(1632 S. K. m. 131) (YİBK. 26.10.1932 T. 1932/29 E. 1932/12 K.) (YCGK. 28.4.1986 T. 1986/6-35 E. 1986/278 K.)
. Askeri Savcılığının 28 Aralık 2015 tarihli ve 2015/287-606 E.K. sayılı kararı ile; şüpheli Er B.Ü.'ın 2015 yılı Ocak ayı içerisinde izne çıkarken, hemşerisi olup aynı yerde askerlik görevini yürüten diğer şüpheli ve hakkında iddianame tanzim olunan Er A.T.'in isteği üzerine, A.T.'in ailesine teslim etmek üzere onun yed'inde bulunan iki çift botu teslim almak suretiyle yanında götürdüğü, Askeri Savcılıkça yapılan soruşturma kapsamında, suça konu iki çift botun askeri eşya olmakla birlikte bu hususun şüpheli B.Ü. tarafından bilinmediği, bu durumda şüphelinin askeri eşyayı çalmak suçunu işlediğinden bahsolunamayacağından, şüpheli B.Ü. hakkında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği;
Bu karara adli müşavir tarafından yapılan itiraz üzerine, itiraz mercii olan
.Askeri Mahkemesinin 1 Şubat 2016 tarihli ve 2016/A-12-30 sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla, itirazın kesin surette reddine karar verildiği;
Şüphelinin beyanında, botlardan bir çiftinin istihkak botu olduğunu açık olarak beyan ettiği, kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağı, keza yapılan araştırma neticesinde şüphelinin izne çıkarken valizinde götürdüğü her iki çift botun da istihkak malzemeden olduğu ve kantinde satılan botlardan olmadığının anlaşıldığı, bu sebeple şüpheli B.Ü.'a müsnet askeri eşyayı çalmak suçunun sübuta erdiğinin anlaşıldığı ileri sürülerek, şüpheli hakkında iddianame tanzim edilmesi gerekirken, kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın reddine karar veren
. Askeri Mahkemesinin duruşmasız işlere dair kararına karşı kanun yararına bozma yoluna müracaat edilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmakta ise de;
Kanun yararına bozma, Askeri Yargıtay (Yargıtay) denetiminden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerin, hukuka aykırılık yönünden Askeri Yargıtayca (Yargıtay'ca) denetlenmesi için, kural olarak Milli Savunma Bakanınca (Adalet Bakanınca) ve istisnaen Askeri Yargıtay Başsavcısınca (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısınca) başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur.
Kanun yararına bozma, karar ve hükümlerde hukuka aykırılık hallerinde söz konusu olup, bozma isteminde yasal nedenlerin mutlaka belirtilmesi gerekmektedir. Öte yandan, Askeri Yargıtay, inceleme sırasında, kanun yararına bozma isteminde belirtilen nedenlerle bağlı olup, ileri sürülen nedenlerin dışına çıkarak, gördüğü diğer yasaya aykırılıkları bozma nedeni yapması olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, kanun yararına bozma, yasaların bir örnek ve eşit uygulanması amacını, kesin hüküm dokunulmazlığına üstün tutan, bu yüzden de çarpıcı hukuki aykırılıkları konu edinen olağanüstü ve sıra dışı bir yasa yolu olup, kanuna muhalefet halinin ciddi boyutlara varması gerektiği, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü ileri sürülerek yazılı emir yoluna başvurma olanağı bulunmadığı, uyum ve kararlılık gösteren yargı kararlarıyla yerleşmiş bir uygulama haline gelmiştir.
Bu bağlamda;"Yazılı emrin konusunu dosyadaki kanıtların sanığa yüklenen suçun sübutuna yeterli olup olmadığı hususu oluşturmaktadır. Yazılı emrin konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca; ayrıntıları 26.10.1932 tarih ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile ceza Genel Kurulunun 28.4.1986 tarih ve 35/278 sayılı kararında, kanuna aykırılık halleri açıklanmış ve bunların uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibaret olduğu belirtilmiştir. İnceleme konusu davada olduğu gibi olayla ilgili tüm kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak kanıtların takdir ve tercihinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle yazılı emir yoluna başvurma olanağı yoktur (Yargıtay CGK. 25.10.1993 tarih 1/260-281 sayılı kararı)".
"Elbette ki mahkemece yapılan her türlü kabul, değerlendirme ve uygulamanın olağan temyiz incelemesinde, Yargıtayca dikkate alınıp her yönüyle inceleneceği tabi olmakla beraber, olağanüstü bir yargı yolu olan "yazılı emir" yoluyla yapılan incelemenin kanunla çizilen sınırlar içerisinde yapılabileceği ve bu incelemenin mahkemelerin delil değerlendirmelerini hele kast unsuruna ilişkin değerlendirmeleri kapsamadığı da yasal bir gerçektir. Diğer bir deyişle mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi sonucu varılan hukuki gerçeğin, sırf bu değerlendirmedeki hata nedeniyle yazılı emir yoluyla ortadan kaldırılmasına kanun müsaade etmemiş ve uygulama da bu yolda gelişmiştir (As. Yrg. Drl. Krl. 27.12.1990 tarih ve 1990/156-157 ve 9.5.1996 tarih ve 1996/74-69 sayılı kararları)" şeklindeki kararlarda dikkate alındığında;
Somut olayda; Askeri Yargıtayın kanun yararına bozma isteminde belirtilen nedenlerle bağlı olma ve ileri sürülen nedenlerin dışına çıkarak, gördüğü diğer yasaya aykırılıkları bozma nedeni yapamama ve hatta işaret edememe mecburiyeti kapsamında konu incelendiğinde, Milli Savunma Bakanınca "Şüphelinin beyanında, botlardan bir çiftinin istihkak botu olduğunu açık olarak beyan ettiği, kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağı" bu nedenle, yerel Askeri Mahkemenin duruşmasız işlere dair kararının kanun yararına bozulması istenmiş olup, yukarda ayrıntılarıyla belirtilen kararlarda açıklandığı üzere, hâkimin kanaat ve takdirine ait fiili sorunlardan dolayı bu yola gidilemeyeceği, Askeri Yargıtay ve Yargıtayın yerleşmiş görüşüdür. Fiilin sübutu kapsamında, delillerin takdir ve değerlendirilmesi yönünden ileri sürülen istemin kabulü mümkün olmadığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Er B.Ü. hakkındaki
. Askeri Mahkemesince verilen 1 Şubat 2016 tarihli ve 2016/A-12-30 sayılı duruşmasız işlere dair kararın bozulmasına ilişkin, Milli Savunma Bakanının 24.2.2017 tarih ve MÜS.YRD.:51393309-9010-1410-17/As.Adlt.ve Kan.Gen.Md.As.Adlt. Czev. veMüt. D.Rap. Tet.veİşl.Ş.(31-44-16) sayılı kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, 353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik 243üncü maddesi uyarınca istemin REDDİNE;
13.4.2017 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy