(1632 S. K. m. 91) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 209)
Askeri Mahkemece; sanığın; 20.4.2013 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 91/1 (az vahim hal cümlesi), TCKnın 62/1, 50/1-a ve 52/2nci maddeleri gereğince, 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
Bu hüküm; sanık tarafından, verilen cezanın yerinde olmadığı belirtilerek, temyiz edilmiştir.
316 milletvekilinin imzası ile TBMM Başkanlığına verilen ve TBMM Genel Kurulunda yapılan ilk tur oylamalarında kabul edilen Anayasa değişikliği teklifinin geçici maddesinde, Askeri Yargıtayın kapatılmasının öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği tartışılmış, teklifin kanunlaşması mutlak olmadığından ve kanunlaşsa bile, kanunlaşana kadar zaman gerekip, bekletici mesele yapılması dosyanın sürüncemede kalmasına neden olabileceğinden, temyiz incelemesinin sürdürülmesine, Üye
..'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, sanığın, 20.4.2013 tarihinde çarşı izninden dönmek için servis otobüsünün kalktığı alana gittiği, otobüse binmeden önce yakın bir yere tuvaletini yaptığı, kendisini gören personelin müdahale etmesi üzerine, mağdur Onb. M.T.e yumruk atmak suretiyle üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Temyiz süresi, 353 sayılı Kanunun 209/1inci maddesinde Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; sanığın yokluğunda yapılan 13.5.2016 tarihli duruşmada açıklanan ve son kısmında Kanunun emrettiği şekilde (Kanun yolu, mercii, şekli ve sürelerinin ne olduğu hususunda) yeterince bilgilendirmeye yer veren karara ilişkin gerekçeli hükmün, 26.5.2016 tarihinde sanıkla birlikte aynı konutta ve daimi oturan ehil ve yetkili annesi F.K.a tebliğ edilmek suretiyle tebliğ edildiği, sanığın ise 353 sayılı Kanunun 209/1inci maddesinde öngörülen ve 2.6.2016 tarihinde sona eren bir haftalık kanuni temyiz süresini haklı bir neden olmaksızın geçirerek, 3.6.2016 tarihinde kayda giren dilekçesi ile temyiz talebinde bulunduğu, sanık tarafından verilen temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı ve temyiz başvurusunu engelleyen zorunlu nedenlerin de bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın 353 sayılı Kanunun 209'uncu maddesinde düzenlenen yasal süre geçtikten sonra yaptığı temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/1'inci maddesi gereğince süre yönünden REDDİNE;
17.1.2017 tarihinde tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy