(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 40) (647 S. K. m. 4) (1632 S. K. m. 132) (765 S. K. m. 59) (5271 S. K. m. 34, 40, 231, 232) (353 S. K. m. 197, 209, 243, Ek m. 1) (YCGK 30.01.2007 T. 2007/3-9 E. 2007/18 K.)
. Askeri Mahkemesinin 18.9.2003 tarihli ve 2003/22-559 E.K. sayılı hükmü ile sanığın, 17.3.2000 tarihinde mağdur Er M.S.K.'e ait para ve eşyayı çalmak suretiyle arkadaşının para ve eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 132, 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanun'un 4/1'inci maddeleri uyarınca, 15.210.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına; aynı tarihte mağdur J.Er Ömer Öz'ün eşyasını çalmak suretiyle de arkadaşının eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 132; 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanun'un 4/1'inci maddeleri uyarınca, 15.210.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; bu kararların, taraflarca temyiz edilmediğinden bahisle 12.1.2006 tarihinde kesinleştirildiği;
Askeri Mahkemenin 15.4.2008 tarihli, 2003/22 E. ve 2008/695 K. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile kesinleşen hükmün lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yeniden ele alınarak, sanığın, 17.3.2000 tarihinde arkadaşının para ve eşyasını çalmak ile arkadaşının eşyasını çalmak suçlarını işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 132 ve TCK.'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca ayrı ayrı beşer gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca bu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; bu kararların, taraflarca itiraz edilmediğinden bahisle 23.8.2010 tarihinde kesinleştirildiği;
Askeri Mahkemenin 25 Şubat 2016 tarihli, 2003/22 (HAGB 306) 263653 sayılı yazısı ile Er R.K.'un Askeri Mahkemenin 15.4.2008 tarihli, 2003/22 E. ve 2008/695 K. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükme konu 17.3.2000 tarihindeki arkadaşının para ve eşyasını çalmak (2 kez) suçlarından önce, 29.05.1994 tarihinde işlediği ırza geçmeye eksik teşebbüs ve alıkoyma suçlarından,
. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.1996 tarihli ve 1996/35-24 E.K. sayılı kararı ile 11.07.1997 tarihinde kesinleşen mahkûmiyet hükmü olduğundan, CMK'nın 231/6 a maddesindeki objektif koşul gerçekleşmeden sanık hakkında müteaddit arkadaşının para ve eşyasını çalmak (2 kez) suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilerek, kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin talep edildiği;
Milli Savunma Bakanlığının 27.01.2017 tarihli, MÜS.YRD.: 51393309-9010-792-16/As.Adlt. ve Kan.Gn.Md.As.Adlt.Czev. ve Müt.D.Rap.Tet. ve İşl.Ş.(31-42-16) sayılı Kanun Yararına Bozma İstemi konulu yazısı ile sanığın,
. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.6.1996 tarihli, 1996/35-24 esas ve karar sayılı kararı ile, 29.5.1994 tarihinde kaçırma ve ırza geçmeye eksik teşebbüs suçlarını işlediği sabit görülerek, 2 yıl 9 ay 10 gün ve 1 yıl 10 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın 11 Temmuz 1997 tarihinde kesinleştiği, adli sicilden silinme süresi tamamlanmadan önce, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu arkadaşının para ve eşyasını çalmak ve arkadaşının eşyasını çalmak suçlarını işlenmiş olması karşısında, hükümlü hakkında müsnet suçlardan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin CMK'nın 231/6-a maddesinde öngörülen sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması şeklindeki objektif koşulun somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle kanuna aykırılık oluşturduğu belirtilerek,
.. Askeri Mahkemesince duruşmasız olarak verilen 15.4.2008 tarihli, 2003/22 E. ve 2008/695 K. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kanun yararına bozulmasının talep edildiği;
Anlaşılmaktadır.
TBMM Başkanlığına verilen ve Mecliste kabul edilen 6771 sayılı Anayasa değişikliği teklifi içerisinde Askeri Yargıtayın kapatılmasının da öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılıp yapılmaması hususunda yapılan incelemede; henüz Resmi Gazetede yayınlanarak usulüne göre yürürlüğe girmemiş Anayasa değişikliği teklifinin bekletici mesele yapılmasının, adil yargılanma hakkının bir parçası olan makul sürede yargılanma hakkını ihlal edebileceği değerlendirilerek, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.2.2017 tarihli ve 2017/1-12 E.K. sayılı kararı doğrultusunda temyiz incelemesi yapılmasına, Üye
'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
353 sayılı Kanun'un 243'üncü maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, hakim veya mahkemece verilip temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Bu kanun yoluna başvurmanın ilk koşulu, karar veya hükümlerin temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesidir.
Somut olayda, işin esasına geçilmeden önce kesinleşme koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Kanun yararına bozma istemine konu edilen karar, uyarlama yargılaması sonunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Uyarlama yargılaması, kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılmaktadır. Dolayısıyla, uyarlama yargılamasına konu edilen esas hükmün kesin hüküm niteliğinde olması zorunludur. Bu nedenle, kanun yararına bozmaya konu edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından önce, bu karara dayanak teşkil eden esas hükmün usulüne göre kesinleştirilip kesinleştirilmediği incelenmelidir.
Askeri Mahkemenin 18.9.2003 tarihli ve 2003/22-559 E.K. sayılı hükmünün, taraflarca temyiz edilmediğinden bahisle 12.1.2006 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; hükümlünün (sanığın) yokluğunda verilen bu kararda, kanun yolu bildiriminin aynen; "İsteme uygun temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi." şeklinde olduğu görülmektedir. Hükümlü (sanık) duruşmada hazır bulunmadığı için hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağını öğrenmesi imkânı bulunmamaktadır. Kaldı ki, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği tebligat mazbatasında da bahse konu eksikliğin giderilmesine yönelik bir bildirimde bulunulmadığı görülmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2nci maddesinde; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmüne yer verilmiş, bu düzenleme doğrultusunda sonradan yürürlüğe giren CMKnın 34/2nci maddesinde; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.", 231/2nci maddesinde; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir" ve 232/6ncı maddesinde; "Hüküm fıkrasında, 223üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklinde emredici düzenlemeler yer almıştır. CMKda yer alan bu düzenlemeler, 353 sayılı Kanunun Ek-1inci maddesi yollamasıyla askeri yargı için de geçerlidir.
Ayrıca, 353 sayılı Kanunun 197nci maddesinde; Kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki istemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararına karşı ise, o mahkemedir. Kanun yoluna başvurma dilekçe ile olur. Ancak, askeri mahkeme veya askeri savcılık tutanak kâtibine bu hususta bir tutanak düzenlenmesi için yapılacak bir beyan ile de olabilir. Bu tutanak askeri savcı veya kıdemli askeri hâkim tarafından onaylanır. Asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilir. Bu hususta bir tutanak düzenlenir. Kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gereklidir. ve 209uncu maddesinin birinci fıkrasında; Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur. şeklinde emredici düzenlemeler de yer almaktadır.
CMKnın 40ncı maddesinin 1inci fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2nci fıkrasında ise, kanun yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi hâlinde, kişinin kusursuz sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.1.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında, yukarıda belirtilen hükümlerle birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil Yargılanma Hakkını" düzenleyen 6ncı maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2nci maddesine de dayanılarak kanun yoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması açıkça eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.
Anılan hükümlerden, hak sahibi olanlar bakımından hüküm ve kararlarda kanun yolu bildiriminin; kanun yolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir nitelikte olması, keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması gerektiği hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın ortaya çıkmaktadır.
Somut olayda, Askeri Mahkemenin uyarlama yargılamasına konu edilen esas hükmünün kanun yolu bildiriminin "İsteme uygun temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi." şeklinde olduğu; gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği tebligat mazbatasında da başkaca bir bildirimin yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda uyarlama yargılamasına konu edilen esas hükmün, kanun yolu bildiriminde başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak mercii ile başvuru şeklinin açıkça belirtilmemesi nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Kesinleşmeyen hükümlerle ilgili uyarlama yargılaması yapılamayacağından, kanun yararına bozulması istenilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Bu itibarla;
.. Askeri Mahkemesince verilen 15.4.2008 tarihli, 2003/22 E. ve 2008/695 K. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının yok hükmünde sayılmasına karar verilmiştir. Hukuki geçerliliği bulunmayan kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olmadığından, Milli Savunma Bakanının kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)
. Askeri Mahkemesince verilen 15.4.2008 tarihli, 2003/22 Esas ve 2008/695 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının YOK HÜKMÜNDE SAYILMASINA;
2) Milli Savunma Bakanının kanun yararına bozma isteminin, yok hükmünde sayıldığı için hukuki geçerliliği bulunmayan karara karşı yapılmış olması nedeniyle REDDİNE;
21.3.2017 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy