(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece; sanığın, 1.3.2015-21.5.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62/1inci maddeleri gereğince, on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; bu hüküm, sanık tarafından, verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
TBMM Başkanlığına verilen ve Mecliste kabul edilen 6771 sayılı Anayasa değişikliği teklifi içerisinde Askeri Yargıtayın kapatılmasının da öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılıp yapılmaması hususunda yapılan incelemede; henüz Resmi Gazetede yayınlanarak usulüne göre yürürlüğe girmemiş Anayasa değişikliği teklifinin bekletici mesele yapılmasının, adil yargılanma hakkının bir parçası olan makul sürede yargılanma hakkını ihlal edebileceği değerlendirilerek, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.2.2017 tarihli ve 2017/1-12 E.K. sayılı kararı doğrultusunda temyiz incelemesi yapılmasına, Üye
'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanığın 1.3.2015 tarihinde Birliğinden izinsiz olarak uzaklaştığı, 21.5.2015 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı, böylece 1.3.2015-21.5.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Kısa kararda suç tarihinin 1.3.2015-21.5.2015 olarak gösterilmesine rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 1.3.2015-1.7.2015 olarak gösterildiği, böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunduğu; ayrıca gerekçeli karar içerisinde suç tarihi olarak her iki tarihe yer verilmek suretiyle gerekçeli karar içerisinde de çelişkiye yol açıldığı anlaşılmaktadır. 353 sayılı Kanun'un 207/3-G maddesine göre, hükmün gerekçeden yoksun olması kesin hukuka aykırılıktır ve bozmayı gerektirir. Bu itibarla; gerekçede çelişkiye yol açılarak gerekçesizliğe neden olmak suretiyle hukuka aykırı davranıldığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin kabulüyle, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Diğer taraftan, yargılama sürecinde sanığın, hakkında
. Asker Hastanesinin 10.07.2015 tarihli ve 4117 sayılı sağlık kurulu raporuyla uyum bozuklukları tanısı ile askerliğe elverişli değildir kararı verilmesi üzerine terhis edildiği; Askeri Mahkemenin talebi üzerine aynı kuruma ait 15.01.2016 tarihli ek rapor ile sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığının tespit edildiği, ancak ek raporda cezai ehliyet ve madde bağımlılığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Sanığın savunmasında suç tarihinde eroin bağımlısı olduğunu, kendisini asarak intihar etmeye çalıştığını, psikolojik sorunları olduğunu, bazen bilincini kaybettiğini ne yaptığını bilmez hale geldiğini beyan etmesi karşısında, sanığın suç tarihlerinde ceza ehliyetinin tam olup olmadığı ve madde bağımlılığı nedeniyle askerliğe elverişli olup olmadığı yönünde tereddütler bulunduğu anlaşılmaktadır. Sanığın savunmasında belirttiği hususlar araştırılmadan, cezai ehliyeti ve askerliğe elverişliliği ile ilgili tereddütler giderilmeden hüküm verilmesi hukuk aykırı bulunduğundan, hükmün aynı zamanda noksan soruşturma yönünden de bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
21.3.2017 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy