(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 19.6.2015-1.9.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, TCKnın 62/1, 50 ve 52nci maddeleri gereğince, 6.000 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm; sanık tarafından, verilen cezayı ödeyecek gücü olmadığı ileri sürülmek suretiyle temyiz edilmiştir.
316 milletvekilinin imzası ile TBMM Başkanlığına verilen ve TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edilen Anayasa değişikliği teklifinin geçici maddesinde, Askeri Yargıtayın kapatılmasının öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği tartışılmış, teklifin kanunlaşması mutlak olmadığından ve kanunlaşsa bile, kanunlaşana kadar zaman gerekip, bekletici mesele yapılması dosyanın sürüncemede kalmasına neden olabileceğinden, temyiz incelemesinin sürdürülmesine, Üye
.'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, sanık Er E.P.nın 1.6.2015 tarihinde 15 gün hava değişimine gönderildiği, hava değişimi süresinin 15.6.2015 günü sona erdiği, sanığın hava değişiminde bulunduğu sırada çağrı tebligatı ile Askerlik Şubesine çağrıldığı, hava değişimi bitiminde 16.6.2015 tarihinde
. Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat eden sanığa, aynı gün bir gün yol süresi verilerek ve 18.6.2015 tarihinde Birliğine katılacağı hususu tebliğ edilerek, Birliğine sevk edildiği, buna göre en geç 18.6.2015 tarihinde saat 24:00'a kadar Birliğine katılması gerekirken katılmayan sanığın, 1.9.2015 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, böylece 19.6.2015-1.9.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Temyiz süresi, 353 sayılı Kanunun 209/1inci maddesinde; Temyiz istemi, karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise, tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; sanığın yokluğunda yapılan 3.5.2016 tarihli duruşmada açıklanan ve son kısmında Kanunun emrettiği şekilde (Kanun yolu, mercii, şekli ve sürelerinin ne olduğu hususunda) yeterince bilgilendirmeye yer veren karara ilişkin gerekçeli hükmün, 20.5.2016 tarihinde sanıkla birlikte aynı konutta ve daimi oturan ehil ve yetkili dayısı M.S.Y.a tebliğ edildiği, sanığın ise, 353 sayılı Kanunun 209/1inci maddesinde öngörülen ve 27.5.2016 tarihinde sona eren bir haftalık kanuni temyiz süresini, haklı bir neden olmaksızın geçirerek, 14.7.2016 ve 8.8.2016 tarihlerinde kayda giren dilekçeleri ile temyiz isteminde bulunduğu, sanık tarafından verilen temyiz dilekçelerinin süresinde olmadığı ve temyiz başvurusunu engelleyen zorunlu nedenlerin de bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın 353 sayılı Kanunun 209'uncu maddesinde düzenlenen yasal süre geçtikten sonra yaptığı temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/1'inci maddesi gereğince, süre yönünden REDDİNE;
10.1.2017 tarihinde tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy