemenin mümkün olmadığı, sanığın ikinci firarının, karar icrası anlamında birinci firarının devamı niteliğinde olduğu, dolayısıyla sanığın eylemlerinin tek bir firar suçuna vücut vermeyeceği kanunun aynı hükmünü değişik oranlarda birden fazla ihlal eden sanığın atılı suçları zincirleme işlediği gerekçesiyle, hakkında zincirleme hükümlerinin uygulanması gerektiği yolunda oy kullanmıştır.
Başkan… ve Üye … ; ailesinin çaba ve zorlaması sonucunda Birliğine katılan sanıkta, vazifenin bulunmayı icap ettirdiği yer olan Birliğine katılma ve askerlik hizmetine devam etme yönünde serbestçe oluşmuş bir iradenin bulunmadığı, aynı gün, henüz dehalet (katılma) olgusunun gerçekleştiğinin kabulüne elverişli bir zaman süreci geçmeden ikinci firarındaki kastının, 25.9.2014 tarihinde başlayan firar hâlini sürdürmeye yönelik olduğu gerekçesiyle, 25.9.2014-8.12.2014 tarihleri arasında gerçekleşen eylemlerinin tek bir firar suçunu oluşturduğu yolunda oy kullanmışlardır.
CMK’nın 229/3’üncü maddesi gereğince oylar, en aleyhe olan daha lehe olana eklenmek suretiyle toplandığında firar eylemlerinin, sanığın aynı (bir) suç işleme kararı altında işlenen “zincirleme firar” suçunu oluşturduğu; bu nedenle, Askeri Mahkemece, eylemlerin tek bir firar suçunu oluşturduğu kabul edilerek, mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabet bulunmadığı sonucuna varılmakla, mahkûmiyet hükmünün suç vasfı yönünden hukuka aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmiş; aleyhe temyiz olmadığından, sanığın cezada kazanılmış hakkı bulunduğuna işaret edilmiştir.
Sonuç: Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükmünün, suç vasfı yönünden hukuka aykırılık nedeniyle BOZULMASINA;
2.2.2016 tarihinde, tebliğnameye sebepte farklı sonuçta uygun olarak, CMK’nın 229/3’üncü maddesi gereğince, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy