(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 32, 50, 52, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 13.10.2015-21.10.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, 73, TCKnın 62, 50/1-a ve 52nci maddeleri uyarınca, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince aylık olarak 15 eşit taksit halinde tahsil edilmesine karar verilmiştir.
Bu hüküm; sanık tarafından, sebepsiz; sanık müdafii tarafından ise, sanığın psikolojik rahatsızlığı bulunduğu, tedaviye ihtiyacı olduğu, bu hususun gözden kaçırıldığı, dolayısıyla verilen adli para cezasının yerinde olmadığı ileri sürülmek suretiyle, yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; sanığın, 13.10.2015 tarihinde Birliğinden firar ettiği, 21.10.2015 tarihinde kendiliğinden Birlik Komutanlığına katılış yaptığı, bu suretle 13.10.2015-21.10.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Kovuşturma sırasında, sanık hakkında,
. Asker Hastanesinin 24.5.2016 tarihli ve 3686 sayılı sağlık kurulu raporuyla disosyal kişilik bozukluğu tanısı ile suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğu, TCKnın 32nci maddesinden yararlanmasının uygun olmadığı kararı verildiği görülmekle birlikte; sanığın, daha önce uyuşturucu madde (eroin) kullandığına ilişkin beyanları bulunduğu ve dosya kapsamında bu beyanları destekler nitelikte dz. 11 ve 12de hastane tedavi kararı konulu belge ile vaka kanaat raporu bulunduğu dikkate alındığında, sağlık raporunda uyuşturucu madde konusunda bir değerlendirmenin yapılmadığı, ayrıca cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda
. Asker Hastanesinin 24.5.2016 tarihli ve 3686 sayılı raporu çerçevesinde düzenlenen adli raporun dosya içerisinde yer almadığı anlaşıldığından;
Adli raporun dosyaya ithal edilmesi, ardından adli raporda da uyuşturucu madde konusunda bir değerlendirme bulunmadığı takdirde, sanığın suç tarihlerinde ve hâlen uyuşturucu madde bağımlığı bulunup bulunmadığının tespiti konusunda psikiyatri uzmanı bir bilirkişinin dinlenmesi ve gerekli görülürse, adli gözlem altına aldırılması gerektiği anlaşıldığından, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen bozma sebebi karşısında; sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının otuz günden fazla olmasına rağmen, gerekçeli hükümde hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCKnın 50/3üncü maddesi gereğince, adli para cezasına çevrildiğinin belirtilmesinin hatalı olduğuna işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık ve sanık müdafiin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden BOZULMASINA;
7.4.2017 tarihinde tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy