(1632 S. K. m. 66, 73, 81) (765 S. K. m. 35, 59)
Konu: İzin tecavüzü suçundan sanık Er Atilla YAŞAR hakkında verilen mahkumiyet hükmünün As. Yargıtay 4ncü Dairesi tarafından bozulması üzerine Yerel Mahkemece bozmaya uyulmayıp direnilerek verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesidir.
Olay ve İddia: 33ncü P. Tüm. K.lığı As. Savcılığınca tanzim olunan 03.01.1992 gün ve 1992/73-42 Sayılı iddianameyle;
Rahatsızlığı sebebiyle Çorlu As, Hastanesinden GATA Haydarpaşa As. Hastanesine yollanan sanığın 16.10.1991 tarihinde bu hastane Nöroloji ve Ortopedi Servislerindeki muayenesinden sonra 10 gün yatak istirahati verilerek plastik cerrahiye sevkinin uygun görüldüğü, fakat sanığın sevk yazısının arkasındaki 10 gün rakamını 20 yaparak bu istirahatini Birlik Komutanlığının izniyle evinde geçirdiği ve böylece resmi evrakta tahrifat suçunu işlediği iddiası ile T.C.K.nun 35ncı maddesini ihlalden kamu davası açılmıştır.
HÜKÜM: 33ncü Mknz. P. Tug. K.lığı As. Mahkemesinin 09.07.1992 tarih ve 1992/644-375 sayılı hükmünde;
Sanığın bu tahrifatının kasıt yönünden izin tecavüzü suçunu oluşturduğu, zira maksadının iznini daha fazla geçirmeye yönelik olduğu belirtilerek As. C. K.nun 66/l-B, 73 ve T.C.K.nun 59ncu maddelerine göre neticeten 5 Ay Hapis Cezası ile tecziye olunduğu anlaşılmıştır.
Temyiz-I: Sanık bu hükmü suç işleme kastının olmadığını, psikolojik bakımdan rahatsız olduğunu ve cezasının paraya çevrilmesi veya tecili gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.
Tebliğname-I: As. Yargıtay Başsavcılığınca düzenlenen 23.10.1992 gün ve 1992/2543 Sayılı Tebliğnamede;
Sanığın kastı yönünden fiilinin izin tecavüzü olarak tavsifinin yerinde olduğu belirtilerek mahkumiyet hükmünün onanmasının istendiği görülmüştür.
DAİRE KARARI: As. Yargıtay 4ncü Dairesi 03.11.1992 tarih ve 1992/609-598 sayılı ilamında;
Birlik Komutanlığı aldatılmış da olsa sanığa 20 gün izin vermiştir. Bu halde ortada Birlik K.lığının sanık tarafından iğfal edilmesi eylemi dışında bir eylem bulunmamaktadır. Yerel Mahkemenin sanığın 10 günlük gerçek izin süresi sonunda 26.10.1991 tarihinde dönmesi gerektiği faraziyesine dayanarak sanığın eylemini izin tecavüzü olarak değerlendirmesi oluşa uygun düşmediği gibi, izin tecavüzü eylemi iddianamede gösterilmemiş, bu suçla ilgili olarak bir davada açılmamıştır.
Bu nedenlerle, sanığın eyleminin izin tecavüzü olarak tavsif edilmesi olay oluş biçimine uygun düşmediğinden hükmün, sanığın temyiz itirazlarına atfen ve 351 Sayılı Kanunun 22l/linci maddesi uyarınca BOZULMASINA, karar verildiği anlaşılmıştır.
DİRENME HÜKMÜ: Aynı Mahkemece verilen 05.08.1993 tarih ve 1993/642-294 sayılı hüküm ile:
Sanığın raporda belirtilen 58 günlük süreyi 20 gün olarak tahrif ederek değiştirdiği, bu istirahatine binaen izin belgesi ile izne gönderildiği, sanığın kastının fazladan izin kullanmak olması nedeniyle bu tahrifatı yaptığı kanaatine varılmıştır. denilmek suretiyle bir önceki kararda olduğu gibi 5 ay hapsine karar verilmiştir.
TEMYİZ-II: Sanık, suç kastı olmadığını ve cezanın çok olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
TEBLİĞNAME-II: As. Yargıtay Başsavcılığı 03.03.1994 gün ve 1994/575 Sayılı Tebliğnamede;
Olay önceki tebliğnamede açıklandığı üzere, sanığın istirahat belgesindeki bir harfini iki yaparak istirahati 20 güne çevirdiği, bu olaydaki kantinin verilen sıhhi izin suresini fazladan geçirmek olduğu, Yerel Mahkemenin duruşma sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemi, sanığın ortaya çıkan kastına göre izin tecavüzü olarak değerlendirmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. denilmek suretiyle mahkumiyet hükmünün Onanması istenilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Dosya incelenip, Sözcü Üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın rahatsızlığı nedeniyle sevkedildiği DATA Haydarpaşa As, Hastanesi Nöroloji ve Ortopedi Servislerindeki muayenesinden sonra 16.10.1991 tarihinde Acil Ortopedik tedavi ve işlem gerekmez, yapılan iyileşmeden sonra sekonda tamir yönünden plastik cerrahiye-sevki uygun olup bununla beraber 10 gün yatak istirahatı verilmiştir denerek birliğine yollanırken, sanığın sevk kağıdının arkasında yazılı olan 10 rakamını 20 yaparak, dilekçesi üzerine bu 20 günlük istirahatini evinde geçirmesi için izinle yollandığı ve Yerel Mahkemeyle Daire arasındaki ihtilafın fiilin izin tecavüzü mü, yoksa resmi evrakla tahrifat mı olduğu noktasında düğümlendiği anlaşılmıştır.
Dosyanın tetkikinden, sanığın fiilinin izin tecavüzü olmayacağı sonucuna varılmıştır. Zira, istirahat raporunu tahrif ederek dahi olsa kendisine, yetkili olan Bl. ve Tb. Komutanlarınca izin kağıdı verilerek yollandığı bir gerçektir. Gerçi resmi bir evrak olan tabip raporunda tahrifat yaparak 10 gün fazla izin kullandığı bir vakıa ise de, buradaki esas kastı 10 gün az askerlik yapmaya matuf bir hiledir. Bu nedenle olayda T.C.K.nun 356ncı maddesinin uygulanma imkanı da yoktur. Burada doktor raporundaki istirahat süresini 10 gün uzatmaya matuf hareketi bir hileden ibaret olup askerlikten kısmen kurtulma gayesine matufdur. Yani bu eylemdeki kastı, askerliğini 10 gün az yapmak amacına yönelik arzu ve isteğidir.
Nitekim As. Yrg. Drl. Krl,nun 27.12.1958 tarih ve 1952/1820-12 sayılı içtihadında da askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak maksadı ile yapılan her türlü hilenin As.C.K.nun 81nci maddesinde yazılı suçun tekevvünü için kafi olduğu belirtilerek, neticenin meydana gelmesinin dahi şart olmadığı, sadece kast olunan neticeyi İstihsale elverişli olması gerektiği vurgulanmıştır.
Belirtilen nedenlerle, sanığın As. Hastanede verilen rapordaki 1 rakamını 2 yaparak 10 gün fazla izin kullanmış olması fiilinin As.C.K.nun 8linci maddesinde zikri geçen askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçuna vücut verdiği sonuç ve kanaatine varıldığından Mahalli Mahkemenin bu suçu izin tecavüzü olarak vasıflandırılmış olması kanuna aykırı görülmüştür.
SONUÇ VE KAKAR : Yukarıda açıklanan sebeplerle, tabip raporunda yaptığı tahrifatla fazla izin kullandığı sabit olan sanığın fiilinin askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Yerel Mahkemenin direnerek tesis ettiği mahkumiyet hükmünün sanığın temyizine atfen ve re'sen 353 Sayılı Kanunun, 221nci maddesine göre suç vasfı yönünden ve ancak müktesep haklara halel gelmemek üzere, BOZULMASINA,
31.03.1994 tarihinde Üyelerden Hak. Alb. D. DİNÇER ile Hak. Alb. F. CENGİZ'in suç vasfındaki muhalefetleri neticesinde OYÇOKUĞU ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy