(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece; sanığın 19.2.2013-6.3.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, 73, TCKnın 62/1, 50/1-a, ve 52/1inci maddeleri gereğince, 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince 20 eşit taksitte tahsil edilmesine, daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyeti olduğundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, yeniden suç işlemeyeceğine yönelik kanaat oluşmadığından, erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu hüküm; sanık tarafından usul, esas ve uygulamaya yönelik nedenler ileri sürülerek yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar, daha önce, dosya hakkında Dairemizin 26.1.2017 tarihli, 2017/32-1 EK sayılı kararıyla bekletici mesele yapılması kararı verilmişse de, başka bir olaya ilişkin olarak Daireler Kurulunca 16.2.2017 tarihli, 2016/91 E., 2017/11 K. sayılı dosyada bekletici mesele yapılmaması kararı verildiği dikkate alınarak, dosyanın incelenmesine,
'nın karşı oyu nedeniyle, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
..Mknz.P.Tug.
Tb.K.lığında askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın,19.2.2013 tarihinde saat 21.00de yapılan akşam yoklamasında olmadığının ve izinsiz olarak Birliğini terk ettiğinin anlaşıldığı, bir süre sonra 6.3.2013 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine teslim olduğu, bu suretle 19.2.2013-6.3.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
Kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında, sanığın firar suçu işlediği kabul edilmesine rağmen, gerekçeli hükmün delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde; izin tecavüzü suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu kanaatine varıldığı belirtilerek, sanığın eylemine uyan ASCKnın 66/1-b maddesi gereğince hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edildiğinin kabul edildiği, gerekçeli hükmün kendi içinde çelişki ve teşevvüş (karışıklık) oluşturup, bu durum da CMKnın 232nci ve 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden, hükmün usul yönünden bozulmasına;
Ayrıca Askeri Mahkemece, 15.4.2016 tarihli duruşmada dava dosyası üzerinden bir psikiyatri uzmanına dosyanın incelettirildiği, psikiyatri uzmanı bilirkişinin sanığın ruhsal muayenesini yapmadan, sadece dosyada mevcut belgeleri inceleyerek suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu yönünde mütalaa verdiği, Askeri Mahkemece bahse konu mütalaa ile yetinilerek, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğunun kabulü ile hüküm kurulduğu, sanığın temyiz dilekçesinin ekinde sunduğu sağlık kurulu raporu ön bildirim belgesi incelendiğinde,
. Asker Hastanesince, 20.11.2015 tarihinde sanık hakkında barışta askerliğe elverişli olmadığına dair karar verildiğinin anlaşıldığı, sanığın suç tarihleri itibariyle askerliğe elverişliliği bakımından doğan şüphelerin giderilmesi için, askerliğe elverişli olmadığına dair söz konusu Sağlık Kurulu Raporunun aslı veya onaylı sureti ile sanığın tüm sağlık kayıtlarının ve adli kayıtlarının dosyaya ithal edilmesi, müteakiben sanığın askerliğe elverişsizlik durumunun suç tarihlerini kapsayıp kapsamadığının Ek Sağlık Kurulu Raporu düzenlenmesi yoluyla tespit edilmesi gerektiğinden, bu husus yerine getirilmeden karar verilmesi noksan soruşturma mahiyetinde olduğundan, hükmün noksan soruşturma nedeniyle de bozulmasına;
Karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen bozma sebepleri karşısında, kısa kararda belirtilmesine rağmen, gerekçeli hüküm içeriğinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmama gerekçesine yer verilmediği hususuna işaretle yetinilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz sebeplerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, usul ve noksan soruşturma yönünden hukuka aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün BOZULMASINA;
14.3.2017 tarihinde tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy