(765 S. K. m. 20, 31, 33, 47, 59, 80, 212, 219) (1632 S. K. m. 30, 31, 135) (353 S. K. m. 251) (1412 S. K. m. 74)
İki ayrı rüşvet almak suçundan sanık Tbp. Bnb. Ali Muammer KARACA (1981-10) hakkında Ege Ordu K.lığı Askeri Mahkemesince (Dairemizin 06.12.1995 gün ve 1995/737 -735 sayılı bozma ilamına uyulmak suretiyle) verilen 05.12.1996 gün ve 1996/494-730 sayılı mahkumiyet hükmü süresi içinde sanık müdafii tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ve dava dosyası Başsavcılığın bozma görüşünü içeren 04.04.1997 gün ve 1997/1196 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak 5nci Daireye gönderilmiş olmakla, 21.05.1997 günü yapılan duruşmada sanık ve müdafii tarafından ileri sürülen savunmalar da dikkate alınmak suretiyle yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
0LAY-İDDİA-SAFAHAT: Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 06.07.1994 gün ve 1994/655-457 sayılı iddianamesi ile;
Manisa 100 Yataklı Askeri Hastanesinde KBB. Mütehassısı olarak görev yapan sanığın, 26 Mayıs 1994 günü kanun ve nizam hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu burun ameliyatları için;
1) P. Çvş. Recep BIYIK'dan 400 Alman Markı rüşvet aldığı, bunun önceden haber alınması nedeniyle, hazırlanan bir heyet tarafından suçüstü yapılmak suretiyle ortaya çıkarıldığı,
2) Yine P. Çvş. Mehmet Reşit İSHAKOĞLU'ndan 1.500.000.TL para ile 100 Alman Markı rüşvet aldığı, paraların sanığın üzerinde çıktığı iddia edilerek;
Eylemlerine uyan T.C.K.nun 212/1-son maddesi uyarınca 2 defa tecziyesi, ayrıca T.C.K.nun 31,33 ve 35nci maddeleri ile As.C.K.nun 30 ve 31nci maddelerinin uygulanması, nezaret ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkumiyet müddetinden mahsubu talebiyle kamu davası açılmıştır (41).
Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 08.09.1995 gün ve 1995/185-550 sayılı hükmü ile; sanığın, her iki rüşvet almak suçunu işlediği sabit görülerek, sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir (111).
İlk hüküm süresi içinde, sanık müdafi tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 06.12.1995 gün ve 1995/737-735 sayılı ilamı ile iş bu hüküm, olay tanıklarının usulüne uygun olarak dinlenilmedikleri gerekçesiyle bozulmuştur (123).
Yerel Mahkemece bozma ilamına uyularak gerekleri yerine getirilmiştir (13).
SON HÜKÜM: Yerel Mahkemenin 05.12.1996 gün ve 1996/494-730 sayılı hükmü ile sanığın, yine kanun ve nizamlara göre yapmak zorunda olduğu burun ameliyatı için,
1) P. ÇVŞ. Recep BIYIK'dan 400 Alman Markı rüşvet aldığı sabit görülerek, eylemine uyan As.CK.nun 135nci maddesi delaletiyle T.C.K.nun 212/1, 212/son, 219/son, 219/3, 47 ve 59/2nci maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün ağır hapis, 5.603.827.TL ağır para cezası ve müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası ile tecziyesine,
2) P. Çvş. Mehmet Reşit İSHAKOĞLU'ndan 1.500.000.TL. para ve 100 Alman Markı rüşvet aldığı sabit görülerek, eylemine uyan As.C.K.nun 135nci maddesi delaletiyle TCK.nun 212/1, 212/son, 219/son, 219/3, 47 ve 59/2nci maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün ağır hapis, 2.442.623.Tl. ağır para cezası ve müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası ile tecziyesine,
İçtima sonucu neticeten; 13 ay 10 gün ağır hapis, 8.046.45011. ağır para cezası ve müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezası ile cezalandırılmasına.
As.C.K.nun 30/1 maddesi uyarınca TSK.den TARDINA,
353 sayılı Kanunun 251/1 maddesi uyarınca tutuklulukta geçen 27.05.1994 ila 24.10.1994 tarihleri arasındaki sürenin hükümlülük süresinden mahsubuna karar verilmiştir (171).
TEMYİZ: Hüküm süresi içinde sanık müdafi Av. Ayhan ULUS0Y tarafından;
a) Müvekkili olan sanık ile mağdur Çvş. Recep BIYIK arasında rüşvet anlaşması olmadığı, mağdurun ameliyat olmaktan vazgeçtiği, araya giren diğer kişilerin bu parayı temin edip, Çvş. Recep BIYIKın iradesine aykırı olarak suçüstü tatbikatı yaptıkları,
b) Çvş. M. Reşit İSHAKOĞLU'ndan rüşvet alma olayının ise; sadece bu çavuşun tanık olarak alınan beyanları ile sabit görüldüğü, bu mağdurun sanık sıfatı ile ifadesi alınmadığı halde, hakkında KY0K. verildiği, suçun sübutunun şüpheli kaldığı,
Müvekkili hakkında TCK.nun 47nci maddesi uygulandığı halde, aynı maddenin 3ncü fıkrasına göre, memuriyetten müebbeten memnuiyet cezasının, muvakkaten mahrumiyete dönüştürülmediği,
Yine müvekkilinin cezai ehliyetinin tesbiti için müşahede altında geçen süresinin mahkumiyetinden mahsup edilmediği,
Rüşvet konusu paraların değerinin PEK HAFİF yerine HAFİF olarak kabulünün içtihatlara aykırı olduğu,
İleri sürülerek bozulması için DURUŞMA İSTEKLİ olarak temyiz edilmiştir.
TEBLİĞNAME; Başsavcılığın 4 Nisan 1997 gün ve 1997/1191 sayılı tebliğnamesinde aynen ve sonuç olarak;
Toplanan delillere nazaran sanığın; kanun ve nizamlara göre yapmak zorunda olduğu bir görevini yerine getirmek için Çvş. Recep BIYIK'tan 400 Alman Markı, Çvş. Mehmet Reşit İSHAKOĞLU'ndan ise toplam 1.500.00.Tl. ve 100 Alman Markı almak suretiyle iki ayrı rüşvet almak suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Nitekim, Recep BIYIK'la ilgili olaya benzer bir olay sebebiyle Askeri Yargıtay Daireler Kurulunca tesis edilen 22.09.1994 gün ve 1994/81-90 sayılı içtihatları da, bu görüş ve düşünceyi doğrulamaktadır.
Mahkemece; sanığın, sübut bulduğu kabul edilen iki ayrı rüşvet almak suçundan dolayı, yerinde ve kanuna uygun gerekçelerle asgari hadden tecziyesinde, rüşvete konu miktarın hafif sayılarak cezanın 1/2 oranında indirilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemekle beraber, T.C.K.nun 47/3ncü maddesine göre sanık hakkında muvakkaten amme hizmetlerinden memnuiyet cezasına hükmedilmesi. gerekli iken, müebbeten amme hizmetlerinden yasaklanma cezasına hükmedilmiş olması, yine müşahede altında geçen günlerin de mahkumiyet süresinden mahsup edilmemiş bulunması yasaya aykırı görülmekle, sanık müdafiinin duruşma isteminin kabulü ve hükmün bozulması yolunda görüş belirtilmiş olup,
Yapılan incelemeye göre;
Sanık Tbp. Bnb. A. Muammer KARACA'nın, Manisa 100 Yataklı Askeri Hastanede K.B.B. mütehassısı olarak görev yaptığı sırada;
1) 235nci kısa dönem Çavuş olarak, B. P. A. 1. Tb. 6. Bl.de askerliğini yapan Recep BIYIKın, burnundan nefes almakta güçlük çekmesi sebebiyle, 19.04.1994 günü viziteye çıkarak sanık tarafından muayene edildiği, sanığın, Çvş. Recep BIYIK'a burnunda et değil kemik olduğunu, bunun ameliyatla düzelebileceğini, böylece hem rahat nefes alıp, hem de burnunun estetik görünüm alacağını, bu ameliyatın dışarda 20 Milyon Liraya yapıldığını, kendisine 400 Mark verdiği takdirde, bu ameliyatı burada yapabileceğini beyan ederek, bu konuda kataloglardan burun şekil ve resimleri gösterdiği, bunlara bakan sanığa (isterse düşünüp gelmesini) söylediği, Çvş. Recep BIYIKın (peki efendim ben bir düşüneyim) diyerek ayrıldığı, sanığın da deftere (Sağlam) yazarak imzaladığı (30),
İstanbul'da fotoğraf makinaları tamiri işi yapan Çvş. Recep BIYIKın bu olayı Manisa'da fotoğrafçı olarak tanıdığı Süleyman AKDOĞANLAR'a anlattığı, ameliyat için sanığın 400 Mark istediğini, ancak kendisinin ameliyatı düşünmediğini beyan ettiği,
Süleyman AKDOĞANLAR'ın da bunu şahsen tanıdığı olan ve aynı Hastanede İdari İşler Amiri olarak görev yapan Yzb. Baki KULLAP'a anlattığı, Yzb. Baki KULLAP'ın Çvş. Recep'i çağırıp olayı bizzat kendisinden de dinlediği, bu hususta bazı duyumları olan Yzb. Baki'nin de bunu Disiplin Subayı Yzb. Akın DEĞER'e anlattığı, Yzb. Akın DEĞER'in Tugay Erkan Başkanına anlattığı, Erkan Başkanının 10.05.1994 günü Çvş. Recep'i çağırıp dinlediği, Çvş.'un bir şikayet dilekçesi verdiği (4), Erkan Başkanının da olayı Tugay Komutanına naklettiği, 25.05.1994 günü Merkez Komutanı, Personel Şube Müdürü ve Disiplin Subayı ile değerlendirme yapıp, suç üstü yapmaya karar verdikleri, bunu Çvş. Recep BIYIK ile görüşerek 26.05.1994 günü temin ettikleri 400 Markı Çvş. Recep'e verip, saat 14.00'de ameliyat olacakmış gibi Alay Revirinden hastaneye sevkini yaptırdıkları, hastaneye giden; Recep BIYIKın K.B.B. Polikliniğine gelerek sanık Tbp. Binbaşının odasına girdiği, kendisine (Komutanım ben daha önce size muayene olmuştum, burnumdaki kemiği ameliyatla alacaktınız, bu sebeple ameliyat için istediğiniz 400 Markı getirdim) dediği, Sanık Bnb.nın da (Ha o şekilde mi anlaşmıştık) dediği, Çvş.'un katalogdan bahsetmesi üzerine konuşmayı hatırladığı, Çvş. Recep BIYIKın (parayı şimdi mi vereyim, yoksa sonra mı vereyim) demesi üzerine, sanığın (eğer yanında ise şimdi ver) demesi üzerine, Çvş. Recep BIYIKın önceden seri numaraları tesbit edilmiş 4 adet 100lük Alman Markını sanığa verdiği, sanığın aldığı bu Markları önce masasının sağ üst çekmecesine koyduğu ve Çvş. Recep'e de (Şimdi senin yatırma işlemlerini halledelim, gerekli belgeleri dolduralım, bir aksilik olmazsa Pazartesi günü seni ameliyata alırım) diyerek, sevk formu arkasına (Baştabipliğe DSN+ burun şekil bozukluğu ameliyatı için K.B.B.Kliniğine yatması uygundur) şerhini yazdığı (9), imza ve kaşe ile tasdik edip Çvş.'a verdiği, Çvş. Recep'in dışarı çıkarak başı ile parayı aldığına dair işaret vermesi üzerine, orada bekleyen Per. Şb. Müdürü Alb. İsmail AKARSU, Merkez Komutanı Alb. İrfan SOYALP ve Merkez Şb. Müdürü Yzb. Akın DEĞER'in içeri girerek (alınan bir duyum üzerine Tugay Komutanının emri gereği arama yapacaklarını) söylemeleri üzerine sanığın şaşırdığı, önce aratmak istemediği, üzerindeki cüzdanının arandığı, içinde 470.000 TL. olduğunun görüldüğü, sanığın da iç çamaşırlarına kadar üzerini gösterdiği, oturduğu masanın çekmecelerinin ve etrafın arandığı, fakat Recep BIYIK tarafından verilen markların bulunamadığı, Per. Alb. İsmail AKARSU'nun bir ara dışarı çıkıp Çvş. Recep BIYIK'a (sanığın, aldığı parayı nereye koyduğunu) sorduğu, masanın sağ üst çekmecesine koyduğunu gördüğünü söylemesi üzerine, buranın tekrar arandığı, nihayet sol tarafta bulunan etejerin içinde bir adet 500'lük, 2 adet 100'lük Mark, ayrıca numaraları alınmış ve Çvş. Recep tarafından verilen 4 adet 100'lük mark ile 3 adet 500.000, 4 adet 250.000 lik Türk Lirası bulunduğu, bu hususta tutanak düzenlendiği,
Sanığın, bunlardan 700 Mark ile 2.000.000 Lira kadar paranın kendisine ait olduğunu, iç içe konmuş markların (4x100) ise kendisine ait olmadığını, Çavuşu muayene ederken diğer mark ve paraları etejerin içine koyduğunu, o sırada hemşirenin gelerek (yükümlülerin evrakları imza için hazır) demesi üzerine 1 dakika için hemşire odasına geçip evrakları imzaladığını, o sırada hasta koltuğunda oturur vaziyette kalan Çvş. Recep BIYIKın bu markları buraya koymuş olabileceğini, Çvş. Recep'i muayene edip ameliyat kararı verdiğini ve yatması için gerekli işlemleri yaptığını, ancak ameliyat karşılığında asla mark v.s. istemediğini ve almadığını, bunun komplo olduğunu ileri sürmüştür.
2) Askeri Savcı tarafından 27.05.1994 günü K.B.B. Polikliniği hasta kayıt defterinin incelenmesi sonucu, 26.05.1994 günü 494ncü sırada Çvş. M. Reşit İSHAKOĞLU'nun da DSN teşhisi, ile ameliyat edilmek üzere yatırıldığının tesbit edilmesi üzerine, hastane nöbetçi tabibi Vasıtasıyla bu çavuş yattığı yerden temin edilerek ifadesine başvurulduğunda, kendisinin nefes alma zorluğu ve göğsünde sıkışma şikayetleri olduğunu, Alay revirinden sevki üzerine 26.05.1994 günü K.B.B. Mütehassısı Sanık Bnb. tarafından muayene edildiğini, şikayetlerini anlattığını, Bnb.nın kendisine (senin burnunda sorunun var, ameliyat olman gerekir, ancak bu ameliyat dışarıda 10 Milyon'dan fazlaya yapılır, sen 5 Milyon verirsen ameliyatını burada yaparım) dediği, Çvş. İSHAKOÖLU'nun bu parayı veremeyeceğini söylemesi üzerine, sanığın (3-4 Milyon versen de olur) dediği, bunun üzerine Çvş.'un yanında bulunan 2.250.000 TL.'dan, 1 adet 500.000 lik ve 4 adet de 250.000lik olmak üzere toplam 1.500.000 TL. ile 100 Alman Markını çıkarıp masanın üzerine koyduğu, bunun üzerine sanığın bu ameliyat için Çvş.un hastaneye yatma işlemlerini başlattığı, Çavuştaki bu rahatsızlığın askere gelmeden önce de var olduğu, askerde iken bundan kurtulmak istediği, zira çok ıstırap çektiği, bu yüzden Bnb.nın istediği paraları vermek zorunda kaldığı,
Çvş. İSHAKOĞLU'nun beyanları üzerine,
Sanığın odasında ele geçen 500'lük mark dışındaki biri eski, diğeri yeni olan 2 adet 100 lük markın Çvş.a gösterildiği, Çvş.'un, (benim verdiğim 100 mark yeni idi, gösterilen 2 adet 100 lük marktan yeni olan buna benziyor) dediği, ayrıca gösterilen 3 adet 500.000lik ile 4 adet 250.000 liralık paraların kendisi tarafından verilen paralar olabileceğini, ancak numaralarını almadığı için kesin bir şey söyleyemeyeceğini beyan ettiği (14),
Özellikle Çvş. Recep BIYIK ile M. Reşit İSHAKOĞLU'nun beyan ve iddiaları, olay tanıkları hemşire Canan SAYIN, Alb. İsmail AKARSU, Alb. İrfan SOYALP, Yzb. Akın DEĞER, Yzb. Baki KULLAP, Tbp. Alb. İsmail GÜRGÜLÜ, Tbp. Ütğmn. Erhan GÜNER ve sivil şahıs Süleyman AKDOĞAN'ın yeminli beyanları, bilirkişiler Tbp. Alb. Ziya YAMAKOĞLU, Tbp. Bnb. Burhanettin KAYACAN'ın yeminli mütalaaları, Yüksek Sağlık Şurası raporu (95), İstanbul Deniz Hastanesi K.B.B. Mütehassısınca verilen rapor (108), sanığın tevilli beyanları, Çvş. Recep BIYIK olayı ile ilgili tutanaklar, hasta kayıt defter fotokopileri, (30,22), diğer tutanaklar ve tüm dosya münderecatından anlaşılmaktadır.
Yüksek Sağlık Şurası raporunda (95); Çvş. Mehmet Reşit İSHAKOĞLU'nun burnundaki rahatsızlıklarının DSN nedeniyle oluştuğu tesbit edilip ameliyat edilmek üzere hastaneye yatırıldığı, bu sebeple bu patolojiyi düzeltme işinin K.B.B. Mütehassısı olan sanığın Kanun ve nizam hükümlerine göre yapmak zorunda olduğu şeylerden sayılabileceği belirtilmiş, Çvş. Recep BIYIK'ın ise, önce sağlam, daha sonra burun şekil bozukluğu tanısıyla hastaneye yatırıldığı anlaşıldığından ameliyat gerekip gerekmediğinin anlaşılamadığı açıklanarak, bir hastanede K.B.B. Mütehassısı tarafından yeniden muayenesi sonucu ameliyat gerekip gerekmediğinin teshili gereğine değinilmiş, Çvş. Recep BIYIK'ın İstanbul Deniz Hastanesinde K.B.B. Mütehassısınca yapılan muayenesinde; (Halen Dispneye sebep olan NSN+Konka hipertrofisi mevcut olup, operasyon gerekir kararına katılındığı) kanaati açıklanmıştır (106).
Cezai ehliyet yönünden bilirkişinin gördüğü lüzum üzerine İzmir Hava Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde müşahade altında tutularak gözlenen sanığın, suç tarihlerinde Psikonevrotik Depresyon Reaksiyonu geçirmekte olduğu, bunun şuur ve harekat serbestisini önemli, derecede ortadan kaldıracak nitelikte bir akıl hastalığı olduğu, TCK.un 47nci maddesinden istifadesinin gerektiği tesbit olunmuştur (83).
7. Kor. K.lığı As. Savcılığının (51) dizideki 15.07.1994 tarihli mesajlarından, sanık hakkında burada da Rüşvet Almak suçundan soruşturma bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tanıklar Tbp. Alb. İsmail GÜRGÜLÜ (27,69), Tbp. Ütğm. Erhan GÜNER (29,153), Yzb. Baki KULLAP' (23,143)ın duyum ve kanaatleri, sanığın bu tür suçları işlediği hususundaki mahkemenin kabulünü teyit eder niteliktedir.
Bütün bu yazılı ve sözlü delillerden, sanık Tbp.Bnb.A.Muammer KARACAN'ın, kanun ve nizamlara göre yapmak zorunda olduğu görevlerini (ameliyatları) yapmak için, Çvş. Recep BIYIK'tan 400 Alman Markı ve Çvş. M. Reşit İSHAKOĞLU'ndan da 1.500.000 TL. para ile 100 Alman Markını rüşvet olarak aldığı ve her iki eylemin de gerçekleştiği ortaya çıkmaktadır.
Sanık ve müdafi savunmalarında genel olarak; Çvş. Recep BIYIK ile müvekkili arasında rüşvet anlaşması olmadığı, Çvş. Recep'in ajan olduğu, sadece diğer görevlilerle anlaştığı, ameliyat olmak niyeti taşımadığı, gayri meşru zeminde de olmadığı, paranın Çvş. Recep tarafından etejere konulduğu, bunun bir komplo olduğu, sanığın para almadığı, Çvş. Reşit İSHAKOĞLU'nun o gün yatırıldığı, sanıkla arasında rüşvet anlaşması ve alma olayının cereyan etmediği, olayın şüpheli kaldığı, iddia dışında suçun delili olmadığı, bu şahsın tanık olarak dinlenildiği, rüşvet verdi ise, o'nun da sanık olması gerektiği, alındığı söylenen paraların değerinin (hafif) değil, (pek hafif) kabulü gerektiği şeklinde iddialarda bulunmuşlar ise de;
Gerek Çvş. Recep BIYIK ve gerekse Çvş. Reşit İSHAKOĞLU'nun sanığa iftira etmeleri için herhangi bir neden olmadığı, Recep BIYIK'ın olayı henüz şikayet konusu yapmadan bir çok kişiye anlattığı, 400 markı sanığa vermek üzere tekrar muayeneye şevkine itiraz etmediği; sanık tarafından paranın alınıp hemen yatma işleminin yapıldığı, numaraları tesbit edilen 400 Markın sanığın diğer paraları ile birlikte ele geçirildiği, suçüstü yapıldığı sıradaki davranışları, Çvş. Reşit İSHAKOĞLU ile ilgili olayın ise, tesadüfen, defterin incelenmesi anında ortaya çıkarıldığı, bu Çvş'un şikayetçi olmadığı, ameliyat beklerken, hiç bir mecburiyeti olmadığı halde olayı samimi olarak anlattığı ve yukarıda değinilen hususlar dikkate alındığında, her iki eylemin gerçekleştiği hususunda yeterli delillerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Çvş. M. Reşit İSHAKOĞLU'ndan rüşvet alma eyleminin, gerek önceden yapılan anlaşma ve gerekse paranın alınmış olması yönünden tamamlandığı ihtilafsızdır. Sanığın Çvş. Recep BIYIK'tan, yapacağı ameliyat karşılığında rüşvet istediği de sabittir. Her ne kadar Çvş. Recep ameliyat olmaya karar vermemiş ve komutanlarına şikayet ederek sanığın suçüstü yakalanmasını sağlamış ise de, bu suçun başkaca ortaya çıkması genel olarak mümkün değildir. Bu nedenle Çvş. Recep BIYIK'ın yaptığı teklifi kabul ettiğini (ajan olarak da olsa) beyan edip temin edilen 400 Markı vermek suretiyle bu anlaşma tamamlanmıştır. ERMAN-ÖZEK (Shh.97)'in de kabul ettikleri gibi; rüşvet anlaşmasının varlığının kabulü için, rüşvet isteme teklifinin, failce girişilen bir icbar veya ikna hareketi olmaksızın, fertçe kabul edilmesi yeterlidir. Ferdin saiki önemli değildir ve ferdin bir ajan olarak kullanılması ve ihbar maksadıyla yapılan teklife rıza göstermiş bulunması, rüşvet alma suçunun oluşumuna engel olmaz (V. Savaş - S. Mollamahmutoğlu TCK.nun yorumu cilt:2 Shf.1999).
Gerçekten, rüşvet anlaşması esasen Kanuna aykırı olduğundan batıldır. Gerçek rızaya gerek yoktur. Zahiri rıza yeterlidir. İtalyan Yargıtayının yerleşik görüşü de bu yoldadır (a.g.e sh.1998).
Böylece;
Yerel Mahkemenin, bu şekilde her iki eylemi rüşvet alma olarak değerlendirmesinde herhangi bir hata yok ise de, her iki eylem de aslında 26.05.1994 günü ika edilmiştir. İki ayrı şahsa karşı işlenmiş olması içtima hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez. Ortada aynı kasıt altında, kanunun aynı hükmünün, aynı gün iki defa ihlali vardır. Bu nedenle sanık hakkında T.C.K.nun 80nci maddesinde düzenlenen teselsül hükümlerinin uygulanması gerekirken, iki ayrı rüşvet alma suçunun oluştuğunun kabulü suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırı görülmüş ve hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, sanık hakkında TCK.nun 47nci maddesi uygulandığına göre, aynı maddenin 3ncü fıkrası dikkate alınarak T.C.K.nun 219/Son maddesinden verilen müebbeten memuriyetten mahrumiyet cezasının da muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezasına dönüştürülmesi gerekmektedir. Zira, T.C.K.nun 20/6nci maddesine göre, amme hizmetlerinden memuriyet cezası içinde, memuriyetten mahrumiyet cezası da vardır. Yani, amme hizmetlerinden memuriyet cezası, daha geniş ve daha ayır sonuçları alan bir cezadır. Bu nedenle memuriyetten mahrumiyet cezasının da, evveliyetle muvakkat hala dönüştürülmesi gerekmektedir.
Yine, sanık cezai ehliyetinin belirlenmesi için, cezaevinden tahliyesinden sonra, 07.11.1994 ila 25.11.1994 tarihleri arasında 18 gün süre ile müşahede altında tutulmuştur. CMUK.nun 74/son maddesine göre; bu süresinin de (Tıpkı tutuklulukta geçen süre gibi) verilen ceza müddetinden indirilmesi gerekir. Oysa hükümde yalnızca tutuklulukta geçen sürenin indirilmesi kararlaştırılmıştır.
Keza, sanık hakkında uygulanan TARD cezası, As.C.K.nun 30/1 maddesine dayandırılmıştır. İlk hükümde ise, 30/A-1 maddesine göre hükmedilmiştir. İlk hükümde ise,30/A-1 maddesine göre hükmedilmiştir. Son hükümde (A) fıkrasının yazılmaması hatalı görülmüştür.
Sanık hakkında T.C.K.nun 80nci maddesinin uygulanması halinde, iki ayrı rüşvet eyleminden temin edilen paraların (menfaatlerin) toplamı dikkate alınarak T.C.K.nun 219/3ncü maddesine göre (pek hafif, hafif, normal) halin belirlenmesi gerekir. (Y.C.G.K. 19.10.1992 gün ve 261/289 sayılı kararı). Sanığın her iki eyleminden aldığı toplam para (500 Markı+1.500.000 TL.) bugün 40 Milyon TL. üzerinde olduğundan pek hafif kabulü mümkün görülmemektedir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin kasta, sübuta, sair hallere yönelik temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2 maddesi uyarınca REDDİNE, müdafiin temyizine atfen, sanık hakkında T.C.K.nun 80nci maddesinin uygulanması gerekirken, iki ayrı rüşvet alma suçunun varlığının kabulü suretiyle yazılı şekil de hüküm tesisi yasaya aykırı olduğundan, her iki hükmün 353 Sayılı Kanunun 221/1nci maddesi uyarınca kısmen tebliğname hilafına BOZULMASINA,
Üye Hak. Alb. Atalay TOKAT ile Üye Hv. Hak. Alb. Necmettin ÖZKANın T.C.K.nun 80nci maddesinin uygulanmaması gerektiği, Üye Dz. Hak. Alb. K. Tevfik ODMAN'ın ise; Çvş. Recep BIYIK'tan rüşvet alma eyleminin aslında memuriyet görevini suiistimal vasfında olduğu şeklindeki karşı oyları ve oyçokluğu ile 11.06.1997 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık, mağdur Çvş. Recep BIYIK'tan, yapacağı ameliyat için, 400 Alman Markı rüşvet istemiştir. Bunun, istenme tarihi 19.04.1994'tür. Mağdurun parayı getirip verdiği tarih ise, 26.05.1994'tür. Diğer mağdur Çvş. M. Reşit İSHAKOĞLU'ndan rüşvet isteme ve alma tarihi de tesadüfen 26.05.1994' tür. Bu 2nci olay, esasen ilk olayın soruşturması sırasında, tesadüfen ortaya çıkmıştır. Sanığın rüşvet isteme ve alma tarihleri farklıdır. Aradan bir aydan fazla süre geçmiştir. Her iki suçun mağdurları, işleniş şekli ve karşılıkları farklıdır.
Sanığın değişik tarihlerde, değişik kişileri mağdur ederek işlediği rüşvet eylemlerinde kast ve suç işleme kararının birliğinden söz edilemeyecek, dolayısıyla sabit görülen eylemlerinin her ikisinin de ayrı ayrı suçları oluşturacağı kanısında olduğumuzdan, sanık hakkında teselsül (T.C.K. Md. 80) hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle hükmü bozan çoğunluk kararına muhalif kaldık.
Nitekim, Y.C.G.K.nun irtikap suçu ile ilgili ancak benzer bir davada verdiği 21.12.1901 gün ve 372-441 sayılı kararı da bu doğrultudadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy