(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 219, 222)
Askeri Mahkemece, sanığın;
1) 1.12.2012-9.12.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 66/1-b, TCKnın 62/1inci maddeleri uyarınca, on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2) 25.1.2013-19.2.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 66/1-b, TCKnın 62/1inci maddeleri uyarınca, on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
Karar verilmiş; bu hükümler, sanık tarafından usule, esasa ve uygulamaya yönelik sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
316 milletvekilinin imzası ile TBMM Başkanlığına verilen ve TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edilen Anayasa değişikliği teklifinin geçici maddesinde, Askeri Yargıtayın kapatılmasının öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılması gerekip gerekmediği tartışılmış, teklifin kanunlaşması mutlak olmadığından ve kanunlaşsa bile, kanunlaşana kadar zaman gerekip, bekletici mesele yapılması dosyanın sürüncemede kalmasına neden olabileceğinden, temyiz incelemesinin sürdürülmesine, Üye
nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
İncelenen dosya içeriğinden; sanığın; 24.11.2012 tarihinde yedi gün süreyle dağıtım iznine gönderildiği, 1.12.2012 tarihinde Birliğine katılış yapması gerekirken yapmadığı, 9.12.2012 tarihinde
'da polis tarafından yakalandığı; müteakiben 22.1.2013 tarihinde cezaevinden tahliye edilerek
Askerlik şubesine teslim edildiği, buradan iki gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, 24.1.2013 tarihinden en geç saat 24.00'e kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 19.2.2013 tarihinde
da polis tarafından yakalandığı, böylece 1.12.2012-9.12.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü, 25.1.2013-19.2.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakta ise de;
5271 sayılı CMKnın 219uncu maddesinde Duruşma için tutanak tutulacağı ve bu tutanağın duruşmayı yöneten hâkim ile tutanak kâtibi tarafından imzalanacağı hükmüne yer verilmiştir. CMKnın 222nci maddesine göre, duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki yargılama kurallarına uyulup uyulmadığı ancak tutanakla ispatlanabilecektir. Bu düzenlemeler ile yargılama faaliyetinde, duruşma tutanaklarının değiştirilmesini önlemek amaçlandığı gibi, bu tutanaklara, dolayısıyla yargılamaya olan güven sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla duruşma için tutanak düzenlendiğine göre, gerek duruşma tutanağının ispat gücü, gerekse hükmün geçerliliği bakımından duruşmayı yöneten hâkim ve tutanak kâtibi tarafından tutanaklarının imzalanması zorunludur.
Somut olayda, hükmün tefhim olunduğu 21.6.2016 tarihli oturuma ilişkin duruşma tutanağının tutanak kâtibi tarafından imzalanmadığı görülmekle (Dz.295-297), mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
10.1.2017 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy