(5237 S. K. m. 62, 85)
Askeri Mahkemece; sanık hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmünün Dairemizin 6.10.2015 tarihli, 2015/532-612 E.K. sayılı kararıyla, usul yönünden bozulması üzerine, devam edilen yargılama sonunda; sanığın, taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği kabul edilerek, TCKnın 85/1 (teşdiden) ve TCKnın 62/1inci maddeleri uyarınca, iki yıl on bir ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, karar verilmiş;
Bu hüküm, sanık tarafından süresinde sebep gösterilmeksizin; sanık müdafii tarafından noksan soruşturma, uygulama ve sübuta yönelik nedenler ileri sürülerek, yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; sanığın, olay tarihinde
. Tugay İstihkam Savaş Bölük Komutanlığında görevli iken, olay günü olan 16.6.2007 tarihinde İstihkam Savaş Bölük Nöbetçi Subayı olarak görev yaptığı, müteveffa Uzm.Çvş. M.A.'ın ise aynı gün Piyade Taburu Muhabere Destek Bölük Nöbetçi Çavuşu olduğu, olay günü Tugay Komutanının vermiş olduğu emir doğrultusunda golf sahası ve 2 numaralı nizamiye bölgesinde yangına karşı ot temizliği yapılması hususunda personel görevlendirildiği, ayrıca her akşam bu bölgede sulama da yapıldığı;
Sanığın da o akşam bu bölgede kalan askerlere yemek götürmek maksadıyla İstihkâm Savaş Bölük Komutanlığına ait
. plakalı
. aracın hazırlanmasını istediği, saat 19.00 sularında araç şoförü Er F.A.'in yaptığı çıkış bakımını müteakip, sanığın araç komutanı olduğu halde bu bölgeye hareket edildiği, bölgeye varıldığında yemeklerin verilmesini müteakiben sanığın aracı kendisinin kullanmak istediği ve direksiyona geçtiği;
Bir süre aracı kullandığı, en son saat 19.30 sularında Tugay kantini önüne gelmeden önceki viraja girmek için direksiyonu sağa doğru döndürdüğü, ancak bir daha toparlayamadığı, bu sırada akşam yemeğini kışla tabldotunda yedikten sonra nöbet bölgesine gitmek üzere Tugay kantini önündeki yolda yürüyen müteveffa Uzm.Çvş. M.A.a arkadan çarptığı, aracın kısa bir mesafe daha gittikten sonra kantin binası önündeki merdivenlere çarparak durduğu, o sırada bakıldığında mütevaffanın aracın sol arka tarafında yerde yattığının görüldüğü, derhal birlik revirine haber verildiği;
Gelen ambulansla Nöbetçi Tabip eşliğinde ilk başta
. Eğitim ve Araştırma Hastanesine, oradan da GATA
. Eğitim Hastanesine sevk edildiği, yapılan ilk tetkiklerde mütevefanın hayati bir tehlikesinin olmadığı, sağ kol ve sağ kaburgasında kırık olduğu bildirilmesine karşın, bilahare durumunun kötüleştiği ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak saat 03.10 da vefat ettiği;
Kesin ölüm sebebinin tespiti için otopsi yapılmasına karar verilerek, cesedin Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince düzenlenen raporda, müteveffanın ölümünün genel beden travmasına kot ve extremite kırıkları ile birlikte iç organ laserasyonundan gelişen iç kanama sonucu oluştuğunun bildirildiği;
Sanığın olaydan sonra yapılan alkol muayenesinde, kanda etanol seviyesinin ilk başta 23 mg olarak saptandığı, ancak fiziki muayene bulguları ile uyumsuz olduğu için kan testinin tekrarlandığı ve bu kez 1 mg olarak saptandığı, dolayısıyla alkollü olmadığının anlaşıldığı, sanığın B sınıfı sürücü ehliyeti dışında askeri araç kullanabilmesi için gerekli olan askeri sürücü belgesinin bulunmadığı, ayrıca sanığın direksiyona geçmesini gerektirir ve askeri araçların kullanılma esasları karayolu ulaştırma emniyeti ve askeri trafik kontrol hizmetleri yönergesinde yer alan koşullarından hiç birinin gerçekleşmediği;
Ordudonatım ve Ulaştırma sınıfından bilirkişilerin araç üzerinde yaptıkları incelemede, direksiyon simidinin sol kapıya çok yakın olması ve bu durumun şoförün bu kolunu rahat kullanmasını engelleyebilmesi dışında, araçta bu tür bir kazaya sebebiyet verecek mekanik herhangi bir arızanın mevcut olmadığı ve tüm aksamı itibariyle faal olduğu, olayda araçtan, hava şartlarından, yayadan, yol durumundan kaynaklanan ve kazaya etken olabilecek başkaca bir husus da mevcut olmadığı, buna karşın yaptıkları incelemede, aracın kışla içi hız limitlerine uygun olarak seyrettiği, sağa dönüş manevrasının da normal olarak gerçekleştiği mütalaa edildiği, Tıp Fakültesinden görevlendirilen doktor bilirkişilerin, keza Yüksek Sağlık Şurasının, genel olarak yapılan tıbbi tetkik ve müdahalelerin yerinde olduğunu, müteveffanın ölümünde, tıbbi personelin gecikmesinin, ihmalinin veya bir kusurunun olmadığını bildirdiği, böylece sanığın taksirle öldürmek suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın eyleminin, taksirle ölüme sebebiyet verme suçuna vücut verdiğinin kabulünde, atılı suçtan dolayı, yeterli ve yerinde gerekçelerle asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle temel ceza tayin edilip, takdiri indirim uygulanarak mahkûmiyetine karar verilmesinde; hükmolunan hapis cezasının yeterli ve yerinde gerekçelerle seçenek yaptırımlara çevrilmemesinde; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddiyle, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Üye
.; temel ceza belirlenirken, asgari hadden neden 3/4 oranında uzaklaşıldığına dair gerekçe ile belirlenen cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmemesine ilişkin olarak gösterilen gerekçenin yeterli olmadığı görüşüyle, çoğunluğun onama kararına katılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanık ve müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz istemlerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
4.4.2017 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve
.'nın karşı oyu nedeniyle ve oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy