(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 191) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece; sanığın 17.2.2014-20.3.2014 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK?nın 66/1-a (Teşdiden) ve TCK?nın 62/1?inci maddeleri gereğince, 12 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş üç aydan fazla hapis cezasını içerir mahkûmiyeti olduğundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hükmolunan cezanın ertelenmesine yer olmadığına; hükmolunan hapis cezasının bir yılı aşması nedeniyle de kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu hüküm; sanık tarafından, esasa, noksan soruşturmaya ve uygulamaya yönelik nedenler ileri sürülerek, yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.
Her ne kadar, daha önce, dosya hakkında Dairemizin 26.1.2017 tarihli, 2017/33-2 EK sayılı kararıyla bekletici mesele yapılması kararı verilmişse de, başka bir olaya ilişkin olarak Daireler Kurulunca 16.2.2017 tarihli, 2016/91 E., 2017/11 K. sayılı dosyada bekletici mesele yapılmaması kararı verildiği dikkate alınarak, dosyanın incelenmesine, ?..'nın karşı oyu nedeniyle, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; 17.2.2014 tarihinde firar eden sanığın, 20.3.2014 tarihinde başka bir suçtan dolayı yakalandığı, böylece 17.2.2014-20.3.2014 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda belirtildiği şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
CMK?nın 191/3-b maddesinde, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianame veya iddianame yerine geçen belgenin okunacağı düzenlenmiş olmasına rağmen, 13.4.2015 tarihinde istinabe olunan ? Asliye Ceza Mahkemesince yapılan duruşmada iddianame okunmadan sanığın sorgu ve savunmasının tespit edilmiş olması, aleniyet ilkesinin ihlâl edilmesi mahiyetinde olup, 353 sayılı Kanun?un 207/3-F maddesi anlamında kesin hukuka aykırılık teşkil ettiğinden, mahkûmiyet hükmünün usule aykırılık nedeniyle bozulmasına;
Ayrıca Dz. 32?de bulunan yakalama tutanağı fotokopisine göre sanığın 3.3.2014 tarihinde yakalandığının anlaşıldığı, Dz. 35-36, 38-39?da yer alan fotokopi belgelerde ise, sanığın 20.3.2014 tarihinde yakalandığının belirtildiği; öz vakanın ve bu kapsamda suç tarihlerinin başlangıç ve sona eriş tarihlerinin her türlü kuşkudan uzak bir şekilde belirlenip ortaya konulması için; sanığın hangi tarihte yakalandığı hususlarının araştırılmamasının, yakalama tutanaklarının asılları veya onaylı suretlerinin getirtilmemesinin noksanlık teşkil ettiği anlaşıldığından, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma nedeniyle de bozulmasına;
Karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen bozma sebepleri karşısında; sanığın firar temadisinin 17.2.2014-20.03.2014 tarihleri arasında yaklaşık bir ay gibi uzun sayılamayacak bir süre devam etmesi dikkate alındığında, sabit görülen eyleme alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin, takdirde zaaf niteliğinde olduğuna;
Bir yıldan daha fazla belirlenmiş cezalar üzerinden yapılacak artırma veya eksiltme işlemlerinde bir yılın on iki ay olduğu hesabıyla işlem yapılması, yapılan hesaplama sonunda on iki aydan fazla olan bir cezaya hükmedildiği takdirde, on iki ayın bir yıla çevrilmesi ve sonuç cezanın buna göre belirlenmesi ve infaz edilmesi gerektiğine işaret edilmekle yetinilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyiz sebeplerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun?un 221/1?inci maddesi uyarınca, usul ve noksan soruşturma yönünden hukuka aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün BOZULMASINA;
14.3.2017 tarihinde tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy