(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 58, 61, 62) (5275 S. K. m. 108) (353 S. K. m. 217, 220, 221)
Sanık hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmünün Dairemizin 5.3.2013 tarihli ve 2013/504-496 E.K. sayılı ilamı ile uygulama yönünden bozulması üzerine, Askeri Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; sanığın, 18.12.2004-12.12.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50 ve 52’nci maddeleri uyarınca, 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, daha önce işlediği firar suçundan kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunması nedeniyle, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu hüküm, müdafi tarafından, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişsiz olması nedeniyle, beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilerek temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya içeriğinden; sanığın, ….Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 18.12.2004 tarihinde çıktığı çarşı izninden aynı gün Birliğine dönmesi gerekirken dönmeyerek firar ettiği, 12.12.2006 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı, kovuşturma evresinde yapılan araştırmada suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğunun belirlendiği, böylece 18.12.2004-12.12.2006 tarihleri arasında ASCK'nın 66/1-a maddesinde düzenlenen firar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçelerle; sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin kabulünde ve bunun nitelendirilmesinde, TCK'nın 61 ve 62'nci maddelerinde öngörülen sıra ve esaslara göre belirlenen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, yasal imkânsızlık nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, müdafiin esasa yönelen temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir.
Ancak, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanabilmesi için daha sonra işlenen suçtan hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olunması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, mükerrirlere özgü özel infaz usulünün para cezasına mahkûmiyet halinde uygulanması mümkün değildir (CGİK. 108) Bu nedenle, yerel mahkemece belirlenen adli para cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmün bu nedenle bozulmasına, ancak, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220'nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki hükmün TCK'nın 58'inci maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmı çıkartılmak suretiyle, düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca uygulama yönünden BOZULMASINA;
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220'nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki hükmün, TCK'nın 58'inci maddesinin uygulanmasına ilişkin; "5237 sayılı TCK'nın 58/6 maddesi gereğince sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri UYGULANMASINA, Hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacağının İHTAR EDİLMESİNE, (ihtar yapılamadı)" şeklindeki ibarelerin çıkartılmak, diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
2.2.2016 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy