(1632 S. K. m. 91) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 231)
Askeri Mahkemece; sanığın, 18.8.2014 tarihinde, üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 91/1 (az vahim hal), TCKnın 62, 50/1 ve 52/2nci maddeleri uyarınca 4.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasın TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince taksitlendirilmesine, daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş; bu hüküm, sanık tarafından, esasa ve uygulamaya yönelik sebepler ileri sürülmek suretiyle temyiz edilmiştir.
TBMM Başkanlığına verilen ve Mecliste kabul edilen 6771 sayılı Anayasa değişikliği teklifi içerisinde Askeri Yargıtayın kapatılmasının da öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılıp yapılmaması hususunda yapılan incelemede; henüz Resmi Gazetede yayınlanarak usulüne göre yürürlüğe girmemiş Anayasa değişikliği teklifinin bekletici mesele yapılmasının, adil yargılanma hakkının bir parçası olan makul sürede yargılanma hakkını ihlal edebileceği değerlendirilerek, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.2.2017 tarihli ve 2017/1-12 E.K. sayılı kararı doğrultusunda temyiz incelemesi yapılmasına, Üye
.'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık Er M.P.ın, 18.8.2014 tarihinde, yat yoklaması esnasında mağdur Onb. G.E. ile tartıştığı, yoklamadan sonra çay ocağı önünde tanık M.A. ile birlikte çay içtiği sırada koğuşa doğru gitmekte olan mağduru gördüğü ve yanına çağırdığı, sanık ve mağdurun bir süre konuştukları, sanığın konuşma sırasında mağdura küfürlü sözler sarf etmesi üzerine mağdurun küfür etmemesi için sanığı uyardığı, tam bu esnada sanığın mağdurun yüzüne yumruk attığı, böylece sanığın üstü konumundaki mağdura etkili eylemde bulunmak suretiyle üste fiilen taarruz suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçeyle; sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin kabulünde ve bunun nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, sanığın suçun sübutuna yönelik temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir. Ancak, kısa kararda sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının TCKnın 50/1 ve 52nci maddeleri uyarınca adli para cezasına çevrildiği ve bu cezanın TCKnın 52/4üncü maddesi uyarınca 18 eşit taksitte tahsil edilmesine karar verildiği halde; gerekçeli hüküm içeriğinde sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve CMKnın 231/7nci maddesi gereğince takdir edilen hapis cezasının para cezasına çevrilmediğinin ve ertelenmediğinin belirtildiği görülmektedir.
Bu itibarla, hükümlü hakkında adli para cezasına mı hükmedildiği yoksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mı verildiği konusunda teşevvüş oluştuğu anlaşıldığından, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sebebi karşısında, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gösterilen teşdit gerekçesinin dosya içeriği ile uyumlu olmadığına işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
4.4.2017 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy