(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 217, 220, 221)
Sanık hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükümlerinin, Dairemizin 26.2.2013 tarihli ve 2013/485-475 E.K. sayılı ilamı ile usul yönünden ayrı ayrı bozulması üzerine, Askeri Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; sanığın; 1) 28.6.2007-10.3.2008 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62 ve 50’nci maddeleri uyarınca, 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 2) 14.3.2008-26.3.2009 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62, ve 50’nci maddeleri uyarınca, 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; bu hükümler, müdafi tarafından, noksan soruşturmaya yönelik sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya içeriğinden; sanığın, …. Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, başka bir suçtan tutuklanarak …. Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğüne konulduğu, 28.6.2007 tarihinde tahliye edilerek ….. Merkez Komutanlığına teslim edildiği, buradan aynı gün yol süresi verilmeksizin saat 16.00'ya kadar Birliğine katılması gerektiği belirtilerek, aynı garnizonda bulunan Birliğine serbest olarak gönderildiği, sanığın bir gün yol süresi sonunda 29.6.2007 tarihinde en geç saat 24.00'e kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 10.3.2008 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı; bir süre askerlik hizmetine devam ettikten sonra 14.3.2008 tarihinde Birliğinden izinsiz olarak uzaklaştığı, 26.3.2009 tarihinde …/…'te polis tarafından yakalandığı, böylece 30.6.2007-10.3.2008 ve 14.3.2008-26.3.2009 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçelerle; sanığın yüklenen suçları işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında, birinci firar suçundan verilen mahkûmiyet hükümde suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi dışında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, müdafiin noksan soruşturmaya dayanan temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir.
Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Yönergesinde (2'nci Bölüm 7'nci Kısım 6/b-3'üncü madde) "Cezasının infazı sona erenler cezaevinin bağlısı Cumhuriyet Başsavcılığınca veya birlik komutanlığınca bulundukları yer merkez veya garnizon komutanlıklarına teslim edilirler. Merkez veya garnizon komutanlıkları, bunlardan birlik veya kurumları aynı garnizonda bulunanları birlik veya kurumlarına, başka garnizonda bulunanları ise, kıtalarına sevk edilmek üzere mahalli askerlik şubesine teslim ederler. Askerlik şubeleri, yükümlülerin yerli askerlik şubeleri ile irtibat kurarak durumlarını öğrenir, iaşe bedeli ve sevk giderlerini ödeyerek serbest olarak birlik ve kurumlarına sevk ederler. Tahliyelerinde serbest bırakılıp kendiliğinden askerlik şubelerine uğramayanlar firar suçu işlemiş olmazlar bu durumdakiler noksan hizmetli olarak aranır ve yakalandıklarında ya da kendiliklerinden askerlik şubelerine müracaat ettiklerinde, birliklerine serbest olarak sevk edilirler." denilmektedir. Bu düzenlemeye göre, cezaevinden tahliye edilerek merkez komutanlığına teslim edilen sanığın, aynı garnizonda bulunan Birliğine bizzat merkez komutanlığınca teslim edilmesi gerekmektedir. Ancak, sanığın merkez komutanlığınca aynen askerlik şubelerince yapılan sevklerde olduğu gibi, aynı gün saat 16.00'ya kadar Birliğine katılması gerektiği belirtilerek yol süresi verilmeksizin serbest olarak Birliğine gönderildiği görülmektedir. Kurulumuzca, Merkez Komutanlığınca yapılan bu işlemin sevk işlemi olarak değerlendirilmesinin hakkaniyete daha uygun düşeceği kabul edilerek, aynı Yönergenin (2'nci Bölüm 6'ncı Kısım 8/d,e) "Askerlik şubesinden eğitim merkezleri ve birliklerine sevk edilenlere, kıtalarından hastanelere veya hastanelerden kıtasına sevk edilenlere de yol izni verilir." ve "Aynı garnizonda konuşlu eğitim merkezlerine sevk edilenlere de mutlaka bir gün yol süresi verilir." şeklindeki düzenlemeleri gereğince sanığa bir gün yol süresi verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla; birinci firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi nedeniyle bozulmasına, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün suç başlangıç tarihine ilişkin bölümünün “30.6.2007” şeklinde değiştirilmek, diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle düzeltilerek, ikinci firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise doğrudan onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Müdafin temyizine atfen ve resen, 28.6.2007-10.3.2008 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1 maddesi uyarınca suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi nedeniyle BOZULMASINA;
Bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün suç başlangıç tarihine ilişkin bölümünün “30.6.2007” şeklinde değiştirilmek, diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
2) Müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2’nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan 14.3.2008-26.3.2009 tarihleri arasındaki firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
9.2.2016 tarihinde, tebliğnameye birinci hüküm bakımından aykırı, ikinci hüküm bakımından uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy