(5237 S. K. m. 54) (5271 S. K. m. 259) (353 S. K. m. 9, 17, 202, 214, 254) (5143 S. K. m. 5) (Türk Silahlı Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına Dair Yönetmelik m. 5)
Komutanlığı emrinde görevli iken Kara Kuvvetleri Komutanlığının 21.11.2014 tarihli ve MRK.Ş.68642348-1390-1158-14 sayılı ve sözleşme hak. konulu emri ile 31.12.2014 tarihi itibariyle sözleşmesi yenilenmeyerek TSKda ayırma işlemine tabi tutulan Uzm.Çvş. S.B.na ait
. seri numaralı silahın Birliği Komutanlığınca teslim alındığı, ancak Uzm.Çvş. S.B.nun bedelli olan zati tabancasını altı ay içinde teslim almaması aynı zamanda başka bir şahsa devretmemesi üzerine teslim alınan tabancanın irad kaydedilebilmesi maksadıyla müsadere kararı talep edildiği;
Askeri Mahkemesinin itiraza konu duruşmasız işlere ait kararı ile; ilgili şahsın asker kişi statüsünün sona erdiği, konunun idari bir husus olduğu ve askerlikle ilgisinin bulunmadığı, kanunda bu hususta görevli mahkemenin açıkça Sulh Ceza Mahkemesi olarak belirtilmiş olduğu vurgulanarak, zati tabancanın müsadere edilmesi yönündeki talebin görev yönünden reddine karar verildiği;
Adli müşavir tarafından; talep konusunun 5143 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinden İlk Nasıp İstihkakına İlişkin Kanunun 5inci maddesine dayanılarak hazırlanan 11.10.2007 tarihli ve 26670 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına Dair Yönetmeliğin 5/1a madde ve fıkrasının 3, 4 ve 5inci bentleri kapsamında askerlik görevi ile ilgili olduğu, dolayısıyla müsadere konusunda karar vermeye Askeri Mahkemenin yetkili olduğu ileri sürülerek, duruşmasız işlere ait karara karşı yasal süresi içerisinde itiraz talebinde bulunulduğu;
Anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede:
5237 sayılı TCKnın 54üncü maddesinin 1inci fıkrasında, iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacağı, 4üncü fıkrasında, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın müsadere edileceği öngörülmüştür. İncelenen olayda müsaderesi talep edilen zati tabancanın, herhangi bir suçun konusu olmayıp, münhasıran müsadereye tabi eşya niteliğinde olduğu, dolayısıyla suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine ilişkin talepler konusunda duruşmasız olarak verilecek olan kararlara karşı CMKnın 259uncu maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır.
Askeri Mahkemenin itiraza konu kararının 5530 sayılı Kanunla değişik 353 sayılı Kanunun Ek Madde 1 hükmünün atfı ile CMKnın 259uncu maddesine göre verilen bir karar olması karşısında, 353 sayılı Kanunun 202/1 madde ve fıkrasına göre itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinde bir tereddüt bulunmamakla birlikte, işin esasına girilmeden önce itirazı inceleyecek makamın belirlenmesi gerekmektedir.
Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 2.1.2010 tarihli ve 2010/169-163 E.K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi, 353 sayılı Kanun'un 202nci maddesinde; bu kanunda açıkça gösterilen hallerde kararlara veya askeri mahkeme kararlarına karşı itiraz edilebileceği, aksine hüküm bulunmayan durumlarda itirazları en yakın askeri mahkemenin inceleyeceği belirtilmiştir.
353 sayılı Kanuna bakıldığında, 214 ve 254üncü maddelerde özel düzenlemelere gidildiği görülmektedir. 214ncü maddede; temyiz isteminin Askeri Mahkemece reddi halinde bu karara Askeri Yargıtay nezdinde itiraz edilebileceği öngörülmüştür. Ayrıca cezaların yerine getirilmesi sırasında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına, cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınmasına ilişkin bir karar veren askeri mahkemenin kararlarına karşı itirazlarında Askeri Yargıtay tarafından inceleneceği 254üncü maddede düzenlenmiştir. Bu durum ve hususların dışında kalan kararlara karşı itirazların en yakın askeri mahkemede bakılması gerektiği ortadadır. Adli müşavir tarafından itiraza konu edilen duruşmasız işlere ait karar, CMKnın 259uncu maddesine göre verilen bir karar olup, 353 sayılı Kanunun 254üncü maddesinde sayılan durum ve konulardan hiçbirisine uymamaktadır. Bu itibarla; söz konusu duruşmasız işlere ait karara karşı itirazın, 353 sayılı Kanun'un 202nci maddesine 5530 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra uyarınca, kararı veren Askeri Mahkemeye en yakın askeri mahkemede değerlendirilmesi gerektiğinden, itiraz hakkında Askeri Yargıtayca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dairemizin vardığı bu sonuç nedeniyle, DİAKın verildiği tarihten önce TSK'dan ilişiği kesildiği anlaşılan emekli olmakla askeri yargı ile ilişiğinin kesildiği anlaşılan Uzm.Çvş. S.B. hakkında, CMKnın 259uncu maddesine göre müsadere kararı verme görevinin, 353 sayılı Kanunun 9 ve 17nci maddeleri çerçevesinde askeri yargıya ait olup olmadığı hususu irdelenememiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Adli Müşavirin,
Askeri Mahkemesinin 25.01.2016 tarihli, 2016/55 Karar sayılı zati tabancanın müsadere edilmesi yönündeki talebin görev yönünden reddine dair duruşmasız işlere ait kararına karşı yaptığı itirazı inceleme görevinin en yakın askeri mahkemeye ait olması sebebiyle bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;
7.3.2017 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy