(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62)
Askeri Mahkemece; 13.2.2014 tarihli ve 2013/856 E. ve 2014/26 K. sayılı hükmün açıklanmasına karar verilerek, sanığın, 20.7.2013-2.11.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca, on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm; sanık tarafından, esasa ve uygulamaya ilişkin sebepler ileri sürülerek, yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
316 milletvekilinin imzası ile TBMM Başkanlığına verilen ve TBMM Genel Kurulunda yapılan ilk tur oylamalarında kabul edilen Anayasa değişikliği teklifinin geçici maddesinde, Askeri Yargıtayın kapatılmasının öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği tartışılmış, teklifin kanunlaşması mutlak olmadığından ve kanunlaşsa bile, kanunlaşana kadar zaman gerekip, bekletici mesele yapılması dosyanın sürüncemede kalmasına neden olabileceğinden, temyiz incelemesinin sürdürülmesine, Üye
..'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; 13.2.2014 tarihli ve 2013/856 E. ve 2014/26 K. sayılı kararla; sanığın, 5.7.2013 tarihinde yol süresi dâhil on beş gün süreyle izne gönderildiği, 20.7.2013 tarihine kadar Birliğine dönmeyen sanığın, 2.11.2013 tarihinde yakalandığı, böylelikle 20.7.2013-2.11.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu hükmün itiraz edilmemekle 28.2.2014 tarihinde kesinleştiği,
Denetim süresi içinde, 30.3.2014 tarihinde kasıtlı suç işleyen ve hakkındaki hüküm 8.9.2015 tarihinde kesinleşen sanık hakkında, duruşma açılıp, taraf teşkili yapılmak suretiyle yargılama yapıldığı ve 13.2.2014 tarihli ve 2013/856 E. ve 2014/26 K. sayılı hükmün açıklanarak; sanığın, 20.7.2013-2.11.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
353 sayılı Kanunun "yargılama giderleri" başlıklı 256ncı maddesinde; Askeri mahkemelerde görülecek davaların ve askeri makamlar aracılığı ile uygulanacak cezaların giderleri, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenir. hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden, askeri mahkemelerde bakılan davalara ilişkin yargılama giderlerinin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödeneceği anlaşılmakta olup, yapılan bu ödeme nedeniyle sanık veya sanıklara rücu edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu nedenle, istinabe olunan
Asliye Ceza Mahkemesince, 1.7.2016 tarihinde, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hükmün açıklanmasına karşı beyanı tespit edilen sanığa, CMKnın 147nci maddesinde düzenlenen hakları hatırlatılırken, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından görevlendirilecek müdafie yapılacak ödemenin yargılama giderinden sayılacağının ve mahkûmiyeti halinde kendisinden tahsil edileceğinin bildirilmiş olması, As.Yrg.Drl.Krl.nun 4.3.2010 tarihli ve 2010/40-22; 2010/26-20 E.K., 2.6.2011 tarihli ve 2011/61-52 E.K. ve 30.6.2011 tarihli ve 2011/73-71 E.K sayılı kararlarında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 353 sayılı Kanunun 256nci maddesindeki Askeri mahkemelerde görülecek davaların
giderleri, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenir hükmüne aykırılık oluşturduğu gibi, aynı Kanunun 207/3-H maddesindeki sanığın savunma hakkı kısıtlanması anlamında Kanuna mutlak aykırılık teşkil etmektedir.
Belirtilen nedenle, sanığın temyizine atfen ve resen, hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün usule aykırılıktan bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usul yönünden hukuka aykırılık sebebiyle BOZULMASINA;
17.1.2017 tarihinde tebliğnameye aykırı olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy