(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 62)
Askeri Mahkemenin 28.3.2013 tarihli ve 2013/549-109 E.K. sayılı kararı ile sanığın; 9.9.2012 - 21.9.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 66/1-b, 73 ve TCKnın 62'nci maddeleri uyarınca, 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; 29.9.2012 - 31.1.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62'nci maddeleri uyarınca, 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 30.4.2013 tarihinde kesinleştiği;
Sanığın 25.9.2013 tarihinde işlediği emre itaatsizlikte ısrar suçundan
. Askeri mahkemesinin 25.9.2014 tarihli, 2013/1140 E. ve 2014/411 K. sayılı hükmü ile sonuç olarak, 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün 25.10.2014 tarihinde kesinleştiği;
Askeri Mahkemenin 5.5.2015 tarihli, 2014/641 E. ve 2015/244 K. sayılı hükmü ile sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda, 9.9.2012 - 21.9.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b, 73 ve TCKnın 62'nci maddeleri uyarınca, 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hapis cezasının TCK'nın 50/1-f maddesi uyarınca, 5 ay süreyle kamuya yararlı bir işte çalışmaya çevrilmesine; 29.9.2012 - 31.1.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a ve TCKnın 62'nci maddeleri uyarınca, 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hapis cezasının TCK'nın 50/1-f maddesi uyarınca, 10 ay süreyle kamuya yararlı bir işte çalışmaya çevrilmesine karar verildiği, bu hükmün taraflarca temyiz edilmediğinden bahisle 9.9.2015 tarihinde kesinleştirildiği;
Askeri Mahkemenin 27.5.2016 tarihli, 2014/641 Evrak ve 2016/222 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine hiç başlanmadığı gerekçesiyle hapis cezalarının tamamen infazına karar verildiği; sanığın 5.9.2016 tarihli dilekçesiyle; yokluğunda verilen Askeri Mahkeme hükmünün kendisine tebliğ edilmediğini,
. Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan tebligatlarında usulüne göre yapılmadığını, hakkında verilen cezalardan ve bunların infazı için yazılan yazılardan haberdar olmadığı için cezaların infaz edilmediğini ileri sürerek, bu kararın kaldırılmasını ve infazın durulmasını talep ettiği;
. Askeri Mahkemesinin 8.12.2016 tarihli, 2016/3 Müt. ve 2016/417 Drş.İş. sayılı kararı ile sanığa yapılan tebligatların kanuna uygun olmaması nedeniyle bahse konu kararın kesin olarak kaldırılmasına karar verildiği; Askeri Mahkeme kıdemli hakimliğince, sanığın 5.9.2016 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu değerlendirilerek dava dosyasının Askeri Yargıtay Başkanlığına gönderildiği;
Anlaşılmaktadır.
TBMM Başkanlığına verilen ve Mecliste kabul edilen 6771 sayılı Anayasa değişikliği teklifi içerisinde Askeri Yargıtayın kapatılmasının da öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılıp yapılmaması hususunda yapılan incelemede; henüz Resmi Gazetede yayınlanarak usulüne göre yürürlüğe girmemiş Anayasa değişikliği teklifinin bekletici mesele yapılmasının, adil yargılanma hakkının bir parçası olan makul sürede yargılanma hakkını ihlal edebileceği değerlendirilerek, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.2.2017 tarihli ve 2017/1-12 E.K. sayılı kararı doğrultusunda temyiz incelemesi yapılmasına, Üye
.'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Askeri Mahkemenin, sanığın yokluğunda verilen 5.5.2015 tarihli, 2014/641 E. ve 2015/244 K. sayılı hükmünün, sanığın bildirdiği adresinde tebliğ edilememesi üzerine, 7201 sayılı Kanun'un 21/2'nci maddesi uyarınca muhatabın adres kayıt sistemindeki adresinde tebliğ edilmesi gerekirken, tebligatın usulüne aykırı bir şekilde başka bir adreste yapıldığı, bu nedenle, anılan mahkeme hükmünün kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Kurulumuzca; sanığın, Askeri Mahkemenin 27.5.2016 tarihli, 2014/641 Evrak ve 2016/222 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararına karşı yapmış olduğu, 5.9.2016 tarihli dilekçesinin temyiz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Yapılan incelemede;
.Mknz.P.Tug.TOWBl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanığın, 29.8.2012 tarihinde 10 gün kanuni izin alarak Birliğinden ayrıldığı, 8.9.2012 tarihinde Birliğine dönmesi gerekirken kanunen geçerli bir özrü olmaksızın dönmediği, 21.9.2012 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, böylece 9.9.2012 - 21.9.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği; müteakiben 29.9.2012 tarihinde çarşı izni alarak Birliğinden ayrıldığı, aynı gün Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 31.1.2013 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, böylece 29.9.2012 - 31.1.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Sanığın, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesine rağmen, duruşma tutanağındaki kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında, açıklanması geri bırakılan Askeri Mahkemenin 28.3.2013 tarihli, 2013/549 E. ve 2013/109 sayılı kararına atıfta bulunulmaması usule aykırılık teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sebebi karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
13.4.2017 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy