(1632 S. K. m. 79)
Dosyada mevcut delil durumuna göre, sanığın 12 nci Mknz.P. Tug.Top.Tb.Kh.ve Srv.Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaparken, 28.1.1998 tarihinde 14.00-15.00 saatleri arasındaki Cephanelik Nöbetini tutmak üzere (I) Numaralı Nöbet yerine giderken yolda bir anda durup kendisini sağ omzundan yaraladığı konusunda hiç bir kuşku ve ihtilaf bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, müsnet suçun manevi unsur (suç kastı) yönünden oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Yapılan müzakere sırasında; sanığın her ne kadar cezai ehliyetinin tespiti için müşahede altına alınmasına gerek olup olmadığı konusunda Mahkemece Bilirkişi mütalaasına başvurulduğu ve Bilirkişi tarafından müşahedeye gerek olmadığı tespit edilmiş ise de; sanığın askerlik öncesinden bu yana on senedir ruhsal sıkıntılar çektiğini beyan etmesi, tanık anlatımlarıyla da saptanan bir takım garip davranışlarda bulunması ve ayrıca temyiz sebebinin doğrudan doğruya cezai ehliyet araştırmasının yetersizliğine ilişkin olması dikkate alınarak, sanığın nörolojik ve ruhsal yönden gözlem altına alınmasını müteakip düzenlenecek sağlık kurulu raporundan sonra, sanığın suç kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmesi üzerine, öncelikle davada noksan soruşturmanın mevcut olup olmadığı konusunda yapılan oylamada, oyçokluğu ile davada noksan soruşturmanın bulunmadığına karar verildikten sonra esasla ilgili olarak sürdürülen inceleme ve müzakere sonunda;
Başsavcılık Tebliğnamesinde de belirtildiği gibi; savunmalarında sürekli olarak cin ve perilerle uğraştığını, ruhsal sıkıntı içinde olduğunu, bu durumunun on senedir devam ettiğini, kendisini silahla yaralaması olayının nasıl olduğunu hatırlamadığını ileri süren sanığın, olay öncesinde de Birlik içinde müteaddit kez baygınlıklar geçirdiği, kendini kaybettiği, 4-5 kişi tarafından zor zapt edildiği, uyurken kafasını farkından olmadan ranzanın köşe demirleri arasına sıkıştırdığı, kendisini 4 Nolu nöbet yerine yakın yerdeki uçurumdan aşağıya yuvarladığı, gece koğuştan kaçıp, yalınayak, kar üzerinde Şehitliğe doğru koştuğu, sanığın buna benzer bir takım garip davranışlarda bulunduğu konusunun yeminli tanık anlatımları ile saptanmış bulunması, keza sanığın Askerlik hizmetinden kurtulmak istediğine veya askerliği sevmediğine dair hiç bir delil ve emarenin tespit edilmemiş olması karşısında, sanığın olay günü, kendisini omzundan yaralarken, askerlikten kurtulmak amacına yönelik özel bir suç kastı ile hareket ettiğine dair tam bir vicdani kanaate varılamadığından, müsned suçun manevi unsur yönünden oluşmadığı sonuç ve kanaatine oyçokluğu ile varılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy